Sun’i diller

Orhan Veli, Kitabe-i Seng-i Mezar şiirinde, hiçbir şeyden çekmedi dünyada, nasırlarından çektiği kadar, der merhum Süleyman Efendi’den bahsederken.

Bazılarımız, eminim, Süleyman Efendi’nin hayattayken mustarip olduğu nasırların yerine yabancı dil öğrenmeyi koysak sezadır. Neredeyse herkesin yolu bir şekilde yabancı bir dille hayatının bir safhasında kesişmiştir. Kimimiz orta öğrenimde, kimimiz üniversitede kimimiz de göç ettiğimiz yeni bir ülkede.

İnsanlar hemcinsleri ile iletişime geçmek, ünsiyet sağlamak ya da herhangi bir imtihandan geçer not almak maksadıyla yabancı bir dil öğrenmek zorunda kalmıştır. Bunun için tabiri caizse gecesini gündüzünü feda etmiştir. Bu süreçle birlikte alfabesinden, gramerine, gramerinden cümle yapısına kadar insanın karşısında devasa bir yapı çıkıverir.

Elbette yeni dili edinme, kolay elde edilebilecek, hemencecik üstesinden gelinebilecek bir süreç değildir. Alfabe ve adayın kendisini tanıtmayla başlayan vetire, okuduğu, dinlediği bir metni anlamaya, duygu ve düşüncesini anlatmaya, hatta fikirlerini yazıya dökmeye kadar devam ediyor.

Önce yeni dilin mantığı kavramak, ses yapısına, melodisine alışmak gerekiyor. Kulak dilin melodisine alıştıktan sonra kelimelere aşinalık peşi sıra geliyor. Zamanla kelimeler beyinde bir anlam ifade ediyor.

Dil öğrenme sürecinin uzun soluklu olması, çok vakit gerektirmesi çoğu insanı canından bezdirebiliyor, maalesef bu macerayı bazen tam dili edinme eşiğinde iken birçok aday yarıda bırakabiliyor.

Yabancı bir dilin öğrenme sürecinin çetin olması insanları, iletişimi kolaylaştıracak alternatif çözümler aramaya sevk etmiş. Tarihte birçok düşünür bu süreci kısaltacak çözümler aramış. Kimileri dil öğretim metotları ile yabancı dil edinimini kolaylaştırma çareleri aramış, kimileri hızlandırılmış kurslarla bu süreci kısaltma yoluna gitmiştir.

Bazıları binlerce dilin konuşulduğu dünyada daha kesin çözüm için kollarını sıvamış, bütün dünyada insanların yarasına merhem olacak alternatif sun’î dillerle insanlara çözüm önerileri sunmuşlar

Düşünürler insanların kısa sürede öğrenip anlaşabileceği dil(ler) türetmişler.  Diğer dillerden farklı olarak masa başında yapılan diyebileceğimiz diller geliştirmişler.

Dünyada bugüne kadar 500’e yakın yapma dil denemesi yapılmıştır. Bunlardan bazıları, kısmen de olsa, insanların ilgisini çekmiştir:

Baleybelen:

Dünyada ilk yapma dilin mucidi Mehmet Muhiddin’dir (Muhyî Gülşenî).  Kelime anlamı “dilsizlere dil veren” baleybelen 1580 yılında oluşturulduğunda Osmanlı zamanında ilim çevrelerinin dikkatini çekmeyi başarır. Birçok dilin konuşulduğu İmparatorlukta insanların anlaşacağı bir dile ihtiyaç olduğunu düşünen Mehmet Muhiddin, Baleybelen dilini geliştirir. Böylece bir dille farklı dillerde konuşan insanların anlaşabileceğini düşünür. Kurallarını ortaya koyar.

Mehmet Muhiddin yapma dilin yapısını kurarken Türkçe, Arapça ve Farsça’dan faydalanır. Kendisinin ortaya koyduğu dil gibi o güne kadar hiç kimsenin böyle bir eser hazırlamadığı dile getirir. Eser, 10.000 madde başından oluşmaktadır. [1]

Mehmet Muhiddin’in hazırladığı lügatte bazı kelimeler şu şekilde türetilmiş:

Ber=Bil anlamı taşıyor.

