Peygamberimiz’i (sav) anmaktan daha çok anlamaya çalışmalıyız!

“O ki, o yüzden varız!”

28 Ekim Çarşamba gecesini Perşembeye bağlayan gece Mevlid Kandilidir. O gece Kandil programları, dualar, salavatlar ve naat-ı şerifler okunacak. İsteyenler de Perşembe günü Kandil orucu tutacaklar.

Rebiü’l-evvel ayının 12. ci gecesi sabaha karşı 571 yılında Hz. Muhammed (sav) doğmuştur. O Zatın doğumu bütün Müslümanların bayramıdır. Çünkü O’nun doğumu bütün insanlığın doğumudur.

İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre Kutsi Hadis olarak bilinen şu söz bunu çok iyi anlatmaktadır: “Levlâke levlâke Lema halaktü’l-eflâk. Sen olmasaydın, sen olmasaydın, ben âlemleri yaratmazdım.”

Evet “O ki, o yüzden varız” diyoruz. O zatın varlık sebebimiz olduğunu dile getiriyoruz.

Alemler O’nun yüzü hürmetine yaratıldı. O’nun nurundan var edildi.

O zat Rahmetin cisimleşmiş, maddeye bürünmüş şeklidir. Kâinat kitabının tercümanı ve bizlere hem rehber hem de şefaatçidir. O Allah’tan başka her şeydir.

Onun için O’nun doğumu tüm insanlığın doğumu sözünde mübalağa yoktur.

Hemen akla gelen ilk soru, Mevlit kandilinde nasıl ibadet edilir? Hangi dualar okunur?

Mevlit Kandiline özgü bir ibadet yoktur.

Bu gecede dualar okunur. Bol bol salâtu selâm getirilir. Mümkünse Delâilü’n-Nur okunur. Ertesi gün Kandil günü olduğu için isteyenler de oruç tutarlar.

Diğer Kandil gecelerinde yaptığımız dua ve ibadetler yapılır. Bu geceyi diğer gecelerden daha bereketli bir şekilde değerlendirmek için peygamberimiz aleyhisselâtü vesselâmı tanımaya yönelik eserler okunur.

Peygamberimizi (sav) anmaktan daha çok anlamaya çalışmalıyız!

O zatı anmaktan çok anlamaya çalışmalıyız. Buna mecburuz. Çünkü O, kainat denilen antika müzenin Rehberidir. Cennete giden yolun Kılavuzudur. Kainatın kullanım kılavuzu denilen Kur’anı Kerim’in tercümanıdır.

Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellemi tanımakla sevmek doğru orantılıdır.

Sevgi, bilgiden doğar. Derin aşk, derin bilgiden doğar. Bilgi olmadan sevgi olmaz. Az tanıyınca az seviyoruz.

O’nu tanımak dini önceliğimiz. Bu önceliğimizi görmezden gelirsek rehbersiz, yolda kalırız. Kimlik bunalımına düşeriz. Kime uyacağız? Kimin peşinden gideceğiz? Şaşırırız. Hayata şaşı bakarız. Doğru göremeyiz. Doğru yürüyemeyiz.

O’nun bir rehber olarak tanınıp, örnek alınması, kimlik bunalımı yaşayanlar ve tüm insanlık için büyük önem arz eder. O bizim irade kahramanımız olmalıdır ki, problemlerle karşılaşınca O’nu hatırlayıp, O’nun çözümlerine müracaat edelim.

Allah Resulü, her yönüyle problem olan bir topluma muhatap olmuş ve onları yetiştirerek bütün dünyaya örnek bir nesil haline getirmiştir. Çözülmez gibi görünen problemleri çözmüş ve bu çözümün nasıl olacağını da bizzat uygulamak suretiyle herkese göstermiştir.

O’nun getirdiği mesaj bir huzur kaynağıdır. İnsanlığa yeniden bu huzuru götürmenin tek çaresi, insanımıza O’nu ve O’nun getirdiği mesajı tanıtabilmektir. Bunun yolu da ilk önce O’nu tanımak… Tanıyanlar tanıtabilirler…

Peygamberimiz’i (sav) gençlere nasıl tanıtabiliriz?

Avrupa’daki insanımıza ve özellikle de gençlerimize Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem hakkında verilecek mesajların içeriği kadar, bunların nasıl verileceği konusu da önemlidir.

Çocuklarımıza Peygamberimiz’i (sav) tanıtmak ve sevdirmek için büyümelerini beklemeyelim. Mümkün olduğu kadar küçük yaşta Peygamberimizin sevgisini ruhlarında mayalamaya çalışalım.

Hz. Muhammed (sav)’i iyi ve doğru bir şekilde anlatmak için O’nu iyi anlamak gerekir.

İslam ve onun Peygamberi kadar yanlış anlaşılan, yanlış tanıtılan başka bir peygamber ve din yok. Anlayanlar anlatabilirler. Anma toplantıları değil, anlama programları düzenleyelim.

Bu pandemi günlerinde salonlarda bir araya gelmek mümkün olmadığı için online olarak internet üzerinden geniş katılımlı programlar yapılabilir; yapılmalıdır.

Hz. Peygamber’i (sas) tanıtma faaliyetleri yoğun duygulu söz ve müziklerin eşliğinde neredeyse ağlama seanslarına dönüştürülmektedir.  Hâlbuki Hz. Peygamber’i (sas) ağlayarak değil, düşünerek öğrenmek ve tanımak esas olmalıdır.

Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem şiddet yanlısı olarak gösteriliyor. Aile hayatı, evlilikleri tenkit ediliyor. Bu tenkitlere ikna edici cevap verebilmek için konuya vakıf olmamız gerekir. Özellikle okullarda sorulan bu çeşit sorulara rahatlıkla cevap verebilecek şekilde gençlerimizi donanımlı hale getirmeliyiz.

Dili sade, günümüz gençlerine hitap eden kitaplar müzakereli okunmalı. Peygamberimizle ilgili yukarıda saydığım sorulara tek tek cevaplar verilmelidir. Soru cevap şeklinde kitapçıklar hazırlanmalıdır. Bunlar hem türkçe hem de bulunduğumuz ülkenin dilinde hazırlanmalıdır ki, sınıftaki arkadaşlarına da verebilsinler.

Avrupa’da yanlış bir İslam imajı var. İmaj problemimiz var. İlgi, bilginin önünde. İlgi var, bilgi yok. Yanlış kaynaklardan bilgi ediniyorlar. İşte bu Kandil programlarında O Zatı sağlam kaynaklardan öğrenen gençler, bu yanlış İslam imajının düzeltilmesine katkıda bulunacaklardır.

Kandil gecesinde yapılan dualarınızın kabul olmasını, hasretlerinizin sona ermesini dilerim. Rabbim dünyada Peygamberimizin yolundan, ahirette de şefaatinden ayırmasın. Amin.

“Dünya neye sâhipse, O’nun vergisidir hep;

Medyûn ona cemiyyet-i, medyun O’na ferdi.

 Medyundur o mâsûma bütün bir beşeriyet…

Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.”(Safahat)

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

eighteen − one =