- Reklam -

HABER MERKEZİ – Ünlü İtalyan yazar Umberto Eco’nun ‘Gülün Adı” eseri, Orta çağ Hristiyan dünyasını irdeleyen tarihsel bir roman olmasının yanı sıra polisiye öykü kurgusuyla da okuyucusunu sürüklüyor.

‘GÜLÜN ADI’NDAN ALINTILAR 

Bilgi, en iğrenç işlemlerden sonra bile fizik bütünlüğünü koruyan bir madeni paraya benzemez; kullanıla kullanıla epriyen çok güzel bir giysiye benzer daha çok. Gerçekten kitabın kendisi de böyle değil midir?

Bilim, yalnızca insanın yapması gerekeni ya da yapabileceğini bilmesinden ibaret değildir; yapabileceğini, ama belki de yapmaması gerekenin bilinmesini de içerir.

Bir yazar kendi yapıtı üstüne yorum yapmamalıdır, yoksa bir roman yazmamış olur, çünkü roman yorumlar üreten bir makinedir. Yazar yorumlamamalıdır. Ama niçin ve nasıl yazdığını anlatabilir.

Biricik gerçek, gerçeğe duyulan çılgınca tutkudan kendimizi kurtarmayı öğrenmektir.

Düşünülmesi gereken biricik şey, yaşamımın sonunda bilincine vardım bunun, ölümdür. Yolcunun dinlenmesidir ölüm, her işin sonudur.

Eskilerin bilgisine sahip değiliz biz; devlerin çağı geçti.

Gençler artık hiçbir şey öğrenmek istemiyorlar, bilim geriliyor, tüm dünya tepetaklak olmuş, körler körleri yönetiyor ve onları uçuruma sürüklüyorlar, kuşlar daha uçmayı öğrenmeden yuvadan ayrılıyor, eşekler çalıyor, öküzler oynuyor.

Gerçek bilim, imlerden başka bir şey olmayan kavramlarla yetinmemeli, nesneleri kendilerine özgü gerçekleri içinde ortaya çıkarmalıdır.

Her şeyde huzur aradım; ama hiçbir yerde bulamadım, bir kitapla çekildiğim köşeden başka.

Kitabın iyiliği okunmasındadır. Bir kitap imlerden oluşur, bu imler başka imlerden söz ederler; onlar da nesnelerden söz ederler. Onu okuyan gözler olmazsa, bir kitap kavramlar üretmeyen imler taşır; bu nedenle de dilsizdir.

Kitaplar inanmak için değil, araştırmak için yazılır. Bir kitap karşısında onun ne dediğini değil ne demek istediğini sormalıyız kendi kendimize; kutsal kitapların eski yorumcuları bu düşünceye açık seçik sahiptiler.

Kitapların oldukça sık başka kitaplardan söz ettiklerini ya da sanki kendi aralarında konuştuklarını fark ediyorum. Bu düşüncenin ışığında, kitaplık bana daha da tedirgin edici bir yer gibi göründü. Uzun, yüzyıllar süren bir mırıltı, bir parşömenle bir başka parşömen arasında görünmez bir söyleşiydi demek ki kitaplık; canlı bir nesne, bir insan zihninin yönetmeyeceği güçlerin barınağı, birçok zihinden çıkmış, onları üreten ya da iletenlerin ölümünden sonra da varlığını sürdüren bir gizler hazinesi.

Kitaplık hem gerçeğin hem yanılgının kanıtıdır.

Ruh yalnız gerçeği düşünürken dingindir; iyi işlerden sevinç duyar, gerçeğe ve iyi şeylereyse gülünmez.

Sevgi nedir? Dünyada bana sevgi kadar anlaşılmaz gelen hiçbir şey yoktur; ne insan ne Şeytan ne de başka bir şey, çünkü sevgi her şeyden daha çok işler ruha. Yüreği böylesine kaplayan, böylesine bağlayan hiçbir şey yoktur. Bu nedenle, onu yöneten silahlar olmayınca, ruh, derin bir uçuruma atılırcasına sevgiye atılır.

Şeytanın varlığının tek gerçek kanıtı, belki o anda herkesin onun işbaşında olduğunu bilmek için duyduğu tutkunun yoğunluğudur…

Ya siz?” dedim çocukça bir küstahlıkla. “Hiç yanlış yapmaz mısınız?” “Sık sık,” diye yanıtladı. “Ama yalnızca bir yanlıştansa, birçok yanlış tasarlıyorum, böylece de hiçbir yanlışın tutsağı olmuyorum.”

Zihnimizin tasarladığı düzen tıpkı bir ağ ya da bir merdiven gibidir; bir şey elde etmek için yapılır. Ama sonra merdiveni bir yana atmak gerekir, çünkü onun yararlı olsa bile anlamsız olduğunu anlarsın.

Bir roman yazdım, çünkü canım bir roman yazmak istiyordu. Yazmaya koyulmak için bunun yeterli bir neden olduğuna inanıyorum. İnsan doğuştan uyduran bir yaratıktır.

UMBERTO ECO KİMDİR? 

Umberto Eco 5 Ocak 1932 yılında İtalya’da dünyaya gelmiştir. İtalyan Bilim adamı, yazar, düşünür ve eleştirmendir.

Dünya gündemine Gülün Adı ve Foucault Sarkacı isimli romanları ile oturmuştur. İtalyan yazar Umberto Eco gösterge bilim ve Orta çağ estetiği ustalarındandır.

Yazar yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Thomasçılık akımı ve estetik anlayışı üzerinde yapmıştır.

Orta Çağ uzmanı ve yazarı olan James Joyce üzerinde derin araştırmalar yapmıştır.

Umberto Eco ilk romanı olan Gülün Adı’nı 1980 yılında yayınlamıştır. En son olarak profesör unvanını almış Bolonga Üniversitesinde bölüm başkanlığı yapmıştır.

Umberto Eco 1960 yıllarından itibaren kitlesel kültüre ağırlık vermiştir. Son yıllardaki çalışmaları güncel olaylar üzerine olmuştur.

Edebiyat eleştirileri, tarih alanındaki yazıları önemli bir yer tutar. Tarih bilgisi ile eserleri süslemektedir. İstanbul’a geniş yer ayırdığı Baudolino isimli eseri ülkemizde ilgi ile karşılanmıştır. Yazarın bir çok eseri ülkemizde yayınlanmıştır.

Dünyanın İlk 100 Entelektüeli arasında 2004 yılında 14. sırada yer aldı. 19 Şubat 2016 yılında Pankreas kanseri nedeni ile 84 yaşında hayata veda etmiştir.

- Reklam -
Önceki İçerikParmak çıtlatırken neden ses çıkıyor?
Sonraki İçerikBalık yemenin insan vücuduna 12 faydası

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

fifteen + 6 =