Cevdet Albay'a Prosper Haniel Maden müessesesinde 25 yılını doldurduğu için bir altın saaat ve madalya verildi.

1958 yılında Zonguldak-Çaycuma doğumlu Cevdet Albay, İlk ve Ortaokul eğitimini tamamladıktan sonra 1973 Eylül’ünde Almanya’ya geldi. Kısa süre sonra Alman maden Taşkömürü Müessesesi’nde (Ruh Kohle AG) madenci çırağı olarak işe başladı.

Madenden emekli olan ve aynı zamanda da gazetecilik yapan Albay, madencilik hayatında  karşılaştığı zorlukları  gazetemize değerlendirdi.

Ömrümün yarısı maden ocaklarında çalışmakla geçti.

 Kim ne derse desin,  Bir daha dünyaya gelsem madenci olmak istemem. ”Zor ve ağır şartlarda 25 yılın ardından emekli oldum. Kimse beni madende çalışacaksın diye zorlamadı. O benim kaderimde varmış. (Bu arada kadere inanırım.)

Kaderden bahsetmişken onu biraz açar mısınız?

Henüz küçük yaşlardayım. Köyde iki odalı ahşap bir evimiz vardı. Okul çağlarına geldim. Annem köyde yaşayan bir kaç kadın ile  beni de yanına alarak yola çıktı. Ben nereye gittiğimizi bilmiyordum. Uzun bir yolculuğun ardından dereleri tepeleri aşarak türbeye vardık.

Bu yolculuk sırasında yorulmamdan dolayı annem beni sırtına alırdı. Türbe bir dağın tepesinde. Uzun yolculuğun ardından mola verdik. İyi hatırlıyorum, o tepede eski bir ev, önünde bir ağaç. Ağacın dalları püsküllü.

O ağaç türbenin dilek ağacı. Gelenler; dua eder, kendi giysilerinden bir parçayı ağacın dalına bağlarmış. Sıra bize gelmiş olmalı ki, yaşlı bir bayan benim arkama geçip kollarımdan havaya kaldırarak; benim için “ Almanyalara git, mühendis katip ol ” diye dualar ettiğini bugünkü gibi hatırlıyorum.

Almanya’ya ne zaman geldiniz?

70’li yılların başlangıcı olsa gerek. Zonguldak madenlerinde çalışan babam 1969 yılında Almanya’ya işçi olarak gelmiş, Oberhausen kentinde bir maden ocağına iş başı yapmış. 70’li yıllarda Ruhr Havzası’nın her köşesinde maden ocağı varmış.

Uzatmayayım. Önce Annem, sonra ben  ortaokul sıralarından ayrılarak Almanya’ya gittim. Henüz 15 yaşındayım. Almanca konuşmasını bilmiyorum, aradan birkaç hafta geçti. Babam beni bir maden ocağına iş için kaydımı yaptırdı. Altı ay sonra babam bir ameliyat sonrası hayata gözlerini yumdu.

Bu yaşta babanızı kaybetmek sizin için zor olsa gerek?

 Evet, çocuk yaşlarda dünyam karardı. Üç yıl mesleki eğitim gördükten sonra yeraltına indim. Kömür üretimi yapılan damarlarda çalışmaya başladığımda eğitimli maden işçisi olmuştum. Yıllar ilerledikçe “ keşke madenci olmasaydım” diye çok düşündüm. Maden Mühendisliği okuluna girmek istedim, üç yıl eğitim sürecinde az para kazanacaktım.

Yapamadım!

Bottrop ve Oberhausen’deki maden işletmesinin tüm kollarında çalıştım. 2000 yıllarının başında Bottrop’taki Prosper-Haniel Maden Ocağı’ndan emekli oldum. Geçtiğimiz günlerde (Aralık 2018) kapatılan en son maden ocağı kuyusu benim hayatımı kazandığım maden ocağı olarak tarihte kaldı. 25 yıl boyunca Prosper-Haniel maden ocaklarında çalıştım.

 Geriye baktığınızda ‘keşke bunu yapmasaydım’ dediğiniz oldu mu?

 Anılarla dolu yıllar geçti. Aklıma hepsi gelmiyor ama geriye baktığımda üzüldüğüm bir şey var. O’da, şu: Ruhr Kohle AG bildiğim bileli “Bilgi” adında ayda bir Türkçe bir dergi çıkartırdı. O dergiler elime geçtikçe biriktirirdim. İçi bilgi doluydu. O dergiler yıllar sonra çoğalmıştı, onları yer kapladığı için attım. Bu hatayı niye yaptım bilemiyorum hiç aklımdan çıkmaz. O dergilerin akıbetini araştırdım, onlar da çöpe atmış.

Yani maden ocakları sayesinde hayatınızı kazandınız ?

Sadece ben mi? Almanya’ya ilk gelen neslin pek çoğu hayatını maden ocaklarında çalışarak kazandı. Kimileri iş kazasından öldü, kimileri ağır şartlarda çalıştıkları ortamlarda sakat kaldı. Ancak şu da bir gerçek. Alman maden ocaklarında çalışan binlerce Türk madenci çil çil Mark ve Euro kazanarak, hem ülkesine hem kendisine para kazandırdı.

Tekrar gençliğiniz dönseniz madenci olmak ister misiniz?

 Kimilerine sorsanız, tekrar madenci olmayı ister. Ben olmak istemem. Yıllarca isteksiz çalıştım. Madende çalışmayı sevmedim. Bu arada; Madende çalışırken boş zamanlarımı habercilik yaparak geçirdim.

Ulusal gazetelere haber yolladım. İlk haberim, maden ocağında iş kazası yapan, vefat eden bir madenci vatandaşımızın haberiydi. O haberi halen arşivimde saklarım. Maden ocağına işe giderken gazetecilik mesleğini de bir arada yürüttüm. Gazeteciliği daha çok sevdim. Sabah Gazetesi “Madenci – Gazeteci” diye bir haber bile yapmıştı.

Sonuç olarak, ben madenin içinde, maden benim dışımda kaldı. Yazmayı, okumayı seviyor oldum. Emekliliğin tadını okuyarak çıkartıyorum.

- Reklam -

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

14 − 13 =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.