İyi iletişim iyi evlilik getirir…

İnsanlar arası her türlü ilişkinin kalitesi iletişimin kalitesi ile ölçülür. İletişim becerimiz; evlilik, iş ve sosyal hayatımızdaki  tüm ilişkilerimizin kalitesinin ve seviyesinin çok önemli bir  göstergesidir.

Malesef toplumumuzda iletişim karşımızdakini ikna etmek ve onun üzerinde etki bırakmak olarak algılanmakta. Oysa gerçek iletişim “kendini ifade etme” odaklı olmalıdır.

Şayet “ikna” amaçlı ya da “etki” amaçlı bir  iletişim anlayışına sahipseniz, o iletişimin sonunda öfke, kin, nefret ve hertürlü şiddet kaçınılmazdır.  Sadece “kabul ettirmek” ve “ikna etme odaklı” iletişim kuran eşler kendi aralarında sohbet edemedikleri ve güncel konularda paylaşım yapamadıkları görülmektedir.

İnsanlar Konuşarak Anlaşabilir…

İyi iletişim, iyi evlilik demektir. İyi bir iletişim için öncelikle konuşabilmek ve konuşulanları anlayabilmek gerekir. Konuşulanları anlayabilmek için de iyi bir dinleyici olmaya çalışılmalıdır. Söylemek istediğinizi dolambaçlı yollara sapmadan, açık ve net olarak ifade etmesini öğrenin.

Eğer dinleme ve konuşma konusunda sorun yaşıyorsanız eşinizle birlikte kişisel gelişim ve iletişim kurslarına gidebilirsiniz. Günümüzde bu konularda faydalı olabilecek eğitici kurslar ve uzman danışmanlar bulmak mümkündür.

Evlilik ilişkinizin sağlamlığını ve eşinizin sevgisini, saygısını, sadakatini, sabrını, hoşgörüsünü test etmeye çalışmayın. Bu konular üzerine asla oyun oynamayın. Eşinizle aranızda güç savaşı olmamalı. Bunun yerine evlilik ilişkinizin huzuru ve mutluluğu için yeterli zamanı ve çabayı harcayıp harcamadığınızdan emin olun.

Eşinize önemsendiğini ve sevildiğini hissettirin. Bunun için büyük şeylere gerek yoktur. Gün içinde edeceğiniz iltifatlar, telefonla dahi olsa göndereceğiniz mesajlar, söyleyeceğiniz güzel sözler ona kendini çok özel hissettirecektir. İlişkinizi daha iyiye taşımak için, evlilik konusunda sizden daha tecrübeli kişilerden tavsiye almaktan çekinmeyin. Eğer evlilik ilişkinizin olumlu biçimde etkileneceğinden eminseniz, ne değişimden ne de kendinizi değiştirmekten korkmayın.

Sağlıklı İletişim İçin…

İletişim “ikna etmek” ve “kabul ettirmek” amaçlı olmamalıdır. İletişim, özellikle eşlerin evlilik ilişkilerindeki sorunların çözümü için en temel ortak bir anahtardır. Ekonomik, sosyal, duygusal, cinsel … vb. yaşanan tüm evlilik sorunları isterlerse sağlıklı bir iletişim ile eşler tarafından çözülebilir.

Kendi aralarındaki iletişimi düzeltemeyen eşler, farklı dış etmenler ve desteklerle sorunu çözmeye çalışırlar. Daha çok para kazanmak, araba, ev, alışveriş kalitesini arttırmak vb. etmenler eşler arası ilişkinin düzelmesini değil, ancak evliliğin konfor düzeyini arttırabilir.

Bu gibi dış etmen ve destekler; iyi giden ve belli sorunların çözüldüğü evliliklerde yapıcı etki yaparken, kötü giden evliliklerde kişilere boşanma isteği ve gücü verebilir. Evlilik içindeki iletişim sorunu, dış destek kaynakları ile değil, iki eş arasında karşılıklı olarak çözülmeye çalışılmalıdır. Çözülemiyorsa beraber uzmandan destek almaları gerekir.

