HABER MERKEZİ – Verilere göre, Almanya’da her üç aileden birinin bir bahçeye erişimi bulunmuyor.

Özellikle büyük şehirlerde ve yoğun nüfuslu endüstri bölgelerinde yaşayanlar, genellikle oldukça küçük dairelerde kalıyor ve bu ailelerin doğaya, park ya da ormanlara erişim imkanları oldukça sınırlı.

BIB’den araştırmacı Inga Lass, çocuklu ailelerin yüzde 30’undan fazlasının bahçesi bulunmayan çok katlı evlerde ya da apartmanlarda, yüzde 2,5’inin de bahçesi bulunmayan müstakil evlerde yaşadığını belirtiyor.

BIB Araştırma Direktörü Martin Bujard da özellikle çocuklarını tek başına yetiştiren ebeveynlerin zor durumda olduğuna dikkat çekiyor.

Bu ebeveynlerin yalnızca yarısının bir bahçeye erişiminin olduğunu belirten Bujard, “Hareket eksikliği, gün ışığından ve temiz havadan yararlanamama ruhsal ve fiziksel duruma olumsuz etki edebiliyor” ifadelerini kullanıyor.

Bujard’a göre bu durum, uyku bozukluklarına, hatta depresyon riskine neden olabiliyor.

Verilere göre, Almanya’da iki çocuğu bulunan ailelerin üçte biri 80 metrekareden küçük bir evde oturuyor.

Bu tür kısıtlı yaşam alanlarına sahip ailelerde çocuklar, özellikle de ebeveynler evden çalışıyorsa, temiz hava almadan ve yeterince hareket etmeden evde kalmak zorunda.

Araştırma bu tür ailelerin dayanma limitlerini halihazırda çoktan aştıklarını ortaya koyuyor.

Ailelerin bu tür büyük stres durumlarıyla başa çıkma biçimlerinin oldukça farklı olduğuna dikkat çeken Bujard, mevcut durumun çatışma riskini artırdığını ifade ediyor.

Bujard “Özellikle de bu insanların hiç olmadığı kadar kamusal alana ihtiyaçları var” saptamasında bulunuyor. Bujard’a göre “Evde Kalın” çağrısı, İtalya ve İspanya’nın aksine fiziksel aktiviteler için dışarı çıkma imkanı bulunan Almanya için yanlış yönlendirici bir slogan.

Bujard, açık hava aktivitelerini teşvik edecek şekilde fiziki mesafe ve temas kısıtlaması kurallarına uyulması çağrısının daha doğru olduğunu savunuyor.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

6 − three =