Hz. Ali hakikatı

Asırlar geçse de adı anıldığında yürekleri titreten, safları keskinleştiren tek isim: Hz. Ali.

REMZİ KAPTAN 29 Mart 2026 YAZARLAR

Bir insan düşünün ki; zahiri manada Hakk’a yürüyüşünün üzerinden asırlar geçmesine rağmen adı anıldığında hâlâ yürek titriyor, bilinç bulanıyor ve saflar keskinleşiyor.

Tarih sahnesinden nice krallar, komutanlar, dini liderler ve bilgeler silinip giderken, Hz. Ali ismi her geçen gün daha gür bir seda ile yankılanmaya devam ediyor.

Bu sıradan bir tarihsel figürün mirası değil, başlı başına bir Hz. Ali hakikatıdır.

Onun varlığı, insanlık ruhunun iki uç noktasını bir araya getiriyor: Bir yanda uğruna can verilecek kadar derin, sönmek bilmeyen bir aşk; diğer yanda ise yüzyıllardır bitmek bilmeyen asılsız bir nefret ve bitimsiz bir tartışma…

Bir insan nasıl olur da aynı anda hem bu kadar çok sevilip hem de bu kadar çok hedef tahtasına konulabilir?

İşte mucize tam olarak buradadır.

O, aradan geçen bin küsur yıla rağmen zamana yenilmeyen, güncelliğini yitirmeyen ve insanlığın inanç, hakikat, adalet, cesaret ve ilim arayışında çarptığı o devasa, sarsılmaz aynadır.

Bugün bile sosyal medyadan sokaktaki sohbete kadar Hz. Ali isminin geçtiği her yerde bir fırtına kopuyorsa, bu onun ruhunun hâlâ aramızda nefes aldığının kanıtıdır.

Bu noktada Alevi erenlerinin dediği gibi batında Hz. Ali her dem vardı ve var olacaktır.
Görene, bilene bir yolunu süreni aşk olsun selam olsun!