Türkiye, 2021’de Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa ve Hollanda ile finansal bilgileri paylaşacak mı?

Birçok okuyucumuz otomatik bilgi paylaşımı ile ilgili bize Türkiye’nin 2021 yılında Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa ve Hollanda ile ne zaman paylaşıma başlayacağını soruyorlar.

Türkiye herhangi bir erteleme olmaz ise söz verdiği gibi 31 Aralık 2020 itibariyle 2019 finansal bilgilerini 78 ülkeden alacak 58 ülkeye verecek. Bunun aksine şimdiye kadar herhangi bir açıklama yapılmadı.

Bu ülkeler arasında Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa ve Hollanda bulunmuyor ve Gelir İdaresi Başkanlığının yayınladığı rehber ve resmî açıklamalara göre bu ülkelerle ne zaman bilgi paylaşılmaya başlanacağı da henüz belli değil. Paylaşıma başlamak için teknik alt yapının tamamlanması gerekir.

Buradaki teknik alt yapıdan kasıt bilgisayarların kurulması, kablolarının bağlanması veya yazılımların tamamlanması değil. Finansal bilgilerin başta bankalar olmak üzere tüm finansal kuruluşlarca taranması ve Gelir idaresi Başkanlığına verilmesi. Elbette orada da teknik bir çalışma yapılacak ve bilgiler hazır hale gelecek.

Buradan anlıyoruz ki, bu beş ülke için paylaşım illâ 2021 yılında yapılacak diye bir şey yok. Bu öteleyebilir. Çünkü Türkiye kendini bağlayıcı bir şekilde ben 2021 yılında 2020 bilgilerini paylaşacağım demiyor. Bu bizi rahatlatıyor. Ama diğer yandan ucu açık bırakıldığı için de endişeye sevk ediyor.

O halde 2021 yılında bu beş ülke için paylaşıma başlanılıp başlanılmayacağı sorusunun cevabı daha doğrusu sağlam bir tahmin ve yorum için daha fazla bilgiye ihtiyaç var.

Benim buradaki tahminim yüzde 80-90 gibi büyük bir ihtimalle Türkiye bu beş ülkedeki gurbetçinin finansal bilgilerini 2021 yılında bu ülkelere vermeyecek. Yüzde 10-20 arasında yanılma payı koyuyorum.

“Şerif bey nereden ulaşıyorsunuz bu sonuca?” diye sorabilirsiniz. Üç sebebim var; Siyasi sebepler, ekonomik sebepler ve dünyanın pandemi sebebiyle yaşadığı sağlık sorunları.

Siyasi sebep

Bilindiği gibi Türkiye 2002 yılından beri tek bir partinin iktidarında yönetiliyor. Bu iktidara son yıllarda MHP de destek vermeye başladı. Ve uygulanagelen Parlamenter Sistemden 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği referandumu ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildi. Bu referandumda şu anki cumhur ittifakına ait iki parti “Evet” oyu yönünde çalışma yaptı. Bu referandumda Yüksek Seçim Kurulunun kesin açıkladığı neticede “Evet” oylarının oranı % 51,41 oldu ve Anayasa değişikliği kabul edildi. Yani kıl payı evet çıktı.

Peki bu seçimde söz konusu ülkelerdeki gurbetçilerimizin desteği ne kadardı? Almanyalı gurbetçinin %62,96 ‘sı, Avusturyalı gurbetçimizin %72,04’ü, Belçikalı gurbetçimizin %77,78’i, Fransa’daki gurbetçilerimizin %64,49’u ve Hollanda’daki gurbetçimizin %70,25’si tercihini bugünkü cumhur ittifakından yana koyup ortalama %69,50 oranında destek vermiştir.

Bugünkü cumhurbaşkanımızın seçildiği 24 Haziran 2018 seçimlerine baktığımızda ise yurtdışı oylarının %51,73’ünü Ak Parti, %8,01’ini de MHP almıştır.

Bu seçimde yurtdışı oyların %59’u gurbetçimiz tarafından mevcut cumhurbaşkanımıza verilmiştir. Yani otomatik bilgi paylaşımına henüz başlanılmayan bu beş ülkedeki gurbetçimizin en az %60’ı mevcut Cumhurbaşkanımıza destek vermiştir.

