Gurbetçi için konsoloslukta mutlaka denetimli serbestlik getirilmeli

Yurtdışında yaşayan gurbetçilerimizin Türkiye’de haklarında verilen ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararından dolayı yaşadıkları problemleri konu aldığımız bu köşe yazımızda bu problemlerin çözüm yollarına ışık tutmaya çalışacağız.

Gurbetçimizin kasıtlı veya kasıtsız olarak Türkiye’de bir suça karışması halinde yurtdışında yaşadığı sorunlara örnek vererek değinelim.

Türk vatandaşı ve Almanya’da ikamet eden Makbule Hanım, 2015 Temmuz ayında Didim’e tatile gittiğinde kiraladığı arabasıyla ölümlü bir kazaya karışır. Kusurun tamamı Makbule hanıma aittir ve bir kişinin ölümüne sebebiyet vermiştir. Ölümlü trafik kazası olduğundan ve kendisi yurtdışında yaşadığından tutuklanır ve 30 gün cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilip yargılamasına tutuksuz olarak devam edilir.

Gurbetçimiz Makbule Hanım istemeden ve kasıtsız olarak ancak tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu kazaya ve ölüme sebebiyet vermiştir. Yurtdışı çıkış yasağı olmadığından ve Almanya’daki oturum ve çalışma hakkı ile işyerini kaybetmemek için hemen Almanya’ya geri döner.

2019 yılında yargılama biter ve Makbule Hanım avukatından aldığı bilgiye göre bu kaza sebebiyle neticeten 4 yıl 3 ay 21 gün hapis cezası almıştır. Hüküm kesinleştiğinden cezanın infazı için yakalama kararı çıkmıştır. Türkiye’ye gitmesi halinde gümrükte hemen gözaltına alınıp cezaevine konulacaktır.

COVID-19 pandemisi dolayısıyla kamuoyunda af yasası olarak bilinen ancak ceza infaz düzenlemesi getiren yasa değişikliğiyle 5275 sayılı Ceza İnfaz Yasasının Geçici 6 ıncı maddesi gereğince Makbule hanımın suçunun adi suçlardan ve suç tarihi 30.03.2020 tarihinden önce olması  dolayısıyla şartlı tahliyesine 1/2 oranı uygulanıyor. Cezasının yarısı düşüldüğünde Makbule hanımın cezaevinde yatarı 2 yıl 1 ay 25 gün oluyor. Ancak kendisi 30 günü tutuklulukta geçirdiğinden bu süre düşürülür ve neticede 2 yıl 25 gün yatması gereken süre kalır.

Sonuç ceza 3 yıldan az olduğundan 5275 sayılı Ceza İnfaz Yasasının 105/A maddesi gereğince denetimli serbestlikten faydalanabiliyor. Yani cezaevine bir daha girmiyor. Kalan kısmı denetimli serbestlikle tamamlıyor.

İşte gurbetteki Makbule Hanım için sorun burada başlıyor. Şayet kendisi Türkiye’de yaşasaydı hiç cezaevine girmeden örneğin her hafta Cumhuriyet Savcılığına gidip imzasını atarak hem ailesinin yanında kalabilir hem de işine ve hayatının düzenine devam edebilir, böylelikle cezasının infazı tamamlanırdı.

Oysa Makbule Hanım bir gurbetçi. Hayatının merkezi Almanya. İşi, ailesi, çocuklarının eğitimi, oturum ve çalışma izin haklarının tamamı Almanya’da.

Peki Makbule Hanım bu hakları kaybetmemek ve hayatının düzenine devam etmek için bu denetimli serbestlik yükümlülüğünden muaf tutulamaz mı? En azından bu yükümlülüğü örneğin yurtdışında bağlı olduğu Konsolosluktaki bir hukuk müşavirine veya bir görevliye haftada, iki haftada veya ayda bir gidip imza vererek tamamlayamaz mı? Aynı Türkiye’dekiler gibi.

