Çocuğu kardeşine düşman etmenin yolları!

Çocuk eğitiminde anne-babaların en çok şikayet ettikleri konulardan biri de kardeşler arasındaki kıskançlık ve bunun meydana getirdiği sıkıntılardır.

Kıskançlık, az ya da çok her insanda var olan bir duygudur; çocuklukta biraz daha yoğun yaşanır ve bu yoğunluk çocuktan çocuğa değişebilir. Yaş farkının yakın olduğu, özellikle küçük yaşlarda, anneye ihtiyacın en çok olduğu dönemlerde bu duygu daha da yoğun yaşanır.

Kardeş kıskançlığının temelinde çocuğun anne-babayı kardeşiyle paylaşamaması yatar. Çocuk kendisine gösterilen ilgi ve sevginin azaldığını düşündüğü anda kıskançlık duygusu içerisine girer ve bunun da sorumlusunun kardeşi olduğunu düşünür. Çocuk yaşadığı bu kıskançlığı çeşitli şekillerde dile getirir.

Kardeşler arası kıskançlığı tamamen yok etmenin herhangi bir yolu ve formülü yoktur. Ancak farkında olmadan yapılan yanlışlar bu kıskançlık duygusunu daha da artırır.

Bazı anne-baba çocuğa “Biz seni kardeşinden daha fazla seviyoruz” der. Aslında çocuğun istediği daha fazla sevilmek değil, sadece sevilmektir. Kıskanılan kardeşe ilgi ve sevgi daha fazla ise, kıskanan kardeş için bir kıymeti yoktur. Önemli olan, kendisinin eskisi kadar çok sevildiğini ve değerinden hiçbir şey kaybetmediğini bilmesidir.

Bazen “Küçüğü koruyacağım” düşüncesiyle büyük çocuğa kızar ve ceza veririz. Farkına varmadan ortaya koyduğumuz bu yanlış davranış büyük çocuğun, küçük kardeşine karşı kıskançlık duygusunu daha da artırır. Büyük çocuk yanlış yapabilir, fakat her fırsatta faturayı ona kesip, onu suçlamamak gerekir.

“Kardeşine dokunma, kardeşini ağlatma, kardeşin uyuyor ses yapma…” şeklinde ikazlarda bulunur, “O daha küçük, sen ise büyüksün” diyerek suçu olsun olmasın sürekli büyük çocuğu uyarırız. Bu arada büyük çocuğun da çocuk olduğunu unutmamamız gerekir.

Küçük çocuk, tatlı ve sevimlidir ve aynı zamanda ilgiye muhtaçtır. Bazen farkına varmadan büyük çocuğun yanında küçük çocuğa gereğinden fazla ilgi gösterir, büyük çocuğu ihmal ederiz.

Bu hatayı anne-baba yaptığı gibi etraftaki insanlarda yaparlar. Bu konuda küçük çocuğa gösterilen ilgi ve sevginin yanısıra, büyük çocuğa da ihtiyacı kadar ilgi ve alakayı göstermek gerekir.

Çocuklardan birinin veya bir kaçının meziyetlerini diğerlerinin yanında sayar dökeriz. Bu davranış diğerlerinde kıskançlığa yol açar. O nedenle anne-babalar kardeşlerin bulunduğu ortamlarda veya sonradan duyacakları şekilde, bir kardeşe övgü dolu cümleler kurup diğerlerini kıskandırmamalıdırlar. Bu türlü yaklaşımlar kardeşleri birbirlerinden uzaklaştırır ve kıskançlığın hayat boyu devam etmesine neden olur.

Kardeşler arasında çatışmalar yaşandığında anne-baba olarak tek tarafı suçlarda bulunur yer yer hakemik yaparız. Oysa çocukların, aralarındaki anlaşmazlıkları öncelikle kendilerinin çözebilmelerine imkân tanınmalı; fiziksel şiddet olmadığı sürece aralarına girilmemelidir.

Anne-babanın hakemlik görevini üstlendiği, haklıyı haksızı bulmaya, kardeşleri birbirlerinden korumaya çalıştıkları anlarda kardeş kavgaları sona ermez, üstelik şiddeti artarak devam eder.

Çocuklarımızı birbiriyle kıyaslar “Bak kardeşin senden daha çalışkan, terbiyeli, akıllı, uslu… “ veya “Sadece kardeşini seveceğim, onunla oynayacağım” deriz. Bazen de farkında olmadan, “Bu benim çocuğum, şu senin çocuğun” diyerek çocukları paylaşırız. Bu ve buna benzer davranışlar çocukta kıskançlık duygusunu körükler.

Büyük olsun küçük olsun bazen çocukların hepsine eşit davranırız. Fakat yaş ve cinse göre çocukların ihtiyaçları farklıdır. Hal böyle olunca çocuklara sadece eşit davranmak meseleyi çözmez. Üç yaşındaki bir çocuğa gösterilmesi gereken ilgiyle, on yaşındaki çocuğa gösterilmesi gereken ilgi ve alaka bir olmamalıdır.

Her yaş döneminin ihtiyaçları farklıdır. Çocuklar arasında sevgi ve ilginin paylaşımı noktasında, onlara eşit yaklaşma yerine adil davranma daha önemlidir.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.