- Reklam -

Bugün, Frankfurt’ta yaşayan ve uzun süredir görmediğim bir arkadaşım ziyaretime geldi. Eskiden beraber kaplıcaya (Thermalbad) gider, dinlenir, stres atardık.

Yoğun iş temposu nedeniyle uzun süredir Kaplıca’ya gitme fırsatı bulamayan arkadaşım “Melek çok yoruldum, çok gerildim ve seninle birlikte kaplıcaya gitmeyi havuza girmeyi özledim.

Gel kendimize bir iyilik yapalım ve bugün bir kaç saat de olsa kaplıcaya gidelim” deyince onu kıramadım. Oturduğum yere yakın, Bad Ditzenbach şehrinde bulunan Termal kaplıcada (Thermalbad) iki saat kaldık.

Kaplıca keyfinden sonra çevrede dolaşırken çiftçilerin kendi ürettikleri meyveleri satmak için kurdukları tezgaha gözüm takıldı. Tezgahta kiraz ve kızılcık (preiselbeere) vardı. Kirazlar çok güzel görünüyordu. Bir kilo kiraz aldım ve orada duran kutuya parasını attım.

Arkadaşım Sevda “Nasıl yani, satıcı kimse yokmu?” diye sordu.

-Yoo dedim. “Buraya küçük bir para kasası koyuyorlar. Mevsime göre sattıkları meyveleri bu tezgahlarda sergiliyorlar, müşteriler de ücreti bu kasaya atıyor.”

Duydukları karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Sevda “Bu tarz bir satışı Türkiye‘de düşünemiyorum, hem meyveler, hem de kasa anında yok olur” dedi.

Rahmetli anneannem, yukarıdaki örnekte aktardığım gibi etrafta satıcısı olmadığı halde meyveleri alıp, kasaya parasını dürüstçe koyan Almanları görmüş olsaydı şöyle derdi sanırım: “Gâvurlar Müslüman, Müslümanlar gâvur gibi yaşıyor.”

‘Gâvur’ kelimesini yöresel ağzı olduğu gibi aktarmak ve aslını bozmamak adına kullandım. Benim kullandığım bir terim değildir.

Okuyucuların dikkatine!

- Reklam -
Önceki İçerikErkeklerde kozmetik ve güzellik salonlarına gidiyor
Sonraki İçerikArabayla arkadaşına çarptı

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

9 − 7 =