Maalesef mevzuatımızda bunlara evet diyebilecek bir düzenleme yok. Çünkü mevcut duruma göre denetimli serbestlik mevzuatı sadece Türkiye sınırları ile sınırlandırılmıştır. Büyükelçilikler veya Konsolosluklarda böyle bir hukuki ve teknik alt yapı oluşturulmamış, gurbetçimiz mağdur edilmiştir.

Oysa yasal bir düzenleme ile yurtdışında yaşayan ve denetimli serbestlikten yararlanabilen bu kişilere yükümlülük verilmeyebilir. Bu sürede herhangi bir suç işlerse bu ceza yine ona çektirilebilir ve bir daha denetimli serbestlikten yararlanması engellenebilir. Bu muafiyet hakkını kötüye kullanabilecekler için de örneğin oturumunu, çalışma müsaadesini, yurtdışı ikametini, bir işyerinde çalışıyorsa iş sözleşmesini ve maaş bordrolarını, serbest çalışıyorsa işyeri ruhsat ve vergi kayıtları ile yıllık bilançolarını belgelendirmesi istenebilir.

Muafiyet verilmese bile aynı belgelerle yurtdışındaki durumun ispatlanması kaydıyla Konsolosluklarda belirli periyotlarla imza yükümlülüğü verilebilir. Bu o kadar zor bir uygulama olmaz. Asıl zorluk konsolosluğa değil Makbule Hanıma olur. Bağlı olduğu Konsolosluk 200 km mesafede de olsa kendisi buna katlanmak zorunda. Yükümlülüğü ihlal ederse o zaman ihlalin müeyyideleri uygulanabilir. Aynı Türkiye’de olduğu gibi.

Çünkü; Denetimli serbestlik, yükümlülerin suç işlemesine neden olan davranışlarının düzeltilerek, tekrar suç işlemelerinin önlenmesi, ceza infaz kurumundan salıverilen hükümlülerin takip edilmesi, madde bağımlılarının rehabilitasyonu, suçtan zarar gören mağdurların uğradıkları zararın giderilmesi ve bu yolla toplumun korunması amacıyla kurulmuş bir infaz sistemidir. Bu tanım tamamen T.C. Adalet Bakanlığının tanımıdır.

Yukarıda önerdiğimiz gibi bir yasa değişikliğiyle gurbetçimize bu imkân sunulduğunda gurbetçimiz Makbule Hanımın suç işlemesine neden olan davranışları düzeltilecek, tekrar suç işlemesi önlenecek, yurtdışında aynı Türkiye’deki yükümlüler gibi takibi de  mümkün olacaktır.

Böylelikle gurbetçimiz Makbule Hanım konsoloslukta, pasaport yenileme, nüfus veya noter işlemleri gibi bir işlemi olduğunda “Hakkınızda yakalama kararı var, işleminizi yapamayız” denilerek mağdur edilmeyecek, infaz için yakalaması kaldırılacağından anavatanı ve canından çok sevdiği gibi ülkesine korkusuzca gidebilecektir.

Ayrıca Makbule hanım denetimli serbestlik sebebiyle Türkiye’de en az 2 yıl durmak zorunda kalmayacak, Almanya oturum ve çalışmaz izni haklarını kaybetmeyecektir. Oysa mevcut durumda Alman Oturum Kanunu’nun 51 inci maddesi gereğince 6 aydan fazla Almanya dışında bulunacağından bu haklarını kaybetmektedir. Sadece bu hakları değil, aile birliği ve çocuklarının eğitim düzeni bozulacak varsa işyerini de kaybedecektir.

Umarız ki, devlet büyüklerimiz gurbetçimizin bu mağduriyetini duyup gerekli adımları atarak gurbetçimizin sorununu giderirler ve devletimiz Anayasa’nın 62 inci maddesi gereğince yurtdışında yaşayan vatandaşına karşı görevini yerine getirmiş olur.

Gurbetçinin derdini dile getirmek bizden, çözüm devletimizden…

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

20 − eleven =