Almanya’daki tedbir vekaletnameleri (Vorsorgevollmacht) Türkiye’de geçerli mi?

Almanya’da kısıtlılık kararı aynı Türk Medeni Kanununda (TMK) olduğu gibi Alman Medeni Kanunu’nun (BGB) 1896. maddesine göre psikolojik, bedensel, aklî veya ruhsal hastalık, veya özürlülük nedeniyle reşit olan bir kişinin fiil ehliyetini kısmen veya tamamen kullanamaması gibi sebeplerle verilebiliyor.

Bu kısıtlılık kararları verildiğinde kısıtlanan kişiye mahkemece (Amtsgericht) bir vasi (Betreuuer/in) atanıyor. İşte Almanya’da geçerli olan bu kararın Türkiye’de de geçerli olması için son yargı içtihatlarına göre Türk mahkemesinde tanınmasını yapabiliyoruz.

Böylece Türk hukuku açısından da geçerli olan bu vasilik kararları (Rechtliche Betreuung) ile kısıtlının örneğin Türkiye’de SGK’dan borçlanma ve emeklilik işlemleri, emekli maaşının bağlanması ve çekilmesi, taşınmazının kiraya verilmesi veya satılması, çeşitli konularda yetkili merciilere onun adına başvuru yapılması v.b. gibi işlemler yapılabiliyor.

Ancak özellikle fiil ehliyetini kullanamayacak derecede ağır ruhsal veya bedensel  hasta veya yaşlı olan insanlar için Alman mevzuatında ve uygulamasında çeşitli müesseseler de öngörülmüştür.

Örneğin Alman Medeni Kanunu’nun 1897/4 maddesine göre kişi ileride kendisine mahkemece bir vasi atanması ihtimaline binaen henüz ayırtma gücüne sahip iken kendisine vasi olarak atanacak kişi veya kişiler ile kendisine atanmasını istemediği kişi ve kişileri belirleme imkânı vardır.

Buna vasilik tebdiri (Betreuungsverfügung) deniyor. Böyle bir düzenlemenin Türk hukukunda karşılığı yoktur. Dolayısıyla böyle bir tasarrufla Türk hukukunda herhangi bir hak iddiasında bulunulamaz.

Diğer bir müessese ise kısıtlılık kararı alınmasını önlemek amacıyla kişinin sağlığında güvendiği birine vekaletname vermesidir. Buna da uygulamada tedbir vekaletnamesi (Vorsorgevollmacht) deniliyor. Buradaki vekalet ilişkisi tamamen Alman Medeni Kanunu’nun 662. maddesine dayanan özel hukuk gereğince yapılan bir anlaşma çeşididir.

Uygulamada en sık karşılaşılan müessese de bu tedbir vekaletnamesidir. Maalesef Almanya’da yaşayan ve örneğin yaşlı ve yatalak babasının tebdir vekaletnamesine sahip gurbetçilerimizin çoğu bu vekaletname ile Türk konsolosluğunda veya Türk resmi makamları önünde babaları adına işlem yapabileceklerini düşünüyorlar.

Bu nedenle sık sık bize „Şerif bey, bende yaşlı annemin Vorsorgevollmacht’ı (tedbir vekaletnamesi) var. Bununla annemin yeni pasaportunu almak istedim ama konsolosluk bu vekaletnameyi tanımadığını söyledi. Ne yapacağım?“ gibi sorularla şikayetler geliyor.

Maalesef Türk hukukunda tedbir vekaletnamesi diye bir kanuni düzenleme yoktur. Şayet kişi sağlığında Türkiye’de herhangi bir işinin görülmesi için başka bir kişiye vekaletname vermek istiyorsa bunu ya doğrudan Türk konsolosluğundan verecektir, ya da Alman Noter’inden apostil şerhi almak ve bunları Türkçeye tercüme ettirmek şartı ile verecektir.

Ayrıca Almanya’daki tedbir vekaletnamesinde olduğu gibi „Şayet medeni haklarımı kullanamayacak derecede ruhsal veya bedensel ağır hasta olursam bu vekaletname ile verdiğim yetkileri kullanmaya devam edebilir“ şeklinde bir ibare de Türk hukuku için verilecek vekaletnamelerde olamaz, olsa bile hukuken bir anlam ifade etmez.

Çünkü TMK’nın 405. maddesi „Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır“ demektedir.

Hatta aynı maddeye göre görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına yani sulh hukuk mahkemesine bildirmek zorundadırlar. Bu zorunlulukta olanlardan biri de sağlığında kendisinden vekaletname alan kişidir.

Diğer yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 513. maddesi de vekalet sözleşmesinin vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ile kendiliğinden sona ereceğini hükme bağlamıştır.

Medeni haklarını kullanma ehliyetini kaybeden birinin hemen hacir (kısıtlılık) altına alınması gerektiği ve onun sağlığında verdiği vekaletnamenin artık geçersiz olduğu açıkça görülmektedir.

Peki elinde örneğin yaşlı ve yatalak babası için  tedbir vekaletnamesi olan gurbetçimiz ne yapmalı?

Yukarıda da belirttiğim gibi Alman mahkemesince verilen kısıtlılık ve vasilik kararları dışındakiler Türk hukuku açısından geçersizdir. Mahkemece verilen kararlar ise Türk mahkemesinde tanıtılmak kaydıyla Türkiye’de geçerli oluyor.

O halde gurbetçimiz yaşlı ve yatalak babasını Türkiye’ye götürüp sulh mahkemesinden vasilik kararı alamayacağına göre Türk hukukuna uyacak şekilde Alman mahkemesinden babası için bir vasilik (Rechtliche Betreuung) kararı aldırmalı. Bu kararda kendisini vasi tayin ettirebilir.

Bu karara vasilik kararı veren sulh mahkemesinin (Amtsgericht) bağlı olduğu eyalet mahkemesinden (Landgericht) apostil şerhi aldıktan sonra tüm belgeleri Türk konsolosluğuna akredite olmuş bir tercümana Türkçeye tercüme ettirmeli ve tercümeyi de bağlı olunan Türk konsolosluğundan tasdik ettirmeli.

Şayet kendisi vasilik kararının tanınması için Türk mahkemesinde bir avukat ile dava açacak ise konsolosluğa gitmiş iken bu avukata da vekaletname çıkartabilir.

Bu belgelerle Türk mahkemesinde dava açıldığında ve Türk mahkemesi tarafından tanındığında  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.03.2015 tarihli içtihadında da belirttiği üzere Alman mahkemesince verilen vasilik kararı artık Türk mahkemesince verilmiş bir vasilik kararı kuvvetindedir.

Bundan sonra vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi ile denetim makamı asliye hukuk mahkemesi nezdinde TMK hükümlerine göre Almanya’daki kısıtlı yatalak ve yaşlı baba adına ne yapılmak isteniyorsa o işlemler yapılabilir. Maalesef başkaca yolu bulunmuyor.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

5 × 2 =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.