Esasen yaratılıştaki donanım, zina için verilmiş değildir. O, beşerin nesli devam etsin diye bir cinsî münasebet fiili olarak yaratılmıştır. Neticesi itibarıyla, meşru dairede kullanılması kaydıyla, çok hayırlı bir ilâhî lütuftur. Zina ise bu donanımı, gayrimeşru münasebetle israf etme demektir. Dinî terim olarak zina, bir insanın helâli olan nikâhlı eşiyle kurabileceği ilişkiyi, kendisine haram olan başkasıyla
31 Mart 2025
Esasen yaratılıştaki donanım, zina için verilmiş değildir. O, beşerin nesli devam etsin diye bir cinsî münasebet fiili olarak yaratılmıştır. Neticesi itibarıyla, meşru dairede kullanılması kaydıyla, çok hayırlı bir ilâhî lütuftur. Zina ise bu donanımı, gayrimeşru münasebetle israf etme demektir. Dinî terim olarak zina, bir insanın helâli olan nikâhlı eşiyle kurabileceği ilişkiyi, kendisine haram olan başkasıyla
31 Mart 2025
Ehl-i tahkik, tefsirlerde daha ziyade yedi kat semayı bütün kâinata teşmil görürler. Samanyolu bu sistemlerden sadece bir tanesi ise bunun dışında daha nice sistem mevzubahistir… Şayet bunlar dairevî veya helezonî bir hat çizerek belli bir istikamete doğru yürüyorlarsa işte mekân dediğimiz şey bundan ibarettir. Vâkıa bütün sistemler belli bir istikamete doğru yürümektedir. Bu da daha
16 Mart 2025
Ehl-i tahkik, tefsirlerde daha ziyade yedi kat semayı bütün kâinata teşmil görürler. Samanyolu bu sistemlerden sadece bir tanesi ise bunun dışında daha nice sistem mevzubahistir… Şayet bunlar dairevî veya helezonî bir hat çizerek belli bir istikamete doğru yürüyorlarsa işte mekân dediğimiz şey bundan ibarettir. Vâkıa bütün sistemler belli bir istikamete doğru yürümektedir. Bu da daha
16 Mart 2025
İnsan, kâinattaki her şeyi Allah’ın yarattığına aklından inanıyor. Ama bazı imanî meseleler kalbde düğümlenip kalıyor. İnsan, aklına müracaat ediyor, fakat kalb bu hâl ve şüpheler içinde olduğundan mutazarrır oluyor ve ızdırap çekiyor. Bu marazdan nasıl kurtulur, kalb düğümünü nasıl çözeriz? Bu, elde olmayan kalbdeki bir kabz hâlidir. Mevlâna’nın ifadesiyle kalb, tecelligâh-ı ilâhî deryasının sahilidir. O
11 Mart 2025
İnsan, kâinattaki her şeyi Allah’ın yarattığına aklından inanıyor. Ama bazı imanî meseleler kalbde düğümlenip kalıyor. İnsan, aklına müracaat ediyor, fakat kalb bu hâl ve şüpheler içinde olduğundan mutazarrır oluyor ve ızdırap çekiyor. Bu marazdan nasıl kurtulur, kalb düğümünü nasıl çözeriz? Bu, elde olmayan kalbdeki bir kabz hâlidir. Mevlâna’nın ifadesiyle kalb, tecelligâh-ı ilâhî deryasının sahilidir. O
11 Mart 2025
Hâlbuki kalb nakilleri vasıtasıyla yapılan tedavilerde insanda maddî bir değişiklik kısmen oluyor ama, hayatiyeti devam ettiriyor. Burada madde esas, ruh ona bağlı gibi görünüyor. Bunu nasıl anlamamız lazımdır? Soruda ifade edilenin aksine, kalb nakillerindeki durum, maddenin ruhla kâim olduğuna delâlet eder. Oysaki, bazıları, maddenin ruhla kâim olduğunu ifade eden delili tersine işleterek, “Ruh, maddeye bağlıdır.”
