HABER MERKEZİ – The Runaways ve New Kings of the World gibi kitapların yazarı Fatima Bhutto tarafından kaleme alınan makalede Türk dizilerinin nasıl hızla büyüdüğü ve diplomatik krizlerde nasıl bir koz haline dönüştüğü anlatıldı.

Ayrıca “dizi”nin Türkiye üretimi olan bir “tür” olduğu vurgulanırken, İngilizce “dizi” anlamına gelen “series” kelimesi değil “dizi” ifadesi kullanıldı.

İşte makaleden ayrıntılar:

İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’nde sözlü tarih öğreten Dr. Arzu Öztürkmen bana şunu söylüyor: “Öncelikle onlara ‘sabun operaları’ demeyin. Buna çok karşıyız. Türkiye’nin televizyon için ürettiği şey sabun operaları (soap opera-pembe diziler için kullanılıyor), telenovelas (televizyon romanları-latin amerika melodramları için kullanılıyor) veya dönem dramaları değil: dizi. Eşsiz anlatımlarıyla, mekan ve müzik kullanımıyla, ‘sürmekte olan bir tür’ ve çok popüler.”

TÜRKİYE DİZİ DAĞITIMINDA İKİNCİ ÜLKE

Uluslararası satışlar ve küresel izleyici kitlesi sayesinde Türkiye, dünya çapında TV dağıtımında ABD’nin ardından gelen ikinci ülke. Yani Rusya, Çin, Kore ve Latin Amerika’da büyük bir izleyici kitlesiyle buluşuyor. Şu anda Şili, satılan gösteri sayısı bakımından en büyük dizi tüketicisi. Onu Meksika ve Arjantin takip ediyor.

Dizi, her bölüm genellikle iki saat veya daha uzun sürecek şekilde yayınlanıyor. Türkiye’de devlet, her 20 dakikalık içeriğin yedi dakikalık reklamlarla bölünmesini istiyor. Her dizinin kendi orijinal müziği var ve ana karakter sayısı 50’ye kadar çıkabiliyor.

Tarihi İstanbul’un göbeğinde çekilen dizilerde yalnızca mecbur kalındığında stüdyo kullanılıyor.

YILDA İKİ SİNDİRELLA HİKAYESİ

Toplu tecavüzden, Osmanlı kraliçelerine kadar her şeyi kapsayan dizi hikayelerini, bana genç bir senaryo yazarı ve yapımcısı olan Eset anlattı:

“Türk sinemasında yıllık Sindirella hikayesinin en az iki versiyonunu anlatıyoruz. Bazen Sindirella 35 yaşında, bekar ve çocuğu olan bir kadın, bazen 22 yaşında açlıktan ölmek üzere olan bir karakter.”

SADIK OLUNAN TEMALAR

En ünlü dizi Magnificent Century (Muhteşem Yüzyıl) üzerinde çalışan Eset, “dizi”nin sadık olduğu temaları şu şekilde anlatıyor:

– Kahramanın eline silah koymazsınız.

– Her dramanın merkezi ailedir.

– Bir yabancı her zaman kendi köyünün karşısındaki zıt bir sosyo-ekonomik ortama yolculuk eder, örneğin bir köyden şehre taşınır.

– Erkeğin, geçmişte trajik bir aşk yaşaması sebebiyle kalbi kırıktır.

– Aşk üçgeni gibisi yoktur.

Eset, dizi oluşturulurken bazı konularda “toplumsal özlem” içerisinde olunduğunu söylüyor. “İyi adamı iyi kızla görmek istiyoruz. Ama etrafta kötü karakterler var.”

- Reklam -

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

two × two =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.