Ben siyaset bilimcisi değilim ama hal böyle iken yurtdışı oyları şu anki hem cumhur ittifakı hem de muhalefet için hayati öneme sahip. Otomatik bilgi paylaşımı sebebiyle bu ülkelerde bu ittifaka büyük destek veren gurbetçimiz ise iktidara çok kızgın.

Dolayısı ile bir erken seçim olmaz ise bu oyları kaybetmemek için mevcut hükümetin ve ortaklarının 2023 yılındaki seçimlere kadar bu beş ülke için paylaşıma başlamayacağını söyleyebilirim.

Ekonomik sebepler

Türk ekonomisi maalesef sanayi ve üretime değil, borçlanma, tüketim ve ithalata dayalı yürütüldüğünden hem mevcut borçları ödeme hem de borç para bulma sıkıntısı yaşıyor.

Faizlerin artmasına rağmen döviz kurunun devamlı artması, bankalardaki döviz mevduatının mevcut mevduat hesapları içerisinde %56’ya varması (Dolarizasyon), bütçe açığı, enflasyonun devamlı artması, pandeminin etkileri v.s. gibi sebeplerle Türk ekonomisinin oldukça sıkıntıda olduğu bir gerçek. Bunu ben değil hem uluslararası finans kuruluşları hem de konunun uzmanı ekonomistler söylüyor.

Bu nedenle Türkiye’nin dövize ihtiyacı hat safhada. Gurbetçi ise her yıl ülkesine 6-7 milyar dolar getirirken, bu gurbetçimizin en az %80’i bankalarda veya finans kuruluşlarında yatırımını döviz olarak tutuyor.

Bu nedenle Türkiye açısından böyle bir dış borç-döviz darboğazında gurbetçinin dövizleri altın değerinde. Kısa vadede otomatik bilgi paylaşımına başlandığında gurbetçinin bu dövizini banka sisteminden çıkarması sıkıntıların üzerine tuz biber olacaktır. Hakeza bu 2020 yılında yaşandı. Panikle bankadaki dövizleri çeken ve banka hesaplarını kapatıp paralarını yastık altına alan çok sayıda gurbetçimiz oldu.

Bir de paylaşıma geçildikten sonrasını düşünün. Örneğin Sadık beyin Türk bankasında 600 bin Euro’su var. Bunu Türkiye Almanya’ya bildirdi ve Alman vergi dairesi de bu paradan dolayı Sadık beye yüklü miktarda para cezası kesip tahakkuk ettirdiği vergisini istedi. Sadık bey bunları hangi para ile ödeyecek? Elbette Türkiye’de bankadaki döviz hesabında yatan bu parası ile.

Bu şekilde para yine Türk ekonomisi içerisinde kalmayacak, Türkiye’den çıkarak Almanya’ya gelecek ve Almanya’nın işine yarayacak.

Oysa Türkiye, mecburen sözleşme gereğince başlayacağı otomatik bilgi paylaşımını zamana yayarsa hem Sadık bey dövizini ülkede tutacak, hem de gurbetçinin yüklenmesiyle bankaların finansal kriz yaşamasının önüne geçecektir.

Mesela Türkiye paylaşıma 2021 yılında değil de 2022 veya daha sonraki yıllarda başlarsa Sadık bey gerçeğe ve hukuka uygun olarak güncelleme yaparak bankadan parasını çekip hesabı kapatacak fakat örneğin o parasını yastık altına koymayacak paylaşıma girmeyen bir gayrimenkule yatırarak yine Türkiye sistemi içerisinde tutacaktır.

Bu iki sebebi biz görüyoruz da Türkiye’yi yönetenler görmüyor mu? Elbette bizden çok daha detaylı analizler yapıyorlardır. Bu nedenlerle Türkiye’nin 2021 yılında %80-90 ihtimalle bu beş ülke ile finansal bilgileri otomatik olarak paylaşmayacağını belki 2022 yılında veya daha sonraki bir yılda başlayacağını düşünüyorum.

Pandemi nedeniyle dünyada sağlık sorunları

Üçüncü sebebim ise dünyada yaşanan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2020 yılı başlarında pandemi yani dünya çapında salgın ilan edilen korona virüs olayı.