02 Mart 2025
Hâlbuki kalb nakilleri vasıtasıyla yapılan tedavilerde insanda maddî bir değişiklik kısmen oluyor ama, hayatiyeti devam ettiriyor. Burada madde esas, ruh ona bağlı gibi görünüyor. Bunu nasıl anlamamız lazımdır? Soruda ifade edilenin aksine, kalb nakillerindeki durum, maddenin ruhla kâim olduğuna delâlet eder. Oysaki, bazıları, maddenin ruhla kâim olduğunu ifade eden delili tersine işleterek, “Ruh, maddeye bağlıdır.”
02 Mart 2025
Bu âyette Cenab-ı Hak, cin ve insi, eskilerin ifadesi ile, ille-i gâiye olarak Kendisini bilmeleri, irfanına ermeleri ve kulluk yapmaları için yarattığını ifade etmektedir. Her iş ve hâdisenin, Frenkçe ifadesiyle, bir finalitesi vardır. Bu kevn ü fesat âlemi olan kânatın yaratılması, düzene konulması ve insanlara ibadet sorumluluğunun getirilmesi, Allah’a kulluk teklifinin kabul ve edası içindir.
24 Şubat 2025
Bu âyette Cenab-ı Hak, cin ve insi, eskilerin ifadesi ile, ille-i gâiye olarak Kendisini bilmeleri, irfanına ermeleri ve kulluk yapmaları için yarattığını ifade etmektedir. Her iş ve hâdisenin, Frenkçe ifadesiyle, bir finalitesi vardır. Bu kevn ü fesat âlemi olan kânatın yaratılması, düzene konulması ve insanlara ibadet sorumluluğunun getirilmesi, Allah’a kulluk teklifinin kabul ve edası içindir.
24 Şubat 2025
İman bir kalb işidir. Kalbin zihin, irade ve latîfe-i Rabbâniye gibi rükünleri vardır. Ruh, bu mekanizmayı işletici en büyük âmildir. Ceset, fizyolojik hüviyetiyle ruhla münasebet kurduğu, yani işlerini ruhun fakültelerine soktuğu nispette maddî-mânevî canlılığını devam ettirir. Binaenaleyh, insanın cesedi vardır ve bu ceset bütün bir hayat boyunca değişir durur. İnsanda değişmeyen sabit bir hakikat ve
16 Şubat 2025
İman bir kalb işidir. Kalbin zihin, irade ve latîfe-i Rabbâniye gibi rükünleri vardır. Ruh, bu mekanizmayı işletici en büyük âmildir. Ceset, fizyolojik hüviyetiyle ruhla münasebet kurduğu, yani işlerini ruhun fakültelerine soktuğu nispette maddî-mânevî canlılığını devam ettirir. Binaenaleyh, insanın cesedi vardır ve bu ceset bütün bir hayat boyunca değişir durur. İnsanda değişmeyen sabit bir hakikat ve
16 Şubat 2025
Hadislerde hurilerin giydikleri elbisenin şeffafiyetinden bahsedilir ki bu, insanlarda yer yer inkişaf eden bediî zevkleri anlatmak için, bazen hakikat bazen de mecaz olarak kullanılmış ifadelerdendir. İnsanın zevki bu seviyeye ulaşmamış, beşerî zevkleri bu seviyede inkişaf etmemişse bunları gerçek keyfiyetleriyle anlayamaz. Binaenaleyh Kur’ân’ın her âyetinden, herkesin murad-ı ilâhî ve maksad-ı ilâhiyi tam olarak kavraması zor bir
02 Şubat 2025
Hadislerde hurilerin giydikleri elbisenin şeffafiyetinden bahsedilir ki bu, insanlarda yer yer inkişaf eden bediî zevkleri anlatmak için, bazen hakikat bazen de mecaz olarak kullanılmış ifadelerdendir. İnsanın zevki bu seviyeye ulaşmamış, beşerî zevkleri bu seviyede inkişaf etmemişse bunları gerçek keyfiyetleriyle anlayamaz. Binaenaleyh Kur’ân’ın her âyetinden, herkesin murad-ı ilâhî ve maksad-ı ilâhiyi tam olarak kavraması zor bir
