Türk adli sicilindeki sabıka kaydı nasıl silinir?

Konu ile ilgili bir önceki köşe yazımızda yabancı ülke mahkemelerince Türk vatandaşları hakkında verilen mahkumiyete ilişkin kesinleşmiş kararların Türk adli siciline uluslararası sözleşmelere göre nasıl işlendiğini, adli sicil kaydı ile adli sicil arşiv kaydı arasındaki farkı izah etmiştik. (*)

Bu yazımızda Türk adli siciline kaydedilen bu kayıtların hangi şartlarla silineceğini izah etmeye çalışacağız.

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 2.maddesine göre haklarında Türk mahkemeleri veya yabancı ülke mahkemeleri tarafından kesinleşmiş ve Türk Hukukuna göre tanınan mahkûmiyet kararı bulunan Türk vatandaşları ile Türkiye’de suç işlemiş olan yabancıların kesinleşmiş ancak henüz infaz edilemeyen kararları adli sicil kaydına kaydediliyor.

Adli sicile kaydedilen mahkûmiyet kararları normalde infaz edilmesi şartı ile adli sicil kaydından silinerek adli sicil arşiv kaydına kaydediliyor. Lâkin uygulamada UYAP sistemi ile adli sicil sistemi tam uyumlu olmadığından veya teknik sebeplerle bu kayıtlar kendiliğinden adli sicil kaydından silinip arşiv kaydına alınmıyor olabiliyor. Bu sebeple vatandaşın adli sicil kaydını temin ederek bunu kontrol etmesinde ve arşiv kaydına alınma işlemi yapılmamış ise Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gerekli belgeleri de ekleyerek bir dilekçe ile müracaat edip işlemi düzelttirmelerinde yarar vardır.

Zira özel sektörde bir işe gireceğinizde genellikle adli sicil arşiv kaydına alınan sabıka kayıtları dikkate alınmıyor.

Yabancı mahkemelerden verilen kesinleşmiş mahkûmiyet kararları ise o ülke tarafından kısa bilgi fişinde bildirilen kesinleşme tarihinin üzerine ceza miktarı kadar süre eklenerek bu sürenin geçmesiyle arşiv kaydına kaydediliyor.

Elbette bu arşiv kayıtları da bir ömür boyu sabıka kaydında kalmıyor. Bunların da belirli şartlar altında silinmesi mümkün. Fakat bu, suçun türüne, verilen cezanın cinsine, cezanın hak yoksunluğuna sebep olup olmadığına, memnu hakların iadesine karar alınıp alınmadığına bağlı olarak 5, 15 ve 30 yıllık bekleme sürelerinin geçmesiyle mümkün.

Adli sicil arşiv kaydının silinmesi

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesi adli sicil ve adli sicil arşiv kayıtlarının silinme şartlarını düzenlemiştir. Ama bu şartlara geçmeden önce yabancı ülke mahkemelerince Türk vatandaşları hakkında verilen mahkumiyete ilişkin kesinleşmiş kararların Türk adli sicilinden silinmesinde izlenmesi gereken ilk yoldan bahsedelim.

Yabancı mahkeme ceza mahkûmiyet kararları açısından

Konu ile ilgili aşağıda linkini verdiğimiz önceki köşe yazımızda (*) da belirttiğimiz gibi 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 2 ve 4/f maddesi ile 5327 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 17. maddesindeki düzenlemeler ve amaçları birlikte nazara alındığında yabancı ülke mahkemelerince Türk vatandaşları hakkında verilen mahkumiyete ilişkin kesinleşmiş kararların Türk adli siciline kaydedilebilmesi için mutlaka Türk hukukuna uygunluğu ve doğuracağı sonuçlar açısından Türk mahkemesince tanınmasına karar verilmiş olması gerekir.

Türk mahkemesince tanınmayan bir yabancı ülke mahkûmiyet kararının bir idari işlemle doğrudan Türk adli sicil kaydına kaydedilmesi mevzuata ve hukuka aykırıdır. Yani Türk mahkemesi tanıma kararı vermeden bu yabancı mahkeme mahkûmiyet kararı adli sicile işlenemez.

Adli sicil yani sabıka kaydını kontrol eden veya bir iş veya işlemi için kendisinden istenen sabıka kaydında yabancı mahkeme mahkûmiyet kararının işlendiğini gören vatandaş öncelikle kendisi veya uzman bir vekili tarafından Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne verilecek bir dilekçe ile bu sabıka kaydının Türk mahkemesince tanınmadan işlendiğinin ve tamamen silinmesi gerektiği talep edilmelidir.