Zamanında çözülemeyen problemler ileride büyük problere sebep olabilir. Arabamızdan gelen küçük bir sese kulak verip, bu sesi gidermeye çalışmazsak belli bir zaman sonra bu sese alışırız. Bu da büyük arızaların çıkmasına neden olur.

İyi Bir İletişim İçin Eşler ÖNYARGILARIYLA Yüzleşmelidirler…

İletişimin evlilikte sorunlu olmasının en önemli nedeni; eşlerin birbirlerine olan önyargısı ve etiketlerinin  ürünüdür. Birbirleri hakkında negatif/olumsuz algılara sahip olan eşler, sigorta attıran konularda çok kısa zamanda kontrolden çıkarlar. Negatif/olumsuz algıların nedenleri; eşlerin birbirinin zihnini okuması ve söylenene değil, onunla ilgili aklından geçene inanmasıdır.

Sağlıklı İletişim “GÜVEN” Duygusuna Bağlıdır…

Eşler birbirlerine güvenmezler, anlaşabileceklerine inanmazlarsa konuşmalar kısa, emir-i vaki ve içeriğinde de duygu barındırmaz. Birbirine güvenmeyenler, birbirinin söylediklerine de güvenmezler. Güvenin oluşması için mutlak olarak “özeleştiri”, “özür dileme” ve “hatayı kabullenme” gerekir.  Birinin güvenini kazanmak istiyorsak, haksız ve hatalı olduğumuz noktalarda, onu kaybetme ihtimali olsa bile; özür dilemeli, hatasını kabul etmeli ve özeleştiri yapmalıyız.  Olayların üstünü kapatarak sorunlar çözülmediği gibi daha çok  önyargılar ve güvensizlikler oluşur.

Hatalarını kabul etmeyen ya da kendi hatalarını eşinin hatalarıyla kapatmaya çalışan kişiler, her geçen gün daha fazla iletişimi bozan taraf olur. Mesela, eşinizin eve geç gelmesi, sizin hakaret etmenizin nedeni olamaz.

İkisi ayrı birer hatadır.  Ayrıca bir hatanın bedelini onun canını acıtarak ödetirseniz, ödeşmiş olmaz ve özür dileme gereği oluşmaz. Başkasının canını acıtarak, kendi  canınızın acısını azaltmaktan vazgeçmeliyiz. O halde  sağlıklı bir  iletişim için, hatalarımızı kabul etmeli, haksız olduğumuz noktalarda da karşıdakinden özür dilemeliyiz.  “Ama…”, “Veya”, “Sen de şöyle yapmıştın…” kalıplarını kesinlikle kullanmamalıyız.

Değişim İçin “FARKINDALIK” Şart…

İyi bir iletişim için; iki tarafın “olduğu gibi kabullenildiği” duygusu yaşatılarak olumsuz davranışları için “farkındalık” sağlanmalıdır.
Eşlerin birbirini zoraki ve baskı ile değiştirmeye çalışmak, beyhude bir çabadır. Ama “zarar veren bir davranışı” var ise bunu inandığı ve mantıklı bulduğu için değiştirmeye çalışabilir.

Değiştirmeye çalışmak konusunda ne kadar ısrar ederseniz, karşıdaki  de değişmemek için bir o kadar direnç gösterir. İletişimde “sorunlu davranış” varsa amaç onu değiştirmek değil, olumsuz davranış hakkında “farkındalık” sağlamak olmalıdır. Siz fark ettirin, ama ısrarcı olmayın.

Eşinizin davranışının farkında olmasını sağlamak zordur. Bu konuda en etkili yöntem; yumuşak uslup ve duygu içerikli cümlelerdir. Bağırarak,  öfkelenerek kendinizi anlatamaz ve kimseyi de değiştiremezsiniz. Zoraki değişmeler; korku dolu  telkinler, istediği ve inandığı  için değil korktuğu için yapılmıştır. Cesaretini topladığında da değişimi bırakacaktır.

“Farkındalık” sağlayabilmek için “emir” cümleleri kullanmamalıyız. Daha çok o davranışın bizim üzerimizdeki olumsuz etkisini, nasıl etkilendiğimizi, kırıldığımızı, üzüldüğümüzü belirterek ifade etmeliyiz. Mesela; “Sesini yükselttiğinde çok korkuyorum, çok üzülüyorum, beni sevmediğini düşünüyorum…” gibi.

