Bunun değişik sebepleri vardır. “Genç insanı olmayan bir davanın ayakta durması mümkün değildir.” Hazreti Ömer’e isnat edilen bir sözdür ve bu bence çok önemlidir. Bundan dolayıdır ki, pek çok büyük, rüyalarını görüp hayallerinde tüllendirdikleri geleceği, hep gençlik malzemesi ile örgülemeyi düşlemişlerdir. Evet, İslâm davasını temsil eden insanların yanında, daima gençlik adına birileri bulunmuştur, Meselâ, Hazreti
18 Ocak 2026
Bunun değişik sebepleri vardır. “Genç insanı olmayan bir davanın ayakta durması mümkün değildir.” Hazreti Ömer’e isnat edilen bir sözdür ve bu bence çok önemlidir. Bundan dolayıdır ki, pek çok büyük, rüyalarını görüp hayallerinde tüllendirdikleri geleceği, hep gençlik malzemesi ile örgülemeyi düşlemişlerdir. Evet, İslâm davasını temsil eden insanların yanında, daima gençlik adına birileri bulunmuştur, Meselâ, Hazreti
18 Ocak 2026
Allah’ın “Gayûr” olmasının ve “gayretullaha dokunma” tabirinin ifade ettiği anlamlar nelerdir? Cevap: Bilindiği üzere Allah’ın bildiğimiz isimleri arasında “Gayûr” diye bir isim yoktur. Gerek Kur’ân-ı Kerim’de varid olan, gerek hadis-i şeriflerde sayılan, gerek geniş olarak Muhyiddin İbn Arabî’nin üzerinde durduğu, gerekse Cevşen’de yer alan esma-i ilâhiyeye bakıldığında -sıfat ya da mübalağalı ism-i fail kipinde- böyle bir isme
11 Ocak 2026
Allah’ın “Gayûr” olmasının ve “gayretullaha dokunma” tabirinin ifade ettiği anlamlar nelerdir? Cevap: Bilindiği üzere Allah’ın bildiğimiz isimleri arasında “Gayûr” diye bir isim yoktur. Gerek Kur’ân-ı Kerim’de varid olan, gerek hadis-i şeriflerde sayılan, gerek geniş olarak Muhyiddin İbn Arabî’nin üzerinde durduğu, gerekse Cevşen’de yer alan esma-i ilâhiyeye bakıldığında -sıfat ya da mübalağalı ism-i fail kipinde- böyle bir isme
11 Ocak 2026
Meselâ ben, kendimi beş‑on insanın okuduğu evrâd kadar evrâd okumaya mecbur hissetmeliyim. Ve kendi kendime demeliyim ki: “Madem o kadar insan sana teveccüh ediyor, öyleyse o teveccühün hakkını vermeli ve herkesten daha çok Allah ile irtibatını kavî tutarak bir taraftan bu nimete şükretmeli, öte taraftan nimetin devamına talebini böyle dile getirmelisin.” Evet, böyle diyor ve
04 Ocak 2026
Meselâ ben, kendimi beş‑on insanın okuduğu evrâd kadar evrâd okumaya mecbur hissetmeliyim. Ve kendi kendime demeliyim ki: “Madem o kadar insan sana teveccüh ediyor, öyleyse o teveccühün hakkını vermeli ve herkesten daha çok Allah ile irtibatını kavî tutarak bir taraftan bu nimete şükretmeli, öte taraftan nimetin devamına talebini böyle dile getirmelisin.” Evet, böyle diyor ve
04 Ocak 2026
Ölünün mezara konulmasıyla berzah âlemi başlar. Bize göre bu bir kabir âlemidir. Görenlerin görüşüne arz edilmiş olması hasebiyle de o âleme biz misal âlemi diyoruz. Esasen misal âlemi, eşyanın ilmî vücutlarının tecellî âlemidir. Bu hayat, kudret ve kaderin içine girince dünya hayatı gibi bir hayat oluyor. Yaşandıktan sonra, plân ve program sanki yine arşivde duruyormuş
29 Aralık 2025
Ölünün mezara konulmasıyla berzah âlemi başlar. Bize göre bu bir kabir âlemidir. Görenlerin görüşüne arz edilmiş olması hasebiyle de o âleme biz misal âlemi diyoruz. Esasen misal âlemi, eşyanın ilmî vücutlarının tecellî âlemidir. Bu hayat, kudret ve kaderin içine girince dünya hayatı gibi bir hayat oluyor. Yaşandıktan sonra, plân ve program sanki yine arşivde duruyormuş
29 Aralık 2025
Böylelerinin hezeyanlarına kulak verirseniz şunları duyarsınız: “İmam Âzam Ebû Hanife, İmam Şafiî, Ahmed İbn Hanbel, İmam Malik, Gazzâlî, İmam Rabbânî, Şâzilî, Abdülkadir Geylânî gibi kişiler de bizim gibi insanlardır. Dolayısıyla da onlara ait menkıbelerin aslı astarı yoktur.” Böyle müfrit, veli düşmanları şunu kat’iyen bilmelidirler ki, onları küçültmeye çalışmakla onlar küçülmedikleri gibi, böyle bir gayretle kendileri
22 Aralık 2025
Böylelerinin hezeyanlarına kulak verirseniz şunları duyarsınız: “İmam Âzam Ebû Hanife, İmam Şafiî, Ahmed İbn Hanbel, İmam Malik, Gazzâlî, İmam Rabbânî, Şâzilî, Abdülkadir Geylânî gibi kişiler de bizim gibi insanlardır. Dolayısıyla da onlara ait menkıbelerin aslı astarı yoktur.” Böyle müfrit, veli düşmanları şunu kat’iyen bilmelidirler ki, onları küçültmeye çalışmakla onlar küçülmedikleri gibi, böyle bir gayretle kendileri
22 Aralık 2025