Berem: Bilmek.

Kiber: Okul

Kevem=Açmak

Kevek=Açkı, anahtar

Ber-nek=Çok bilen, allâme

Berke=Bilgicik Beres=Bildi

Leberes=Bilmedi,

Berer=Bilir

Leberer: Bilmez[2]

Volapük:

1879 yılında Alman papaz Johann Martin Schleyer tarafından oluşturulan dil Fransızca ve İngilizceye dayanır. Dünya alfabesi başlığı altında oluşturulan alfabe Almanca, İngilizce, Rusça, Macarca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca ve Macarcada kullanılan alfabelerde bazı değişiklikler yapılarak oluşturulmuştur. Bu dil öğrenildiği zaman yedi ay içerisinde bütün dünya ile iletişime geçilebileceği iddia edilmiştir. İngilizce,  Fransızca,  Almanca,  İspanyolca, İtalyanca, Rusça  ve  Latince baz alınarak dil kurulur.

Yalın Hâl = vol (dünya) vols (dünyalar)

-in Hâli = vola (dünyanın) volas (dünyaların)

-e Hâli = vole (dünyaya) voles (dünyalara)

-i Hâli = voli (dünyayı) volis (dünyaları) [3]

Esperanto

Polonyalı Doktor Ludvig Zamanov ülkesinde farklı dört dili konuşan insanların anlaşamadıklarını ve bundan dolayı da problemler yaşandığını görür. İnsanların anlaşmalarını sağlamak, iletişim engelini ortadan kaldırmak için maksadıyla Esperanto dilini alternatif çözüm olarak sunar. 1887 yılında ortaya konulan dil uzun süre dünyada tartışılmıştır. Espranto dili daha çok Roman dillerine benzerlik göstermektedir.

Dilin herkes tarafından kolayca öğrenilmesi için kurallar dikkatlice konulmuş. İsimler “0”, filler “i”, sıfatlar “a”, zarflar da “e” ile yapılır.

Paroli: Konuşmak

Parolo: konuşma

Parola: şifai konuşan

Parole: Konuşarak[4]

İdo:

Esperanto dilinde reform yapılması gerektiğini düşünenler tarafından ortaya konulan dildir. İtalyanca, İspanyolca, Rusça, İngilizce, Fransızca ve Almanca’dan kelimeler almıştır. Esperanto dilini anlayanlar İdo dilini de anlayabilirler.

Velhasıl sürekli arayışlar içerisinde olan insan beyni dil için de harekete geçmiş. Binlerce dilin konuşulduğu dünyada ünsiyetin daha rahat ve kolay olması için sun’î diller üretmiş. Fakat bu dillerden istenilen netice elde edilememiş.

Bazı dil bilimciler dilin tanımını yaparken ‘’temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış gizli anlaşmalar sistemi’’ nitelenmesinde bulunurlar. Tanımda dilin toplumsal mutabakat neticesinde ortaya çıktığına da dikkat çekilmektedir. Aslında dilin geçmişi kadar tabii olması, ihtiyaca binaen sosyal, kültürel yapıya göre de şekillenmesi dili sun’îlikten kurtarmakta, reel ve sağlam bir biz zemine oturmaktadır. Bundan dolayı da sun’î diller dünya genelinde istenilen ilgi ve alakayı bulamamıştır.

[1] Mustafa Koç, Bilin Tarihinin ilk yapma dili Baleybelen

[2] İskender Pala, Kahve Molası,

[3] İbrahim İlkhan, Ortak ve Suni Dil Üzerine, https://slidex.tips/download/ortak-ve-suni-dil-zerine-brahim-lkhan-1

[4] Ali Baykal, Dil, Türk Dili. Sayı:176, Yıl: 1966

- Reklam -

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

5 × 2 =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.