“Normalleşmeye” psikolojik hazırlık…

Uzun bir zamandır salgın sürecini yaşadık. Bu süreç kendimizi, ailemizi, işimizi, sosyal yaşam anlayışımızı ve belli alışkanlık ve davranışlarımızı az etkileyerek duygusal ve psikolojik değişimlere de neden oldu. Bu değişimler kişiden kişiye farklılık gösterse de genellikle ani değişim ve belirsizlik sürecinin insanlarda kaygı, korku ve tedirginlik oluşturması da gayet doğaldır.

Eski normal hayatımızdan, izole olmaya gayret gösterdiğimiz “evdekal” ve “sosyal mesafeyi koruma” sürecine geçiş tabii olarak kolay olmamıştır. Çünkü insanın doğası da tıpkı fizikteki “eylemsizlik” tanımına benzer şekildedir. Yani var olan yaşamımı, düzenini korumak ve devam ettirmek eğilimindedir.

Peki tam bu izole olma, kendimizi koruma sürecine alışmışken, hele ki salgın tüm dünyada daha tam olarak bitmemişken belirtilen normalleşme adımlarına yönelik psikolojimiz hazır mı?

Öncelikle korku insanın doğasında olan ve kendi yaşamını devam ettirmesi için gereken bir duygudur. Korku duygusu olmadan kendimizi korumaya yönelik tepkiler veremeyiz. Bu süreçte de salgın devam ederken hele ki bu salgının ölümcül olduğunu düşündüğümüzde varoluşsal olarak ölüm korkumuzun tetiklenebilmesi gayet normaldir. Yani insanların şu anda normalleşmeye yönelik verilen kararlara temkinli yaklaşması da anormal bir durum değildir.

Bir yandan eski yaşantımıza dönmek isterken bir yandan da tüm bu yaşanan sürecin etkilerinin ve tehlikenin hala devam edebilecek olması bizde mutluyken karamsar, neşeliyken kaygılı, arzularken kaçınma gibi zıt duygular yaşatabilir.

Eskiden kafeye, lokantaya gitmek bizim için bir ödül ve haz kaynağı olabilirken bu süreçten sonra aynı zamanda korku ve stres kaynağı da olabilir ki bu da normaldir. Bu açıdan her durumda olduğu gibi bu süreçte de geçişlerin aşamalı ve basamak basamak olması psikolojik uyum noktasında daha olumlu olacaktır.

Şu anda belirtilen “Kontrollü Sosyal Hayat” aşamasına geçiş döneminde elbette ki sıkıntılar yaşanacak ve uyum sağlamak kolay olmayacaktır. Normal şartlarda ki çalışma düzeni, günlük koşuşturmalar stres ve kaygıyı tetikleyebilir. Çünkü her geçiş süreci bir takım ruhsal stres kaynaklarını harekete geçirebilmektedir. Stresle ve kaygılarımızla baş edebilmenin en önemli unsuru elimizde olanı fark ederek yapabilecek ve değiştirebileceğimizi belirlemek ve alabileceğimiz önlemleri almaya çalışmak olacaktır.

Her düşünce ve duygumuzla barışık olmasını öğrenmemiz ve bilmemiz gerekir. Mutsuzluk, kaygı, öfke veya korku duygusu yaşadığımız anları fark etmeli ve duyguların hangi düşüncelerden kaynaklanabileceğini ve bu düşüncelerin gerçek ya da gerçek olmadığını belirlemeye çalışabiliriz. Elbette ki bir gün bu yaşanan sıkıntılar bitecektir. Ancak bu süreçte yaşadığımız duyguların psikolojik yansımaları bir müddet sonra da görülebilir.

Tabi ki psikolojik yansımalar bireylerin kişiliklerine, aile yapılarına, dışavurumlarına, psikodinamik etkilere, varsa kayıp ya da ayrılık durumlarına göre farklı olarak şekillenebilmektedir. Bu süreçten sonra kimi bireylerde kaygı tetiklenebilir, kimi bireyler daha da çökkünleşebilir. Kimi bireyler çok etkilenmezken kimi bireyler bu süreçten daha da güçlenerek çıkmış da olabilir. Psikolojik rahatlama için gelecek adına planlar yapmak ve bunların gerçekleşebilmesi için hayaller kurmak iyi bir yöntem olabilir.

Normalleşmeye Giden “Psikolojik Uyum” Aşamaları…

Birinci Aşama… Bu aşamada pandemi döneminin biteceği ve normal yaşamımıza geçeceğimizi kendimize hatırlattığımız ve inandığımız aşamadır. Normal yaşama geçerken zorlanmamak için kazanmış olduğunuz yeni alışkanlıklarımızla birlikte, yaşamın diğer alanlarına getirdiği yeniliklerin hayatınızı etkileyecek olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca fiziksel hareketlilik, beslenme ve uyku düzeninin normal yaşam düzenine uygun formata getirmemiz gereken dönemdir.

İkinci Aşama… Hastalıkla ilgili tedbirlerin hala devam ettiği ancak bizlerin evden dışarıya çıkabildiğimiz ve hayatımızı normal şekilde devam ettirirken tedbirlerin de sürekli göz önünde bulundurulduğu aşamadır. Bu aşamada korku, öfke, kaygı ve stres duyulabilir. Normal hayatın içinde olsak da ilişkiler pandemi öncesi dönem gibi olmayabilir. Öksüren birini görünce kolayca kaygılanabileceğimiz tedbir aşaması. Tehlikeli algıladığımız durumlara karşı tedbirler ve dikkat etme hala önemlidir.

Üçüncü Aşama… Bu aşamada yasakların çoğu kalkacağı ve hijyenin önemini sürdürüyor olacağı için; ruhsal olarak da tehlike algısının azalmış olması beklenebilir. Kişilerin belirsizlik algısı yerine planlı yaşama gündeme gelebilir.

Dördüncü Aşama… Yaşamın tamamen normale döndüğü aşamadır. Bu aşamada uyum sorunu yaşayanlara sorunu çözmek için şunlar önerilebilir…

  • Günlük yaşamında öncelikle zor ve karmaşık olanı değil daha kolay, anlaşılabilir ve sakin faaliyet, görev, amaç vs. tercih etmelidir. Aşamalı olarak daha büyük hedeflere gidilmelidir.
  • Herkes kişisel özelliklerine göre kendi düşünce ve duygularını ifade etmeli ya da ifade etme gayretini göstermeli ve yollarını aramalıdır.
  • Problem, istek ve ihtiyaçları net olarak tanımlamalıdır. Çözüm odaklı ve alternatif yollar aramaya açık olmalıdır.
  • Zaman yönetimini iyi yapmalıdır. Dinlendirici gece uykusu ve sağlıklı-düzenli beslenme alışkanlığının önemini fark etmelidir.
  • Sosyal yaşamdan uzaklaşmamalı ve şartlarına uygun hobilere yönelmelidir.
  • Açık havada düzenli yürüyüş, bisiklet sürme vb. fiziksel aktiviteleri yapmalıdır.

Sevdiklerimizle beraber bütün insanların sağlıklı ve huzurlu günler yaşaması temennisiyle…

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

four + 14 =