- Reklam -

Değişimin, dünyamız açısından kaçınılmaz olması ve arzu edilir yönde gerçekleşmesi için sağlıklı bireyselleşme ve bireysel özgürlüklere saygılı toplumsallaşma hem hukuksal hem de değerler bütünü içerisinde kabul edilebilir bir zemine oturtulması gerekir.

Çünkü, bireyselleşme ve özgürleşme talebi, toplumun önemli dinamikleri tarafından anlaşılabilir, kabul edilebilir ve uygun özgürlük zeminine taşınabilir hoşgörüye sahip olması, bireyselleşmenin beraberinde getireceği sorunları en aza indirebilir. Bu durum her toplumun değişimi içerisinde kaçınılmaz bir olgu olması gibi çözümleri, maliyeti, bekleme süresi de elbette vardır.

Başta da ifade ettiğimiz gibi hızlanan toplumsal değişimin ortaya çıkardığı bir gerçek olarak ‘bireyselleşmeyi’ görüyoruz. Ancak, sağlıklı yollarla gerçekleşmeyen bireyselleşme çabaları, kişiyi bencilliğe, egoizmaya düşürme, bireysel özgürlükleri geliştirelim derken toplumsal uyum ve bireyler arasındaki ilişki dinamiklerini bozma tehlikesine sürükleme risklerini de içinde barındırdığını ylemek gerekir.

Bireyselleşme; bireyin kendine özgü ilgi alanları, hobileri, iş arkadaşları ve sosyal çevresi ile kendi kendine yetmesi anlamını içerir. Aynı zamanda bireysellik, başkasının kendi hayatına yön vermesine karşı bir başkaldırıdır. Çünkü her bir birey özgürleşme eğilimi içinde büyür, gelişir. Ne zaman ki su gibi bir yolunu bulduğunda sızıp akar ve kendi yolunu belirler.

Mahler’e göre bireyselleşme; ayrışmış benliğin kim ve ne olmasına izin olarak tanımlamıştır. Ayrışma ve bireyselleşme birbirini tamamlayan iki gelişim sürecidir. Bu iki kavram ne anlama geliyor? Ayrışma, çocuğun dünyaya geldikten sonraki sürecinde ihtiyaçlarını giderdikçe yavaş yavaş anneden kopmasını ifade ediyor. Yani kendisini ayrıştırmaya, farklı bir birey olduğunu fark etmeye başlıyor. Ben ve annem, Ben ve baba gibi ayrımları yapmaya başlıyor. Bireyselleşme de ise bireyin kendisinin ne olmak istediğinin, duygularının, hedeflerinin, zevk ve mutluluklarının peşinden gitmesini, kendi kararlarının kendisinin almasının, sorumluluk sahibi olmak istemesinin adı olarak karşımıza çıkıyor.

Aslında her bir bireyselleşme, aynı zamanda kendi iradesinin sahibi ve
sorumluluğunu hissetmesi anlamına geliyor. Sizce de bu güzel ve doğru bir istek değil mi? Şöyle bir örnek vereyim: 35 yaşına kadar gelmiş bir bayan ya da erkeğin evlilik gibi, meslek tercihi gibi, istediği yerde ev tutup yaşama isteği gibi hatta üzerine başına alacağı eşyalarını seçme isteği, tatilini nerede geçirmek istediği gibi konularda kendi iradesi yani bireysel düşüncesiyle kararlar almak istemesi. Bu kişinin bireyselleşmesi anlamına gelmez mi? Bir de bu örneğin tam tersi durumu düşünelim. Her şeyi ailesine, kardeşlerine sorma onların kararlarına, zevklerine ya da beklentilerine göre yol haritası belirleme durumunu düşünelim. İkinci durum ayrışma ve bireyselleşmesini henüz tamamlayamamış, bağımlı ve güdümlü kişilik oluşturmuş birey örneğidir. Yani yanlıştır. Bireyselleşemeyen kişilerin iradesi yoktur. Dolayısı ile sorumlulukları da yoktur. Yani sorumlulukta alamaz alsalar dahi bunu başarıyla taşıyamazlar.