Çünkü bu yabancı mahkeme kararının tanınması için Cumhuriyet savcılığınca bir mahkemeye dava açılsaydı, davanın tarafı (Hükümlü) olma ve savunma hakkı sebebiyle kaydı adli sicile işlenen vatandaşa tebligat yapılması ve haberdar edilerek davaya dahil edilmesi gerekirdi.

Usulüne uygun adli bir tanıma yapılmadan adli sicile veya adli sicil arşiv kaydına alınan bu kayıtla ilgili başvuru neticesi talep Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü Komisyonu tarafından reddedilmesi halinde bu ret kararının vatandaşımıza tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde yetkili idare mahkemesine dava açılarak bu işlemin iptali istenebilir.

Çünkü idari bir makam olan Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü bünyesindeki Komisyonun verdiği bu karara karşı açılan bir davada Ankara 17. İdare Mahkemesi 08.01.2012 tarihli 2011/1591 E., 2012/23 K. Sayılı kararıyla yabancı mahkeme mahkumiyet kararının Türk adli siciline işlenebilmesi için Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkemece karar verilmesi gerekirken idari yolla doğrudan adli sicile işlenmesini hukuka aykırı bulup adli sicile kayıt işlemini iptal etmiş, temyiz üzerine bu karar Danıştay 10. Dairesi’nin 31.12.2013 tarihli 2012/2620 E., 2012/7162 K. Sayılı ilamı ile onanmıştır.

Bu yol izlendiğinde ve idare mahkemesince adli sicil kaydı (arşiv kaydı dahil) tamamen silineceğinden 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesinde aranan silinme şartları ve 5, 15 veya 30 yıllık bekleme süreleri beklenmeyeceği gibi hak yoksunlukları da tamamen ortadan kalkmış olacaktır.

Usulüne uygun kaydedilen adli sicil arşiv kayıtları nasıl silinecek?

Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü elbette yabancı mahkeme mahkûmiyet kararının Türk adli siciline işlenebilmesi için Cumhuriyet savcısının istemine istinaden mahkemece karar verilmesi üzerine bu sicil kaydına kayıt yapmış ise işlem mevzuata ve hukuka uygun olacaktır.

Çünkü Türk mahkemesinin tanıma kararıyla artık hüküm Türk mahkemesinden verilen bir hüküm şekline gelecektir.

Bu durumda Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesinde aranan silinme şartlarının aranması gerekir.

Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesine göre kişinin ölümü üzerine adli sicil ve adli sicil arşivindeki kaydı kendiliğinden silinir. Bunun için bir müracaata gerek yoktur.

Anayasanın 76.maddesinde milletvekilliği seçilme şartları için aranan cezalarla Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren yasaklanmış hakların geri verilmesi yani memnu hakların iadesi ile ilgili mahkemece verilmiş bir karar olup olmadığına göre bir ayrım yapmak gerekiyor.

Şayet yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmış ise 15 yıl geçmesiyle, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmamış ise 30 yıl geçmesiyle, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmasına gerek olmayan mahkûmiyetler bakımından ise kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle, adli sicil arşiv kaydı tamamen silinir. Ancak bu şartlarda silinme işlemi için gerekli belgelerle başvuru yapılması zorunludur. Kendiliğinden silinme işlemi yapılmaz.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi hususu teknik bir konu olduğundan ve bu köşemize sığmayacağından bunu diğer bir köşe yazımızda sizlere izah edeceğiz.

Ancak burada konunun daha iyi anlaşılması için şöyle bir örnek verelim. Almanya’da bulunan gurbetçimiz Kâmil bey 01.01.2004 tarihinde Almanya’da çıkan bir kavgada birini bıçaklıyor ve neticede 01.04.2005 tarihinde kesinleşen kararla 1 yıl 5 ay hapis cezası alıyor. Hakkındaki bu ceza Alman infaz mevzuatına göre 01.06.2007 tarihinde tamamen infaz ediliyor. Bu karar Alman Adalet Bakanlığı aracılığıyla T.C. Adalet Bakanlığına bildirildiğinde dosyanın verildiği Cumhuriyet savcısının istemi üzerine Türk mahkemesince tanıma kararı veriliyor ve Türk adli sicil kaydına yani sabıka kaydına işleniyor.

