- Reklam -

Her insan huzurlu ve mutlu bir aileye ait olmak ister. Temel bedensel ve duygusal ihtiyaçlarımızı karşılamak, paylaşmak, kendimizi güvende hissetmek,  gelişmek ve olgunlaşmak için mutlu ve huzurlu bir aile ortamı herkes için gereklidir.

Ancak aile, sadece bireysel varoluşun ve gelişimin değil, aynı zamanda sağlıklı ve huzurlu bir toplum olabilmenin de gereğidir. Çünkü; aile, toplumun temeli ve en küçük birimidir. Nasıl temeli sağlam olmayan binalar en küçük sarsıntıda yerle bir oluyorsa, sağlıklı ve huzurlu bir aile ortamına sahip olmayan toplumlar da en küçük sosyal ve ekonomik krizde dağılmaya mahkumdur.

İyi bir aile olmak demek; mutlu ve huzurlu bir ortamda, sağlıklı ilişkiler yaşayan aile üyelerinin temel fiziksel, duygusal, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Eşlerin mutlu ve huzurlu bir aile ortamı için dikkate almaları gereken bazı konu başlıklarını şu şekilde sıralayabiliriz…

Karşılıksız Sevgi..

Bir ailenin oluşumunda sevgi temel şarttır. Sevgisiz bir ilişki ve iletişimden huzurlu bir aile oluşturmak mümkün olamaz.

Bazı evliliklerde ilk başta eşler arasında derin bir sevgi bağı olmasa da birlikteliğin sağlıklı devamı için zaman içinde bunun geliştirilmiş olması gereklidir ki; çocuklarına da bu sevgiyi aktarabilsinler.

Anne ve babaların çocuklarına karşı sevgisi normalde koşulsuz ve neredeyse sonsuz bir sevgidir. Birbirini karşılıksız seven ve bu sevgilerini birbirine  gösterebilen eşlerden oluşan aile ortamında yetişen çocuk, en temel ihtiyacı olan sevgi ihtiyacını giderebilir.

Saygı ve Önemseme…

Aynı derecede saygı da aile bireylerinin temel bir ihtiyacıdır. Büyük küçük demeden birbirinin düşünce ve görüşlerine saygı duyulmalıdır.

Duygularına önem veren, özel ihtiyaçlarını anlayışla karşılayan, hoşgörülü davranan aile bireyleri “kişisel sınırları” farkına vararak  birbirlerine karşı nasıl davranmaları gerektiğini bilirler. İlişkiler korkuya, ezmeye, sömürmeye dayalı olmamalıdır.

Fiziksel ya da duygusal şiddet kullanılmayan aile ortamında aile üyeleri kendilerini değerli, onurlu ve anlamlı bulurak birbirlerinin özel yaşam alanına da saygı gösterirler. Her biri diğerinin sorunlarını, beklenti ve isteklerini fark eder; onu değerli bulup, önemsediğini her fırsatta göstermeye çalışırlar.

Güven ve Sadakat…

Ailede eşlerin birbirlerine her anlamda güvenmesi, kaygı ve endişeden uzak olmalarını sağlar. Gerek kadın gerekse erkek, eşine her anlamda güven duymalıdır ki aradaki sevgi ve saygı devam edebilsin.

Bunun sağlanabilmesi için eşlerin birbirine karşı dürüst davranmaları, gizli şeyler yaşamamaları ve tüm çabalarının ailenin birlikteliği doğrultusunda olduğunu gösterebilmeleri gerekir.

Eşler birbirine güven dolu olmalıdır ki  çocuklar da kendilerini aile içinde güvende hissedebilsin. Tüm fiziksel, duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının anne ve babaları tarafından şartlar dahilinde karşılanabileceğine, dış dünyanın zararlı etkilerinden ve tehlikelerinden korunabileceklerine inanmalıdırlar.

Dolaysız, Açık, Net, Ayrıntılı ve Dürüstçe İletişim…

Sağlıklı bir ailede iletişim; dolaysız, açık, net, ayrıntılı ve dürüstçe olmalıdır. Kişiler birbirlerine güvendikleri için kendi iç dünyalarını, deneyimlerini, duygu ve düşüncelerini herhangi bir kaygı duymadan tüm ayrıntılarıyla paylaşmak isterler.

Dürüst ve açıkça ifade edilen duygu ve düşünceler hor görülüp yargılanmadan kabul ve ilgi görür. Gerekirse üzerinde tartışılarak uzlaşmaya gidilebilir. Bu da cesaretle fikirlerin açıklanıp konuşulmasını ve  tartışılmasını sağlar.

Sağlıklı bir iletişimin olmadığı ailelerde bireyler, birbirlerine gerçekte değer vermedikleri ve güvenemedikleri için duygu ve düşüncelerini rahatlıkla paylaşamazlar.

Yanlış anlaşılma, kabul görmeme endişesi, bireyleri içe kapanık olmaya ya da bu ihtiyaçlarını aile dışından kişilerle gidermeye iter. Bu ailelerde iletişim dolaylı, belirsiz, gizli ve dürüst değildir.