Pandemi yani toplumu ilgilendiren salgın hastalık dönemleri olağanüstü dönemlerdir. Bu dönemde salgının önlenmesi için hem uluslararası sözleşmelere hem de demokratik ülkelerin Anayasalarına göre oldukça sert önlemler alınabilir, birçok iş ve sözleşmeler askıya alınabilir, ertelenebilir, şartlar yeniden belirlenebilir.

Bu nedenle Türkiye’nin 2021 yılında otomatik bilgi paylaşımına başlamamak için elinde böyle güçlü bir sebebi vardır. Aynı diğer Avrupa ülkeleri gibi Türkiye de salgını önlemek için sert tedbirler aldı. Bunların arasında özellikle sokağa çıkma yasakları, kısa çalışma düzenine geçilmesi, çalışmanın Home Office yani evden yapılması, birçok işyerinin kapatılması sayılabilir.

İşte bu noktada Türkiye gerek OECD Sekretaryasına gerekse bu beş ülke yönetimlerine; “Muhteremler bakın. Evet ben size teknik alt yapımı tamamlayamadığımdan 2020 yılında 2019 bilgilerini paylaşamayacağımı söylemiştim. Ama ne zaman başlayacağımı da söyleyememiştim.

Benim düşünceme ve hesaplamalarıma göre 2020 yılında çalışmaları bitirip 2021 yılında paylaşabilirdim. Ama sizi de ağır bir şekilde etkileyen 2020’nin başında korona virüs diye bir bela çıktı. Dolayısıyla işyerlerini kapatmak veya çalışanlarımı yarı zamanlı çalıştırmak zorunda kaldım.

Sizler de öyle yaptınız. Biliyorsunuz sizin bu beş ülkenizde benim yaklaşık 6 milyon vatandaşım yaşıyor. Bunların 5 milyonunun bizim finansal kuruluşlarda hesabı olabilir. Bunları tarayıp ayrıştırmak, standarda göre belirlemek takdir edersiniz ki, çok uzun bir zaman alıyor. İşte pandemi dolayısıyla ben bunu yapamadım.

Bankada çalışanlarım ancak günlük cari işlemleri yapabildi, bu tespitleri yaparak teknik çalışmayı bitiremedi. Her ne kadar virüs aşısı bulunsa da 2021 yılında da pandemi devam edecek görünüyor.

Biz de tedbirlere devam edeceğimizden 2021 yılında da teknik alt yapıyı tamamlamamız mümkün görünmüyor. İnşaallah bu pandemi biterse belki 2023 yılında 2022 bilgilerini paylaşmaya başlayabiliriz” diyebilir. Ki, diğer saydığım sebeplerle birlikte bunu söyleyecektir.

Bu mazeret bütün ülkeler tarafından kabul edilebilir hatta kabul edilmek zorunda olan bir mazerettir. Bundan dolayı Türkiye’ye “Sen söz verdin ama paylaşıma başlamadın seni gri veya kara listeye alıyoruz” da diyemezler.

İşte benim bu tespitlerime göre Türkiye, vatandaşının en çok yaşadığı Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa ve Hollanda ile 2021 yılında da otomatik bilgi paylaşıma başlamayacağını, gurbetçimize hukuka uygun olarak gerekli güncelleme ve tedbirleri almak için zaman kazandıracağını düşünüyorum.

Ancak burası Türkiye ve geleceği göremiyoruz. %10-20 ihtimalle de olsa Türkiye bizi yanıltıp 2020 bilgilerini 30 Eylül 2021 tarihinde bu beş ülke ile paylaşabilir. Bu tarihe kadar bekleyip göreceğiz. Elbette bu tarihten önce Türkiye resmî makamları bir açıklama yapacaktır.

Benim yorumum ve düşüncem bu. Gurbetçimiz adına inşallah yanılmıyorumdur.

Sağlıcakla kalın.

- Reklam -
Önceki İçerikBremen’de ücretsiz 5 adet FFP2 maskesi gönderecek
Sonraki İçerikAvrupa Komisyonu’na ağır eleştirler

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

fifteen − two =