Zengin mahallelerinde pencereler açık bırakılırmış… Dergi soruyor, “Zengin İnsanlar Neden Pencerelerini Kapatmıyor?”. Enerji Bakanlığı ise yaz kış açık kalan pencere (ve kapıların) neden olduğu enerji faturlarından dertli… Zenginlerin pencereleri açık bırakmasının bir nedeni 12 ay temiz hava alabilmek içinmiş; yazın klima, kışın kombi son derecede yanarken açık kalan pencereler hava sirkülasyonunu sağlıyor ve ev havasını
Zengin mahallelerinde pencereler açık bırakılırmış… Dergi soruyor, “Zengin İnsanlar Neden Pencerelerini Kapatmıyor?”. Enerji Bakanlığı ise yaz kış açık kalan pencere (ve kapıların) neden olduğu enerji faturlarından dertli…
Zenginlerin pencereleri açık bırakmasının bir nedeni 12 ay temiz hava alabilmek içinmiş; yazın klima, kışın kombi son derecede yanarken açık kalan pencereler hava sirkülasyonunu sağlıyor ve ev havasını her daim temiz tutuyormuş… Ne lüks ama… Buna benzer bir şeyi Türkiye’de bazı devlet dairelerinde görmüştüm. Pencereyi ve klimayı aynı anda açık tutan memure, “ısıyı ancak böyle ayarlayabiliyorum. Pencere kapanınca fazla soğuk oluyor” demişti. Ancak aynı memurenin evinde böyle yaptığını sanmıyorum…
Kimi Amerikalılar ise temiz havadan ziyade böyle davranmayı seviyormuş… “Açık bir pencere, kavisli bir kanepenin karşısındaki düz ekran TV’nin parıltısı veya mermer bir mutfak adası ve bir avize…” Yarı açık bırakılmış bir perdeden sokaktan geçene ikram edilen bir göz sefası…
Açık pencereler, sessizce Amerika’daki varlıklı evlerin olmazsa olmazı haline geldi. Öyle ki New York şehrinin en zengin mahallelerinden Brooklyn Heights’de “perdesiz ve açık pencereler” herkesin bildiği yazılı olmayan kurallardan biri haline gelmiş…
Amerikalıların (ve İngilizlerin) perde konusunda bizim kadar hassas olmadıklarını biliyorum. Türk aileleri için perde “namus” gibidir. İlk önce perdeler alınır ve pencereler sıkı sıkıya kapatılır… Güneş perdesi, tül perde, gece perdesi, süs perde ve diğerleri. Pencerede üç perde olmazsa Türk kadını rahat edemez. İngiltere’deki öğrencilik yıllarımda pencerelerde genelde tek perde olduğunu ve bunun da pek kapatılmadığını görünce şaşırmıştım… Akşamları eve dönerken ilk kat pencereleri İngiliz aile hayatının mahremini gelen geçene gösteren ekranlar gibiydi. Ama o yıllarda pencereleri fora yaşayanlar genelde fakir ailelerdi. Şimdi ise zenginler de bu modaya uymuş…
Bu fenomen en çok şehirlerin varsıl bölgelerinde görülse de, zenginlik ile açıkta kalan pencereler arasındaki bağlantı Amerika Birleşik Devletleri’nin her yerine uzanmaya başlamış. Çoğu insan hala gölgeliklerini kapatıyor, ancak ABD Enerji Bakanlığı için yapılan büyük bir araştırmaya göre, 150.000 dolardan fazla kazanan Amerikalıların pencereleri açık bırakma olasılığı, 20.000-29.000 dolar arasında kazananlara göre neredeyse iki kat daha fazlaymış… Gelir ölçeğinde yukarı ve aşağı doğru kayarken çizgi düzgün değil, ancak genel eğilim açık: Perdeleri çekme veya çekmeme seçimi kısmen sınıfa göre belirleniyor… Üst sınıftansanız pencereleri ve perdeleri açık bırakıyorsunuz…
Penceleri kapatmamanın bazı pratik faydaları var şüphesiz; Bunların başında doğal ışık geliyor… Yaz kış odanıza doğal ışık düşüyor ve manzaranız hiç kısıtlanmıyor… evinizin için olduğundan daha büyük ve ferah görünüyor… içiniz açılıyor… Kış aylarında kullandığımız “eve kapandık” tabirini daha az kullanır oluyorsunuz… Camlar hep açıksa evinizde taze ve temiz hava da hep oluyor… Kış aylarında hastalıkların yayılmasının en önemli nedeni kapalı mekanlara tıkılmak. Pencereler daha az açıldığı için yeterince havalandıramadığımız evlerimiz, hastalıklara davetiye çıkarıyor… Zenginseniz böyle bir sorun yok; aç kaloriferleri ya da yak şömineyi dışarıdan gelen soğuk havaya aldırma, aldığın her bir soluk bile fakirlerinkinden farklı olsun… Diğer taraftan açılan her pencere daha fazla enerji sarfiyatı demek. Yani odadaki hava temiz kalırken tüm dünya kirleniyor, kimin umurunda…
Alt ve orta sınıflar bunu yapamıyorlar çünkü pencereyi açmak bir maliyet ve mahremiyet meselesi… Varsılların maliyeti önemsemedikleri açık… Mahremiyete gelirsek zenginlerin evleri nispeten daha büyük ve bu mahallelerde evler daha seyrek… sokakla aralarındaki mesafe daha uzun olduğundan zengin evlerini “dikizlemek” fakir evlerininkine göre daha zor… Bu nedenle dışarıdan bakan meraklı gözler için daha az endişe ediyorlar. Gerçi mahremiyet ABD ve Batı Avrupa için sorun olmaktan çıkalı çok oluyor; insanlar yaşamlarını sergilemkten çekinmiyorlar artık…
Orta sınıf içinse en önemli kaygı hala maliyetler… Bırakın açık pencereyi açık perdeler bile doğalgaz faturasını epey artırıyor… Yazları pencereleri ve klimayı aynı anda açmak ise Amerikan orta sınıfı için bile hala müsriflik düzeyinde masraf demek.
Maliyetleri alt ve orta sınıftan daha çok düşünen biri daha var, o da Amerikan Enerji Bakanlığı. Zenginlerin kapı pencere açık yaşama fantazisi enerji harcamalarını patlatıyor ve elbette küresel ısınmaya da korkunç bir yük getiriyor.
Tüm dünyada insanlık, karbon emisyonunu azaltmak için çabalarken Amerikan varsıl mahallelerinde her geçen gün daha fazla evin pencereleri açılıyor… Açık pencereler bir statü sembolü haline geldikçe zenginlere özenen orta sınıflar da pencerelerini aralıyor… Görünen o ki bu moda yakında bize de gelir ve İstanbul’da pek çok evin pencereleri ve perdeleri aralanır… Hırsızlar için güzel, insanlık için düşündürücü bir haber.
