AB -Türkiye ilişkilerinin zor dönemeci: Doğu Akdeniz

Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs arasında öteden beri yaşanan veya tekrarlanan sorunlar bağlamında diplomatik çevrelere hâkim olan ve sıkça dile getirilen bir kanı vardır: Ege’de yaşanan her sorun yapay, Kıbrıs ile ilgili her problem gerçek ve zordur.

Dün yaşanan olaylar Ege’deki sorunları basite indirgeyen bu düşünceyi âdeta haklı çıkardı. AB Komisyonu 10 Temmuz 2019 tarihli basın bildirisinde, uluslararası siyasi gelişmeler değerlendirilirken “Türkiye ile ilişkiler ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yaptığı hukuksuz sondajların” da ele alındığını duyurdu.

Açıklamadaki uzun bir cümlenin yarısını bile oluşturmayan ve tamamı 10 kelimeyi geçmeyen bu açıklama Ankara-Brüksel hattında tansiyonun yükselmesi için yeterli oldu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu AB’yi ‘adil olmamakla suçlarken; birliğin ‘Rum kesimine ve Yunanistan’a destek vermekle hata yaptığını, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının haklarını sonuna kadar koruyacağını ifade etti.

Başta ABD olmak üzere Mısır ve AB sürekli olarak Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yürüttüğü sismik araştırma ve sondaj çalışmalarından duyulan rahatsızlığı dile getiriyor. Türkiye bugüne değin konu ile ilgili geri adım atmadığı gibi, Kuzey Kıbrıs Türklerinin haklarını koruma bağlamında kararlılık vurgusu yapıyor.

Türkiye ile ABD, AB ve diğer bölge ülkelerini karşı karşıya getiren sorun gerçekten büyük ve ülkelerin kolay kolay geri adım atacağı bir husus değil. Doğu Akdeniz’deki doğal gaz ve petrol rezervleri ile ilgili çalışmaların uzun bir geçmişi olmakla birlikte son dönemde keşfedilen kaynaklar sadece bölge ülkelerini değil uluslararası petrol/enerji devlerini de heyecanlandıracak hacimlerde.

Basın kuruluşları bölgede arama faaliyeti yürüten şirketlerin bulgularına dayanarak verdikleri haberlerde İsrail kıyılarına yakın noktadaki Leviathan adı verilen bölgede 620 milyar metreküp gaz rezervi olduğunu belirtirken; Mısır’a yakın Zohr havzasında 850 milyar, Kıbrıs’ın güney sahiline yakın Afrodit bölgesinde 200 milyar, Calypso parselinde de 170 milyar metreküp doğal gaz bulunduğu bilgisini aktarıyorlar.

Sadece Levant Havzası’nda 3,5 trilyon metreküplük bir hacme ulaşan doğal gaz rezervine ek olarak milyonlarca varili dolduracak petrol kaynaklarını da buna eklemek gerekiyor.

Şu ana kadar doğal gaz rezervlerinin bulunduğu noktalar büyük oranda Türkiye ve KKTC’nin münhasır ekonomik bölgesi dışında kalmakla beraber, 13 parselin beşindeki kesişme noktaları ile KKTC’nin TPAO’ya ruhsatlandırdığı ayrıcalıklı alan üzerindeki ihtilaf sorunun esasını oluşturuyor.

Türkiye Doğu Akdeniz’de bulunan doğal kaynaklarda Kuzey Kıbrıs Türklerinin de hakkı olduğunu, dolayısı ile gerek KKTC ile yapılan ruhsat anlaşmaları gerekse garantör devlet statüsünde olması hasebiyle ruhsat sahibi olduğu alanlarda doğalgaz arama ve çıkarma yetkisine sahip olduğunu ifade ediyor.

Görünürde AB Üyesi Kıbrıs’ın araştırma ruhsatı verdiği Eni (İtalya), Total (Fransa) ve Exxon Mobil (ABD) ile Türkiye adına araştırma faaliyetlerini yürüten TPAO arasında yaşanan rekabet, gerçekte sorunun tarafı olan ülkelerin bölgedeki askeri birimlerini zaman zaman teyakkuza geçiren bir gerilime dönüşmüş durumda.

- Reklam -

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

18 − 13 =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.