Normalde Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesine göre bu ceza Almanya’da 01.06.2007 tarihinde tamamen infaz edildiğinden bu tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra yani 01.06.2013 tarihinden itibaren müracaat üzerine adli sicil kaydından silinir. Hatta TCK 53.maddesine göre cezası 01.06.2007 tarihinde tamamen infaz edildiğinden yasaklanmış hakları da ortadan kalkmış olur.

Fakat Kâmil bey yıllar sonra memleketine dönüyor ve yapılacak yerel seçimlerde köyünde muhtar adayı olmak istiyor. Ama kanuna göre aday olabilmesi için kasıtlı bir suçtan dolayı toplam bir yıl veya daha fazla hapis veya süresi ne olursa olsun ağır hapis cezasına hüküm giymemiş olması gerekiyor. Aksi halde muhtar seçilemiyor.

Kâmil beyin Almanya’daki ceza mahkumiyetine konu fiili taksirle değil kasti bir suçtur ve toplam bir yıldan fazla 1 yıl 5 ay hapis cezası almıştır. Bu durumda Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesine göre Kâmil beyin adli sicil arşiv kaydının silinme şartları değişiyor.

Şayet Kâmil bey yetkili mahkemeye müracaat ederek bu yasaklanmış hakkın geri verilmesi yolunda bir karar alır ve bunu adli sicil arşiv kaydına işletirse cezanın infaz tarihi 01.06.2007 tarihinden itibaren 15 yıl geçmekle 01.06.2022 tarihinden itibaren bu adli sicil arşiv kaydını sildirebilecektir.

Şayet bu yasaklanmış hakkın geri verilmesi yolunda mahkemeden bir karar almaz ise bu durumda cezanın infaz tarihi 01.06.2007 tarihinden itibaren 30 yıl geçmekle 01.06.2037 tarihinden itibaren bu adli sicil arşiv kaydını sildirebilecektir.

Diğer bir silinme nedeni suça konu fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adlî sicil ve arşiv kayıtları, hiçbir talep aranmaksızın tamamen silinir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta suça konu fiilin KANUNLA suç olmaktan çıkarılması gerekir. Örneğin suça konu fiilin dayandığı kanun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle suç olmaktan çıkmış ise bu halde diğer şartlar yerine getirilmeden kayıt silinmesi yapılamaz.

Kanunda sayılan bir silinme sebebi de ceza mahkumiyetine ilişkin kararla ilgili kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına dair bir karar verilmiş ise bu kararının kesinleşmesi ile birlikte önceki mahkûmiyet kararına ilişkin adlî sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.

Son olarak 12. maddeye 2016 yılında kanunla eklenen fıkra gereğince akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar da infazının tamamlanmasıyla tamamen silinir. Zira işlenen bir suçta sanığın aklı melaikeleri suçu ve neticelerini gözetemeyecek derecede zayıf veya yoksa ise sanığa ceza yerine akıl hastalığının tedavisi ve korunması için güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilebiliyor.

Bu durumda kesinleşmiş bu karar ile belirlenen bir hastanede gözetim ve tedavi altına alıyor.  Güvenlik tedbirlerine mahkûm bu kişilerin tedavi amaçlı hastanede kaldıkları bu süreler infaz süresinden düşürülüyor.

Görüldüğü gibi adli sicil veya adli sicil arşiv kaydının silinmesinde hak yoksunluklarının geri iadesi çok önemli bir yer tutuyor. Bu konuyu ilerideki bir köşe yazımızda ele alacağız.

Adli sicil kaydının silinmesi için nereye başvurulması gerekir?

Adli sicil kayıtlarının silinmesi için 11.04.2012 tarihine kadar yetkili mahkemelere başvuruluyordu. Yani adli sicil kaydını silme ancak bir mahkeme kararı ile mümkün oluyordu.

Ancak 11.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6290 sayılı Kanunla 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesinde yapılan değişiklikle bu tarihten sonra adli sicil kayıtlarının silinmesinde tek yetkili makam Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü oldu. Yani artık Cumhuriyet savcılıklarının ve mahkemelerin adli sicil kaydının silinmesi yönünde karar verme yetkileri bulunmuyor.

(*) https://panorama-news.de/yazarlar/avukat-serif-yilmaz/yabanci-ulkenin-ceza-mahkumiyetine-iliskin-kararinin-turk-adli-siciline-islenmesi-mumkun-mu/

- Reklam -
Önceki İçerikUyuşturucu parası vermeyen annesini öldürdü
Sonraki İçerikZelenskiy Twitter’dan seslendi: Kiev’deyim, silahlarımızı bırakmayacağız

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

ten − 3 =