Çocuğum eskiden bize takılırdı, şimdi başına buyruk!

Her bir yaşın farklı davranış şekilleri vardır. Bunlardan biri de ergenlik döneminde yalnız kalmak, bağımsız hareket ve hür olma düşüncesidir.  Bu dönemde ergen “Yalnızlık psikolojisi” içerisine girerek anne-babasından ayrı hareket eder; çevreye açılarak arkadaş gruplarına dahil olur ve bu yalnızlığını onlarla gidermeye çalışır.

Bu davranış şekli bir ergen için her ne kadar fıtri olsada, bazen ailenin tutum ve davranışları, çevrenin etkisi ergeni böyle davranmaya sevk eder. Aslında ergenin bu davranışı anne-babaya bir başkaldırışın ifadesi değil, o yaşın fıtri bir tezahürüdür.

Anne-baba çocuğunun bu davranışlarının normal olduğunu hesaba katarak, bu dönemde onunla iletişimini güçlü tutmalı ve anlayış ve sabırını bir kez daha kontrol ederek, ergenlik dönemini en az hasarla atlatmaya çalışmalıdır.

“Eskiden nereye gitsek peşimize takılır, hatta gitmemesini istediğimizde niza yapar, biz de onu bir çanta gibi yanımızda taşımaya çalışırdık. Şimdi ise çocuğuma bir garip haller oldu; artık bize takılmıyor, yalnız hareket etmeyi tercih ediyor.” diyen anne-baba, bazen endişeye kapılarak “Çocuğum beni dinlemiyor, bana karşı geliyor, inadına kendi dediğini yapmaya çalışıyor.” der ve telaşa düşer.

Aslında ergenin böyle bir davranış sergilemesi gayet normaldir. Ergen bedenen belli bir gücü elde etmenin, duygu ve düşünce itibarıyla da farklı bir yoğunluğa ermenin verdiği bir hava ile bağımsızlık arayışı içerisine girer; “Ben sizden farklıyım, sizin beni korumanıza artık ihtiyacım kalmadı, ayrı bir fert olduğumun bilinmesini istiyorum, küçüklüğümden beri sizin bana yaptıklarınızı şimdi ben tek başıma yapmak istiyorum.” demek ister.

Ergenin bu bağımsızlık bildirgesi aile için çok rahatsız edici bir gelişmedir ve aile bunu bir tehdit olarak algılar. Aslında bu bir başkaldırışın ifadesi değil, hayata adım atmanın bir nişanesidir.

Ergen adeta kendisini toplumdan soyutlar. Evde aile fertleri ile etkinliğe katılmak istemez. Yer yer odasına çekilerek yalnız kalmayı tercih eder. Odasına çekilen ve yalnız kalmak istediğini söyleyen bir ergenin ciddi bir sorununun olduğunu düşünüp kaygılanmamak gerekir.

Ergen yer yer kendisi ile baş başa kalıp yaşadıklarının muhasebesini yapma ve kendisini tanıma ihtiyacı hissedebilir. Bu isteğini anlayışla karşılamak gerekir.

Ancak yalnız kaldığında kendisine duygusal ve ahlaki yönden zarar vermemesi için, odasında ders çalışma ve zaruri ihtiyaçlarının yerine getirilmesi noktasında müsaade edilmeli, diğer zamanlarda aile fertlerinin beraber bulunduğu ortamda olması sağlanmalıdır.

Çocuk ergenlik döneminde anne-babayı adeta terk ederek arkadaş çevresine yönelir ve özgün bir birey olma yoluna girer.

Çocukluk döneminde model aldığı ailesi yerine arkadaşlarını model alır ve onlarla gününü geçirmeye çalışır; arkadaşlarının kendisini daha fazla anladığını, onlar tarafından kendisine daha çok önem verildiğini, onların yanında daha özgür ve sosyal olduğunu, onlar tarafından daha çok benimsenip sevildiğini düşünür.

Bu duygularla hareket eden ergen kendisini arkadaşlarının yanında, ailesinin yanından daha rahat hisseder. Bu şekilde düşünen bir ergene “Neden böyle davranıyorsun? Neden bizler yerine arkadaşlarını tercih ediyorsun? Gibi yaklaşımlarda bulunmamak gerekir. Aksi halde kendisinin baskı altına alınıp yargılandığını düşünür. Bu da aileden uzaklaşmaya sebebiyet verir.

Ergenlik döneminde anne-baba ile ergen arasındaki iletişim farklılaşır. Anne-babanın içine düştüğü en büyük yanlış, ergene çocukluk dönemindeki gibi davranılmasıdır.

Oysa ergen artık küçük bir çocuk değildir; o büyümüştür, kendisine çocukça muamele yapılmasını istemez, kendi kimliğini ortaya koyar. Kimliğini ortaya koymasına fırsat vermeli ve özel yaşamına saygı gösterilmelidir. İşlerini kendisinin yapmasına, kendi başına kararlar alıp uygulamasına müsaade edilmeli ve bu konuda da anlayışlı olunmalıdır.

Ergen çocuğun kendisini ifade etmesine fırsat verilmeli, fırsat verilmediği zaman ailede kabul görmediğini düşünür ve daha çok kendi kabuğuna çekilir.

Ergen bazen yalnız kalmak, ferdi takılmak, her şeye kayıtsız kalmak gibi bir vurdumduymazlık içerisine girebilir. Bu durumda irtibatı tamamen kesmeden onun yanında olmaya çalışmak gerekir.

Duygularını paylaşmak istemediği zaman fazla ısrarcı olmadan zamana bırakarak; “Pekiyi, o halde müsait olduğun bir zamanda görüşürüz.” taktiğini uygulamak daha uygun olur.

Ergen, evde kendi dünyasında hayatını monoton bir şekilde yaşamayı tercih edebilir. Böyle bir durumda evi, neşe verici bir mekan haline getirmek çok önemlidir. Bunun için de ailece bir arada yenen yemekler, içilen çaylar, yapılan sohbetler, aile toplantıları gibi beraberlikler ergeni duygusal olarak diğer aile fertlerine yaklaştırır.

Netice itibariyle ergenle olumlu iletişim kurmada her şeyden önce daima sabırlı olmak, soğukkanlılığı ve sükuneti kaybetmemek gerekir.

- Reklam -

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

17 + nineteen =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.