İnsan yavrusunda ‘biyolojik doğum’ ve büyüdükçe de psikolojik doğum adı verilen iki doğum gerçekleşir. Biyolojik doğum dünyaya gelmiş her bir canlı için nettir. Ama psikolojik doğum öyle değil. Dünyaya gelen ve zamanla büyüyüp gelişmeler gösterdikçe bireyler kendi özgürlüğünü, bağımsızlığını yani iradesini hissetmesi gerekir. Bu iradeyi gösterebilen bireyler kendi sınırlarını çizebilirler. Sınırları olan bireyler ise zamanla kendi kararlarını kendi veya kendisine yakın kişilerle yine kendini ortaya koyarak bireyselleşmiş içgüdüsü ile alırlar.

Psikolojik doğum aslında bir açıdan bireyin aydınlanmasıdır, farkındalığıdır. Birey psikolojik olarak kendini özgür hissettikçe daha fazla özgüvene, iradesinikullanmaya ve akabinde de aldığı kararların, verdiği sözlerin arkasında durma zorunluluğunu elde eder. Bugün birçok evli çift ya da evlenecek yaşa gelmiş kişilerin psikolojik olgunluğu neden yok sizce? Çünkü bu tür kişilerin halen psikolojik doğumu yani özgür iradesiyle hareket etme becerisi doğmamıştır da ondan. Neden birçok insanın psikolojik doğumu gerçekleşmiyor hiç düşündünüz mü?

Anne babaların tutumları, ait oldukları grup ve sivil toplum yapılanmalarının baskıcı yaklaşımları ya da sistemin esir alması gibi daha birçok faktör bireyselleşmenin önünde engel olabilir mi? Bence hepsi ve daha fazlası bireyselleşmenin, özgürleşmenin önünde ciddi birer engeldir. Çocuğunuz adına düşünmeyi bırakın. Korkmayın onunda beyni var oda düşünebilir. Okula gidiyorsa bırakın sorumluluğunu alsın onunla kendi yüzleşsin. Aşırı koruyuculuk, ilgileniyorum, sahip çıkıyorumun altında oluşturduğunuz kontrolcü yaklaşımları bırakın ki çocuğunuz özgür bir insan olsun. Yani kendisi olsun. Kendisinin ne olduğunu görsün.

Evet anne babalar başta olmak üzere tüm sivil toplum yapılarına sesleniyorum aslında. Bırakın gençleri!.. Yetişkinleri!.. kendi iradelerinin hakkını versinler. İçlerinde konuşacak, söyleyecek bir şeyleri varsa müsaade edelim söylesinler. Ayıp olur, günah olur, bana yakışmaz gibi baskılayıcı düşünceleri aşsınlar. Biz büyükler ya da yapıların, sistemlerin yöneticileri! herşeyi bilemeyiz, düşünemeyiz ve kontrol edemeyiz. Aklımız kendimizi yetmeye göre programlanmış. Herkese akıl vermeyi, yönetmeyi bırakalım. İstişare, özgür irade ve bireysel farklılıklara saygı duyarak ilk adımı atalım. Bırakın daha önce kullandığınız klişe söylemleri. Gerçek şu ki bizler yani anne baba ve tüm idareci konumundaki kişiler; bugüne kadar bireyselleşmenin önünde duran en büyük engel olduk. Belki korktuk. Gelen nesil ve yetişen insanlara karşı verecek cevaplarımız yoktu, bilgilerine yetişemiyorduk. Ama her ne sebepten olursa olsun bireyselleşme ve özgürleşme gibi bir gerçeğin üstünü kimse örtemez. Sadece doğru yönetilmesinde rolümüz olabilir. Bunu da psikolojik doğumunu gerçekleştirmiş bireyler isek ancak yapabiliriz.

- Reklam -
Önceki İçerikAlmanya’da binlerce kişi sokaklara döküldü
Sonraki İçerikBelediye başkanından yeni yıl mesajı
ÇİFT - YETİŞKİN VE ERGEN DANIŞMANI

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

one × five =