Kadına yönelik şiddet ve militarizm bağlantısı

Kadına yönelik şiddet yeni bir olgu değil. Ataerkil yaşam sisteminin inşaa edildiği ve kadının erkeğin mülkü olarak görüldüğü zamanlardan, yani binlerce yıl öncesinden günümüze kadar var olan ve ortadan kaldırmayı bırakın, son yıllarda gittikçe yükselen bir durum.

Bu şiddetin en önemli sebeplerinden biri ise kurumsallaşmış, resmi olan şiddet aracı ordu ve militarizmdir. Militarizm de her daim bir öteki vardır. Bu öteki bir birey, etnik grup veya başka bir devlet olabilir. İstediğini elde etmek için güç kullanmak bu anlamda izin verilebilir bir durumdur. Bizler kadına yönelik şiddete karşı birlikte hareket ettiğimiz erkeklerin, ötekine karşı güç teorisi, askeri harekatlar ve kadına yönelik şiddet saldırılarının arasında bir bağ olduğunu anlamamız gerekmektedir.

Militarizm iki gurup arasında ki farklılıkları vurgulayarak bir öteki yaratmaya dayalı olan teori olmadan ayakta kalamaz. Bu anlayış militarizmin var olma sebebi, yaşam kaynağıdır. Bu nedenle ötekinin “daha aşağıda” olduğu savunulur ve öteki ya korunur, ya yok edilir.

Çok iyi bilindiği gibi açıkça veya üstü kapalı şekilde kadınlar “öteki”dir.
Sonuç olarak kadınları ve kadınlığın tüm yönlerini kontrol altında tutmak ve aşağılamak bu düşünce açısından gereklidir. Kadınlar sonuçta erkeklerin mülkü olarak değerlendirildiği için, kadına tecavüz savaşlarda karşı tarafta ki erkeklerin, erkeklik onurunu kırmak içindir.

Bu yüzden savaşlarda kadınlar hedef haline gelir. Kadınlara saldırmak, tecavüz, cinsel saldırının her biçimi her savaşın veya çatışmanın önemli bir parçasıdır. Kadınlar saldırılabilecek, çalınabilecek ve leke sürülecek, düşmanı kadınlaştırmanın, küçük düşürmenin bir aracı haline gelir.

Savaş koşulları ve güçlü militer yapılar erkeklerin şiddet eylemlerini besler.
Bu anlamda ”25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele’de,” militarizmi, savaşı ve savaşa bağlı siyaseti, medyayı, toplumun militarizme bakış açısını, devletin eğitim sisteminde militarizmi nasıl ele aldığını da tartışmak, konuşmak zorundayız.

Ve en önemlisi bu konuda benzeri talepleri olan “vicdani red” grupları, “barış aktivistleri” gibi gruplarla birlikte kadına yönelik şiddetle mücadele etmeli, çocuklarımızı barış yanlısı ve savaş karşıtı olarak eğitmeli, bu yönde destek talep etmeliyiz.

Savaşlar, işgaller olduğu sürece sadece koruyucu yasalarla bu erkek şiddetini de, eşit yaşamı da sağlayabileceğimizi sanmıyorum.

- Reklam -
Önceki İçerik“Kurbağa Prens“ oyununa indirimli bilet
Sonraki İçerikHükümet 50 milyar euro verecek

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

5 × four =