Burada dikkat edilmesi gereken esas nokta, bu durumun zaman alan bir süreç olduğudur. Birkaç deneme ile sonuç almak mümkün olmayabilir. Çünkü hem o buna alışık değil, hem de siz alışık olduğunuz iletişim kalıplarınızın dışında yeni bir iletişim kalıbı oturtmaya çalışıyorsunuz. O sizin samimiyetinizi sorgular, siz ise sabrınızın zorlanması ile savaşırsınız.

Sıkıntıları, hataları ve olumsuz davranışları söylerken şu iki yolu izleyebiliriz. Bu davranışın bizim üzerimizdeki olumsuz etkisini “BEN DİLİ” kullanarak söylemeliyiz. Nasıl davranmasını istediğimizi, beklentilerimizi açık ve net olarak söylemeliyiz. Evlilik hayatında sağlıklı iletişim için; eşimizi değiştirmeye değil,  bizim hoşumuza gitmeyen  “olumsuz davranışının” “farkında olmasına” çalışmalıyız.

Eşler Aralarında “ORTAK DİLİ” Bulmalı…

Evlilik hayatının iki farklı cinsiyetin, farklı yetişme tarzı ve kişilikleri ile bir arada yaşamı paylaşma olduğunu kabul etmeliyiz. Eşler birbirleri ile güç savaşına girmemeli. İletişim için ortak dili bulmaya çalışmak; bu ortak dilin ise aynı kelime veya üslup değil, birbirinin hassasiyetlerini gözeten  şekilde olmasını sağlamak gerekir.  Esas olarak da iki taraf, birbirinin “bamteline” basmamalı, “sigorta attıran kelimelerden” kaçınmalıdır.

İletişimde esas olan hırs ve intikam tatmini değil; sorun çözmek, rahatlamak, karşıdakini anlamak ve kendini ifade etmek olmalıdır.
Evlilikte iletişim kurulmadan önce kendimizi sorgulamalıyız…
“Konuşmakta ki amacım ne?”
“Hangi sonuca ulaşmak istiyorum?”
“Onun beklentileri nedir?”
“Onun haklı olduğu, kırıldığı noktalar nedir?”  gibi sorular ile kendimizi test etmeliyiz.

İletişimde amaç egomuzu tatmin etmek, haklılığımızı vurgulamak olmamalıdır. Haklı olmamız iletişimde her şeyi söyleme hakkına sahip olduğumuz anlamına gelmemelidir. Çünkü haklı olmak ve devamlı buna sığınmak, bunu silah olarak kullanmaktır. Oysa sürekli haklı olmak, evlilikte sizi mutlu kılmaya yetmez.

Dinlemek; Anlamanın İlk Şartıdır…
İletişimde hep “konuşmak” üzerine odaklanmak hatadır. İletişimde gözden kaçan önemli yol ise “dinlemedir”. “Biz konuşamıyoruz…” diyen eşlerin evliliklerini incelediğimizde “az dinleme, çok konuşma ve aralarında haklılık savaşı” olduğunu görürüz. Oysa iletişimde esas olan dinlemektir. Bağırmalar, gürültüler ve kavgalarda esas neden; “dinlenmemektir.” İki kişi kavga ediyorsa dikkat edin aynı anda konuşuyorlardır. O halde sağlıklı iletişim sırayla önce “dinlemek” sonra da “konuşmak” şeklinde olmalıdır.

Dinlemek; konuşmak için sırasını beklemek değil,  “söylenenin içindeki mesajları” almak olmalıdır. Bazen siz konuşursunuz o susar. Sonra bir bakarsınız hiç dinlememiş gibi  sorular sorar. Oradan da anlaşılacağı üzere “aktif dinleme” değil, “pasif dinleme” yapılmıştır. O halde sağlıklı iletişimde dinlemek; anlamanın ilk şartıdır.
MUTLU ve HUZURLU EVLİLİK, SAĞLIKLI İLETİŞİM İLE MÜMKÜNDÜR….

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

5 + five =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.