Üslûb-ı beyan aynıyla insan!

Bir dostumdan dinlemiştim; kendisiyle daha önce yüz yüze görüşmediği, internet aracılığıyla haberleştiği edebiyatçı meslektaşı ile ilk defa vicahi olarak karşılaştığında dostuma, “Tam tahmin ettiğim gibi bir insanmışsınız.’’ Der.

Arkadaşımın şaşırdığını fark eden muhatabı, ”Yazdıklarınızdan, kullandığınız kelimelerden sizin nasıl bir insan olduğunuzu anlamıştım.’’ Diye cevap verir. Dostumuz, edebiyatçı muhatabıyla sadece maille haberleşmemiş, farkında olmadan, kelimelerle kendi şahsiyeti hakkında ipucu verecek malumatları da karşı tarafa iletmiş.

Eskiler, ”Üslûb-ı beyan aynıyla insandır.’’ derlermiş. Aslında dilimizden dökülen sözler için dışa, astarın yüze çevrilmesi demektir. Testinin içinde sirke varsa elbette dışına sirke, bal varsa bal sızacaktır.

Bizler dilimizin altında gizliyiz. Beyanımız, ağzımızdan çıkan kelimeler; karakterimiz, kişiliğimiz, inancımız hatta yöremiz hakkında bilgi verir. Dilin yapıtaşlarını teşkil eden yüz binlerce sözcüğün bulunduğu dil havuzundan seçtiğimiz kelimeleri rast gele tercih etmiyoruz, dudaklarımızda hayat bulan sözleri, almış olduğumuz tahsil, çevre ve terbiye tayin ediyor.

Nezih bir ortamda büyüyen, fiille sözün her zaman denk düştüğü bir mekânda terbiyesine özen gösterilmiş bir insandan, başkalarını rahatsız edecek, ağzından çıktığında dinleyenlerin yüzünü kızartacak sözler sadır olması mümkün müdür?

Sevgi, saygı, muhabbet, iyilik, sadakat gibi insani değerlerin konuşulduğu ve bu minvalde işlerin yapıldığı bir mekânda büyüyen bir çocuğun dağarcığında da elbette bu ve mukabil kelimeler, kavramlar olacaktır.

Diğer taraftan yalan, iftira, tahkir içerikli sözlerin revaçta olduğu fertlerin su içer gibi bu kavramların dillendirildiği ve her türlü eracifin irtikâp edildiği bir çevrede büyüyenlerin mevcut atmosfere paralel olarak dağarcıklarında da, gayet tabii, bu minvalde kavramlar olacaktır.

Bahsedilen çevrede yetişen bir şahıstan da nezaket ve incelik ifade eden sözlerin sadır olması balığın kavağa çıkması gibidir. Velev ki menfaati icabı güzel sözler dilinden dökülse de süslü ifadeler anlık edebi bir ziyafet gibi fonksiyon icra etmekten öteye gidemeyecek, yaldızlı kelimeler konuşanın üzerinde eğreti bir giysi gibi kalacaktır. Ödünç kullanılan kelimeleri hal ve hareketler zamanla yalanlayacaktır. Zira insan meşrebinin gereğini yapacaktır.

‘’Meşrep’’ kelimesi bu yönüyle dikkat çekicidir. Kelime insanın bağlı olduğu, maddi-manevi beslendiği mekâna işaret etmektedir.  Ait olduğu yere gitmeyi ifade eden sözcüğün batnında asla rücu etme, kimliğine uygun hareket etme söz konusudur. Dilimize Arapçadan geçen kelime ‘’su içilen yer’’ anlamında mekân ismidir. Firavun ’un zulmünden yurtlarını terk etmek zorunda kalan Hz. Musa’nın kavmi, Kızıldeniz’i geçmekle imtihanları son bulmaz. Sahili selamete çıkmak için çölü de geçmeleri gerekmektedir.  Hz. Musa ve kavmi çölde konaklar. Su arayan Hz. Musa, asasını yere vurur, mucize olarak on iki pınar fışkırır çölün ortasında. Her çeşme, bir kabileye tahsis edilir. Çölde kabileler kargaşa çıkarmadan kendi pınarından ihtiyaçlarını karşılarlar. Ziyaret ettikleri çeşmeden insanların hangi kabileye ait olduklarını bilmek mümkündür. Bu yönüyle istifade ettiğimiz kelimeler de, Hz. Musa’nın çölde mucize olarak çıkardığı çeşmeler gibi meşrebimiz hakkında ipuçları verir.

Toplumda kargaşanın önünü alma, medeni ve nezih bir cemiyetin tesisi için çölde çıkardığı çeşmelerle kavmini, bir yönüyle, nizama sokan Hz. Musavari herkese bu konuda vazife düşmektedir. Hele hele toplumda önde görünen, hal ve hareketleri, insanlar tarafından onaylanan, lider konumundaki şahısların her sözünü özenle seçmesi elzemdir.

Aksi takdirde açtığı çığırın kendisini takip edenler tarafından işlek bir yola çevrilmesi kaçınılmazdır.  Bu bağlamda kendisini geride bırakacak binlerce natığın zuhur etmesi, hakarette sınır tanımayan liderini, hayranlarının geride bırakması da elbette tabii bir neticedir.

Sözün yayılma hızının baş döndürücü seviyede olduğu günümüzde bir anda binlerce insana hitap etmek mümkün.  Sosyal medya sayesinde her şahsın istediği zaman canlı yayın yapabildiği, fikirlerini dünya ile paylaştığı, sınırların adeta sanal hale geldiği, bir devirde yaşıyoruz.

Söylediğimiz sözler, yazdığımız mesajlar bütün dünyada bir anda başkalarına ulaşabiliyor. Bundan ötürü de herkesin daha hassas olması, meseleye empati ile yaklaşması önem arz ediyor. Aksi takdirde kullandığımız, başkalarını rahatsız eden sözlerin kısa bir süre sonra bumerang gibi kendimize dönmesi mukadderdir.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

one × four =