Yalan çoktur. Savunucu iletişim yaygındır. En basit bir soru dahi saldırı, eleştiri, yargılama ve karşı düşünce olarak algılanır. Fikirler açıklığa kavuşmadan savunmalar başlar. Sonuçta kimse kimsenin gerçekte hangi duygu ve düşüncelere sahip olduğunu bilmeden, bireyler kendi yanlış algı ve kararları ile birlikte yaşamaya çalışırlar.

Ailede Değerler ve Kurallar…

Her ailenin kendine özel değer ve kurallara sahip olması aile içindeki karmaşayı önler ve ilişkilerin sağlıklı yürümesini sağlar. Eşler kendi ailelerinden taşıdıkları değer ve kuralları yeni ailelerinde de uygulamak isterler.

Bu durumda bazen kültürel farklılıklardan kaynaklanan çatışmalar yaşanabilir. Önemli olan her iki tarafı da memnun edecek tarzda ortak değer ve kurallar üzerinde uzlaşıya gidilebilmesidir.

Eşler kendi alıştıkları tarzda bir aile düzenini sürdürmek için eşini zorlamamalıdır. Her ikisi için de uygun olabilecek yeni bir değer ve kuralları yeni kurdukları ailelerinde uygulamak üzere uzlaşabilmelidirler.

Aksi takdirde eşlerden birinin kendini rahatsız hissetmesine rağmen güçlü tarafın ağırlığını koyarak uygulanan zoraki aile kurallarıyla çatışma ve sıkıntıların yaşanması kaçınılmazdır.

Aile kuralları açık ifade edilmeli, belirgin ve esnek olmalıdır. Bu kurallar tartışma konusu yapılabilir ve gerekiyorsa değiştirebilirler. Çocuklar aile değer ve kurallarını anlayabilecekleri yaşa geldiklerinde onlara açık ve net biçimde anlatılmalı.

Gerekçeleri açıklayarak sahiplenme ve benimsemeleri sağlanmalıdır. Çocukların aile değer ve kurallarını benimseme ve uygulamalarında anne-babaların  model olabilmesi çok önemlidir.

Anne ve babaların önemsemedikleri değerleri ve uymadıkları kuralları çocuklarına benimsetip, uygulatabilmeleri mümkün olmayacaktır.

Aile içi ilişkileri düzenleyen kurallar gizli, belirsiz, katı, tartışılamaz ve değiştirilemez olmamalıdır. Otorite durumunda olan kişinin keyfine göre tanımlanıp ve uygulanır değil, tüm üyelerin çıkarlarını gözetebilecek biçimde ve birlikte alınan kararlar doğrultusunda olmalıdır.

Ailede Sorumluluk, Paylaşım ve İşbölümü…

Evliliğin temel amacı, yaşamın acı tatlı getirilerini birlikte paylaşarak hayatta güçlü kalabilmektir. Evlilik, birbirinden her yönüyle farklı iki farklı cins bireyin zamanla ortak beğeni ve zevkler oluşturarak hayatın yükünü ve mutluluğunu paylaştıkları bir birlikteliktir. Bu birliktelik her iki tarafı da destekleyici, yapıcı ve geliştirici bir yapıda olmalıdır ki bireyler huzurlu ve mutĺu olabilsinler.

Evlilikteki birliktelik, bireyin kendinden başka bireylerin sorumluluğunu da üstlenmesini gerektirir. Kadın ve erkek toplumsal ve cinsel rolleri doğrultusunda ailenin sorumluluklarını paylaşır.

Bu paylaşım, bireylerin cinsel kimliklerine, kişisel özelliklerine, yeteneklerine uygun ve adil olmalıdır. Bencillikten uzak, sorumlulukların farkında, eşinin yüklerini azaltmada destek olup, gerektiğinde özveride bulunabilen çiftler arasındaki sevgi bağı her gün daha da güçlenir.

Aynı zamanda yaş ve yetenekleri doğrultusunda çocuklara da sorumluluklar verilmelidir. Paylaşım ve işbirliğinin öğretilmesinde model olunmalıdır. Aile içi ilişki, paylaşım ve işbirliğinin geliştirilmesi için tüm üyelerin birlikte olabileceği zamanlar belirlenerek ortak etkinlikler planlanmalıdır.

Örneğin akşam yemeklerine tüm ailenin birlikte oturması, birlikte televizyon seyretmek, bazı akşamlar televizyonsuz oyun, kitap okuma ve sohbet saatleri planlamak, hafta sonlarını ve tatillerini birlikte geçirmek gibi ortak paylaşım ve etkinlikler aile bağlarını güçlendirir.

- Reklam -
Önceki İçerik63 yaşındaki sürücü, aracıyla 6 tane radarı yıktı
Sonraki İçerikAvrupa dönerden mahrum kalmayacak
PDR- Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uzmanı, Aile ve Evlilk Danışmanı, Alman Psikologlar Derneği (BDP) Üyesi

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

6 − one =