Avrupanın tercihi

Kuruluşundan bugüne kadar birçok zorlu dönemden başarı ile geçmeyi başaran Avrupa Birliği, son günlerde yine çok önemli ve zor bir imtihanla karşı karşıya.

Brexit, ortak savunma birliği, mülteci sorunu vs. gibi krizler eşliğinde belkide tarihinin en önemli seçimini gerçekleştirecek.

Demokrasi, insan hakları, eşit gelir dağılımı ve sosyal adalet gibi kavramlar üzerinde kurulup ilerleyen, büyüyüp yükselen birlik üyesi ülkeler bu hafta sonu vekillerini Avrupa parlamentosuna  gönderecekler.

Daha önceki seçimlerde çok da ilgili olmayan Avrupa toplulukları bu kez işi daha sıkı tutuyorlar.

Örneğin Almanya’daki devlet kurumları resmi yazışma ve dökümanlarına seçimi hatırlatan sloganları yükleyerek seçimlere dikkat çekiyorlar.

Sivil toplum kuruluşları da örneğin “Diesmal wähle ich- this time İ am voting” portal etrafında toplananlar gibi, hem sosyal medyada hem de bizzat sahada çalışmalar yürütüyorlar.

Çok aktif olamasam da, Avrupa birliğinin bugünün dünyasında stratejik konumu ve işlevini gören ve kabul eden birisi olarak ben de bu platforma üye oldum.

Vatandaşların bilgilenme ve bilinçlenmesini hedefleyen güzel paylaşım ve faaliyetler yürütülüyor.

Türkiye kökenli Avrupa Birliği vatandaşlarının seçimlere ilgisi ise her zamanki gibi çok düşük seviyelerde. İçinde yaşayıp günlük, aylık, yıllık politikalarından birebir etkilendikleri bir oluşum maalesef, onların ilgisini anavatanlarındaki, kendilerini çok daha az ilgilendiren seçimler kadar çekmiyor. Üstelik Türkiye kökenli adaylar da bu Avrupa seçimlerinde eskiye oranla daha çok boy gösteriyor olsalar bile.

Avrupalılar için de durum pek farklı değil aslında. Desteklediği partinin Avrupa bağlamındaki politikalarından haberdar değil pek çoğu. Hatta bu yüzden Wahl-O-Mat tarzı online aday seçme aygıtları pek ragbet görüyordu. O da eşit yarışma düsturunu ihlal etti bahanesi ile mahkemece yasaklanınca artık seçmenler neredeyse piyango tarzı bir seçim gerçekleştirecekler.

Neticede tarihte olmadığı kadar birlik içinde olan, bir o kadar da iç ve dış barışı sağlamış bir ekonomik, sosyal ve politik birlikten bahsediyoruz. Hal böyle olunca hatası ile sevabı ile önümüzde zor bir seçenekler tablosu var. Bir yanda yükselen Aşırı Sağcı tehdit, diğer yanda ise uçlara doğru kayan bir merkez sağ ve sol da sözkonusu. Çevreci politikalara verilen önem, savunmaya atfedilen kadar büyük değil.

Böyle bir ortamda herkesin kafası karışık.

Meseleyi ya hep ya hiç gibi görenler de yok değil. Birliği birlik yapan temel değerlere atıfta bulunup bu noktaları nazara verenler de daha pragmatik boyuttalar.

Elhasıl, akılcı bir yaklaşımla bakınca, ki politikada duygusallık kesinlikle zararlı, Avrupada birliğe her zaman olduğundan daha fazla ihtiyaç var.

Sadece bünyesine milyonlarca göçmeni alması bile bunun delili. Düşünsenize, böyle bir birlik olmasaydı bu göçler daha dramatik bir hal alabilirdi. Üstelik cadı kazanı gibi kaynayan dünyada, sözde seçilmiş çılgın liderler sebebi ile süper güçler çoktan 3. Dünya Savaşına girmişlerdi bile. Avrupa Birliği bu anlamda da denge unsuru oldu. Barış dedi, insan hakları dedi, hak dedi, adalet dedi, güven verdi, pek çok mazlumun da umudu oldu, olmaya da devam ediyor.

Eğitim kalitesi açısından da pek çok gencin rüyası olmaya devam ediyor. İnsana verilen bu önemin yanında  hayvanlara ve çevreye verilen önem de takdiri hak ediyor.

Eğrisi ile doğrusu ile, hatası ile yanlışı ile böyle bir birlik dünya barışı adına çok önem arzediyor. Bu açıdan da rengi ne olursa olsun her türlü desteği hak ediyor.

- Reklam -

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

20 − 13 =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.