- Reklam -

HABER MERKEZİ – “Bize hiçbir şey yapmadılar. Sadece bizi büsbütün hiçliğin içine yerleştirdiler, çünkü bilindiği üzere yeryüzündeki hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar büyük bir baskı yapamaz.”

STEFAN ZWEİG-SATRANÇ 

Orijinal adı Schachnovelle olan Satranç, Stefan Zweig’in intihar etmeden önce Brezilya’da yazdığı, hayata bir veda mektubu niteliği taşımakta olan son eseridir. Bu nedenle bu eser yazarın, ruh halini ve iç dünyasını bizlere en iyi izah eden eseridir. Bu eseriyle okuyucusuna elveda demiştir meşhur yazar…

Kitap, New York’tan Buenos Aires’e gitmekte olan bir yolcu gemisinde geçiyor. Üç ana karakterden oluşan hikayeyi bir anlatıcıdan dinliyoruz. Anlatıcımız bulunduğu gemide şans eseri dünyaca ünlü satranç şampiyonu Mirko Czentovic’in de olduğunu öğreniyor. Bunu öğrendikten hemen sonra Czentovic’in satranç hayatını başlangıcına doğru ufak bir yolculuğa çıkıyoruz . Ancak kitabın sarsıcı kısmı elbette ki burada başlamıyor.

Anlatıcımız , paranın her kapıyı açabileceği düşüncesine sahip ve gözünü hırs bürümüş McConnon’a gemide onlarla birlikte bulunan satranç şampiyonundan bahseder ve McConnon ,Czentovic’ e para karşılığı bir düello teklifinde bulunur.

Bu düello sırasında izleyiciler arasından sürekli oyuna müdahalede bulunan biri ortaya çıkar: Dr. B. , Hitler Viyana’yı işgal ettiğinde tutuklanan ve Gestapo tarafından hapishaneye yollanan kişiler arasındadır. Hiçlik ile en zor işkencelerden birine maruz kalan Dr. B. , bir göz odada hayata tutunmaya çalışırken eline geçen sıradan bir satranç kitabını ezberler.

Buradan sonra yaşananlar Bruce Lee’nin sözünü doğrular nitelikte: “10 bin tekmeyi bir kez çalışandan korkmam da, bir tekmeyi 10 bin kez çalışandan korkarım”. Kitabı adeta ezberleyip, her hamleyi zihnine kodlayan Dr. B sizce bunu nerede kullanacak?

Hikâyenin asıl olay kısmında bir yanda uygarlığın, insanlığın simgesi Dr. B, diğer yanda öfke, hırs ve otoritenin simgesi Czentoviç’i görecek ve bu sembollerin arasında oradan oraya sürüklenip, her bir duyguyu iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

STEFAN ZWEİG KİMDİR? 

Avusturyalı romancı, biyografi yazarı ve gazeteci Stefan Zweig, 28 Kasım 1881’de Viyana’da dünyaya geldi. Babası bir tekstil sanayicisi olan Moritz Zweig, annesi ise İtalyan Yahudisi, bankacı bir aileden gelen Ida Brettauer idi. Kültürlü ve zengin bir ailenin ikinci erkek çocuğu Zweig, küçük yaşlardan itibaren iyi bir eğitim aldı; kültür, sanat, edebiyat alanında kendini geliştirdi.

İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Latince gibi birçok dil öğrendi. Viyana ve Berlin üniversitelerinde felsefe öğrenimi gördü. I. Dünya Savaşı’nda gönüllü arşiv memuru olarak çalıştı. Savaştan sonra Salzburg’a yerleşerek Frederike von Winternit ile evlendi. Salzburg’da Romain Rolland, Thomas Mann, H. G. Wells, James Joyce, Paul Valéry’nin de aralarında bulunduğu önemli bir çevre edindi.

1933 yılında, iktidara gelen Nazi Partisi Stefan Zweig’ın kitaplarını yasakladı. Zweig, uygulanan yaptırımlar nedeniyle ülkesini terk ederek Londra’ya yerleşmek zorunda kaldı. 1937 yılında eşinden ayrılan yazar, daha sonra sekreteri Lotte Altman ile evlendi.

II. Dünya Savaşı sırasında İngiliz vatandaşlığına geçen Zweig, New York, Arjantin ve Portekiz’e gittikten sonra Brezilya’ya yerleşti. Avrupa’nın düşünsel ve kültürel birliğine gönülden bağlı yazar, Hitler’in yıkıcı politikalarının her zaman karşısında oldu.

Bu muhalifliğin bir sonucu olarak 1942 yılında eşi Lotte Altman ile beraber Brezilya’daki evlerinde intihar etti. 1920’li yıllardan itibaren Alman dilinin en çok rağbet gören yazarları arasına giren Zweig, roman, hikâye, şiir, tiyatro, deneme ve anı türlerinde birçok eser verdi. Eserleri elliyi aşkın dile çevrildi ve kitapları milyonlarca baskıya ulaştı.

- Reklam -
Önceki İçerikCamiye çirkin saldırı!
Sonraki İçerikHükümet kuruluyor: İlkler gerçekleşecek!

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

9 − one =