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde insanın bu hâlini şöyle anlatır: “İnsan yaşlansa bile kalbindeki şu iki duygu hep genç ve dinç kalır: Dünya sevgisi ve tûl-i emel (hırs, tamahkârlık).” Dünya sevgisi ve tûl-i emel birbirini destekleyen ve besleyen hususlardır. Dünyayı seven insan, hiç ölmeyecekmiş gibi beklentilere girer, hep orada kalacakmış gibi
14 Aralık 2025
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde insanın bu hâlini şöyle anlatır: “İnsan yaşlansa bile kalbindeki şu iki duygu hep genç ve dinç kalır: Dünya sevgisi ve tûl-i emel (hırs, tamahkârlık).” Dünya sevgisi ve tûl-i emel birbirini destekleyen ve besleyen hususlardır. Dünyayı seven insan, hiç ölmeyecekmiş gibi beklentilere girer, hep orada kalacakmış gibi
14 Aralık 2025
Bunların inananlara hedef göstermeleri. Gösterilen bu hedefe yürümek için tazarru ve niyazın yanında iradeleri devreye sokarak bilfiil çalışmamız. Meselâ; “Rabbimiz, bizi inkâr edenler için bir imtihan yapma, (bizi onların baskı ve işkencesi altına düşürme) bizi bağışla. Rabbimiz, yegâne galip ve hikmet sahibi ancak Sensin, Sen!”(Mümtahine sûresi, 60/5) âyetinde Cenâb‑ı Hak, evvelâ bizlere, kâfirlere imtihan vesilesi olmamak
08 Aralık 2025
Bunların inananlara hedef göstermeleri. Gösterilen bu hedefe yürümek için tazarru ve niyazın yanında iradeleri devreye sokarak bilfiil çalışmamız. Meselâ; “Rabbimiz, bizi inkâr edenler için bir imtihan yapma, (bizi onların baskı ve işkencesi altına düşürme) bizi bağışla. Rabbimiz, yegâne galip ve hikmet sahibi ancak Sensin, Sen!”(Mümtahine sûresi, 60/5) âyetinde Cenâb‑ı Hak, evvelâ bizlere, kâfirlere imtihan vesilesi olmamak
08 Aralık 2025
Bilhassa günümüze bakan yönüyle bu iki hususu açar mısınız? Cevap: Emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker, insanların, dinin yapılmasını emrettiği şeylere davet edilmesi, yasakladıklarından da sakındırılması demektir. Hatta Maturidî akidesi ve Hanefî fukahasının yaklaşımıyla ifade edecek olursak o, insanlara aklın güzel gördüğü şeylerin emredilmesi, yine aklın çirkin gördüğü şeylerin ise nehyedilmesidir. Başka bir ifadeyle emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker;
23 Kasım 2025
Bilhassa günümüze bakan yönüyle bu iki hususu açar mısınız? Cevap: Emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker, insanların, dinin yapılmasını emrettiği şeylere davet edilmesi, yasakladıklarından da sakındırılması demektir. Hatta Maturidî akidesi ve Hanefî fukahasının yaklaşımıyla ifade edecek olursak o, insanlara aklın güzel gördüğü şeylerin emredilmesi, yine aklın çirkin gördüğü şeylerin ise nehyedilmesidir. Başka bir ifadeyle emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker;
23 Kasım 2025
Ve bunu ifade ederken de, “Allah’ın sizlerden istediği şeyleri minimum ölçüde olsun verin.. evet, hiç olmazsa bu kadarcık malla olsun Allah yolunda fedakârlıkta bulunun.” demek istemiştim. Bugün de diyorum; bulunduğumuz durum itibarıyla İslâm’a ciddî bir dava şuuru ile uyanan insanlar, kırkta bir zekâtla hiçbir şey yapamayacaklarını bilmeli ve ona göre davranmalıdırlar. İslâm davası bugün bizden
15 Kasım 2025
Ve bunu ifade ederken de, “Allah’ın sizlerden istediği şeyleri minimum ölçüde olsun verin.. evet, hiç olmazsa bu kadarcık malla olsun Allah yolunda fedakârlıkta bulunun.” demek istemiştim. Bugün de diyorum; bulunduğumuz durum itibarıyla İslâm’a ciddî bir dava şuuru ile uyanan insanlar, kırkta bir zekâtla hiçbir şey yapamayacaklarını bilmeli ve ona göre davranmalıdırlar. İslâm davası bugün bizden
15 Kasım 2025
Asla dayanması durumunda, cedelin karşı tarafı ilzam etme maksadına matuf olmaması gerekir. Belki birtakım hakikatlerin ortaya dökülerek, karşıdakilerin bu gerçeklere inanması ve doğru yolu bulmaları hedeflenmelidir. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayat‑ı seniyyelerine baktığımızda, tebliğ ve irşad faaliyetlerinde, –ona da cedel denecekse– cedeli, bu mânâda kullandığını görürüz. Aslında Allah Resûlü, muhatabın durumuna göre yer yer, “Pekâlâ
08 Kasım 2025
Asla dayanması durumunda, cedelin karşı tarafı ilzam etme maksadına matuf olmaması gerekir. Belki birtakım hakikatlerin ortaya dökülerek, karşıdakilerin bu gerçeklere inanması ve doğru yolu bulmaları hedeflenmelidir. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayat‑ı seniyyelerine baktığımızda, tebliğ ve irşad faaliyetlerinde, –ona da cedel denecekse– cedeli, bu mânâda kullandığını görürüz. Aslında Allah Resûlü, muhatabın durumuna göre yer yer, “Pekâlâ
08 Kasım 2025