02 Şubat 2025
Kur’ân-ı Kerim’de, farklı emirlerin yanında mü’minlere bir de, Allah’a (celle celâluhu), Resûlullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve kitaplara iman etmeleri emrediliyor. Aslında onlar tam iman etmişlerdir. Öyle ise bu imanın daha derin ve farklı mânâları olmalıdır. Bununla alâkalı bazı yorumlar şöyledir: Âyetin Yahudilerle alâkalı olmasıdır. Onlardan bazıları, Peygamberimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelmiş ve “Peygamber
19 Ocak 2025
Kur’ân-ı Kerim’de, farklı emirlerin yanında mü’minlere bir de, Allah’a (celle celâluhu), Resûlullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve kitaplara iman etmeleri emrediliyor. Aslında onlar tam iman etmişlerdir. Öyle ise bu imanın daha derin ve farklı mânâları olmalıdır. Bununla alâkalı bazı yorumlar şöyledir: Âyetin Yahudilerle alâkalı olmasıdır. Onlardan bazıları, Peygamberimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelmiş ve “Peygamber
19 Ocak 2025
Cenab-ı Hakk’ın (celle celâluhu) peygamber gönderip hak mevzuunda irşat etmediği toplumlar dalâlet içinde bocalayacaklardır. Şayet Cenab-ı Hak bir gün bunları sigaya çeker ve Cehennem’e koyarsa acaba bunlara zulmedilmiş gibi olmaz mı? Kur’ân-ı Kerim işte bu düşünceyi reddetmek için, “İçinde uyaran bir peygamberin zuhur etmediği hiçbir millet yoktur.” (Fâtır sûresi, 35/24) buyurur. Yine Cenab-ı Hak, “Peygamber göndermeden hiçbir kimseye
12 Ocak 2025
Cenab-ı Hakk’ın (celle celâluhu) peygamber gönderip hak mevzuunda irşat etmediği toplumlar dalâlet içinde bocalayacaklardır. Şayet Cenab-ı Hak bir gün bunları sigaya çeker ve Cehennem’e koyarsa acaba bunlara zulmedilmiş gibi olmaz mı? Kur’ân-ı Kerim işte bu düşünceyi reddetmek için, “İçinde uyaran bir peygamberin zuhur etmediği hiçbir millet yoktur.” (Fâtır sûresi, 35/24) buyurur. Yine Cenab-ı Hak, “Peygamber göndermeden hiçbir kimseye
12 Ocak 2025
Hazreti Fatıma (radıyallâhu anhâ), edası, endamı, oturuşu, kalkışıyla tıpkı babasına benzerdi. O kâmile bir kadındı ki, ona, “kadınların en büyüğüdür” denmiştir. O Sultan, Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) altı ay sonra vefat etmişti ve vefat ettiğinde yirmi üç veya yirmi yedi yaşındaydı. Bu yaşta kemali, vakarı ve ciddiyeti bünyesinde toplamış, Abdulkadir Geylânî, Şâh-ı Nakşibend, İmam
04 Ocak 2025
Hazreti Fatıma (radıyallâhu anhâ), edası, endamı, oturuşu, kalkışıyla tıpkı babasına benzerdi. O kâmile bir kadındı ki, ona, “kadınların en büyüğüdür” denmiştir. O Sultan, Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) altı ay sonra vefat etmişti ve vefat ettiğinde yirmi üç veya yirmi yedi yaşındaydı. Bu yaşta kemali, vakarı ve ciddiyeti bünyesinde toplamış, Abdulkadir Geylânî, Şâh-ı Nakşibend, İmam
04 Ocak 2025