Alman basınında yer alan yorumlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidarın daha da otoriterleştiğine vurgu yapılıyor
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun tutuklanması nedeniyle İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin çeşitli kentlerinde düzenlenen protesto gösterileri Almanya’da da yakından takip ediliyor. Alman medyasında yer alan yorumlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidarın daha da otoriterleştiğine vurgu yapılıyor.
Südwest Presse gazetesinde yer alan yorumda şu ifadeler yer alıyor:
“Şimdi Türkiye’nin ortakları ve müttefikleri için bir soru ortaya çıkıyor: Giderek otoriterleşen bir ülkeyle nasıl muhatap olunacak? Erdoğan’ın Washington’dan gelecek herhangi bir eleştiriden korkmasına gerek yok, zaten gelmiyor.
Gerçi Avrupa Birliği belagat açısından güçlü ifadelerle protesto etti. Ancak Erdoğan’ın yaptırımlarla karşılaşması pek olası değil. Türkiye bunun için fazla önemli görünüyor. Erdoğan göç politikalarında avantajlı konumda. Geçmişte ülkesinin barındırdığı milyonlarca mülteciyi baskı aracı olarak kullanmakta hiç tereddüt etmemişti. Buna rağmen AB Erdoğan’a kırmızı kart göstermelidir. Eğer AB, kendi değerlerini ve kurallarını ciddiye alıyorsa, Ankara ile katılım müzakerelerini kesmesi ve ülkenin adaylık statüsünü geri alması gerekir.”
Stuttgarter Zeitung‘da yer alan yorum ise şöyle:
“Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarihe iktidar müptelası bir otokrat olarak geçecek. Bugün 71 yaşında olan siyasetçi bir zamanlar ülkesini ordunun vesayetinden kurtarmak için yola çıkmıştı. Ancak hükümet ve devlet başkanı olarak geçirdiği uzun yıllar boyunca sürekli daha fazla demokrasi ilkelerinden uzaklaştı. Rakibi Ekrem İmamoğlu hakkındaki tutuklama kararı Erdoğan’ın hayat eserini mahvetti. Bunun geri dönüşü yok.”
Frankfurter Allgemeine Zeitung‘daki ifadeler şu şekilde:
“Recep Tayyip Erdoğan diktatörlüğe giden yolda uzun bir mesafe kat etti. Cumhurbaşkanı, Türkiye’de idareyi, orduyu ve yargıyı iktidarın uysal araçları hâline getirdi, basını aynı hizaya çekti. Ancak partisi AKP’nin iktidarda olduğu 23 yılda birçok baskıya rağmen bir şeyi başaramadı ve muhtemelen buna cesaret edemedi, o da siyasi muhalefeti tamamen susturmak.
Hafta sonu düzenlenen protestolar da bunu ortaya koydu. İstanbul ve diğer kentlerde yüz binler gelecek seçimlerin kağıt üstünde kalmaması için sokaklara döküldü. Zira İstanbul Belediye Başkanı’nın sudan suçlamalarla gözaltına alınması ve tutuklanmasının sonucu, bu olacak.”
Frankfurter Rundschau‘nun yorumunda şu ifadeler yer alıyor:
“Türkiye’deki barışçıl kitlesel protestolar uzun zamandır artık sadece muhalif siyasetçi Ekrem’in tutuklanmasına karşı değil. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na yönelik hamlesiyle insanların on yıllar süren iktidarının ardından bir sonraki seçimde onun yerine bir başkasını seçme umudunu da ellerinden alıyor.
Diğer bir deyişle Erdoğan demokrasiden bir adım daha uzaklaşarak otokrasiye doğru bir adım daha attı. Bunun ülkeye bedeli ağır olabilir. Henüz Erdoğan hükümetinin 12 yıl önce Gezi protestolarında olduğu gibi birçok insanın gözünü korkutup korkutamayacağı belli değil.
Ancak güç erozyonunu durduramadığı yönünde işaretler de var. Bir yandan baskısı eskisi gibi sonuç vermiyor. Dahası AKP geçen yıl yerel seçimlerde acı bir yenilgi tattı. Ve İmamoğlu İstanbul belediye başkanlığını arka arkaya iki kez kazandı.”