Almanya'da yapılan yeni bir kamuoyu araştırması, çokkültürlülüğün toplumda güçlü bir karşılık bulmadığını; buna karşın göçmenlerden Almanca öğrenmeleri ve kültürel uyum göstermeleri yönündeki beklentinin yaygın olduğunu ortaya koyuyor.
Göç hareketliliğinin yoğun olarak yaşandığı ülkelerden biri olan Almanya, çokkültürlülüğün ve birlikte yaşamın nasıl yönetileceğine dair tartışmaların merkezinde yer alıyor. Ülkenin fiilen bir göç ülkesi hâline gelmesiyle birlikte entegrasyon, toplumsal uyum ve kültürel görünürlük gibi başlıklar kamuoyunda canlılığını koruyor.
Bu tartışmalara ışık tutan temsilî bir anket çalışması, Konrad Adenauer Vakfı tarafından 1 Ekim 2024 ile 28 Ocak 2025 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Hristiyan Demokrat Birliği’ne (CDU) yakınlığıyla bilinen vakfın yürüttüğü ve 3.015 kişinin katıldığı araştırma, 2026 yılının başında yayımlandı. Çalışma, Almanya’daki yerli halk, göçmen kökenli Almanlar ve yabancıların entegrasyon ve birlikte yaşama konusundaki beklentilerini karşılaştırmalı olarak analiz ediyor.
Araştırmanın temel bulgularından biri, Almanya’da uzun süredir tartışılan çokkültürlülük anlayışının toplumda güçlü bir karşılık bulmadığını ortaya koyuyor. Bulgular, özellikle göçmen kökeni olmayan Almanlar arasında, göçmenlere yönelik açık bir asimilasyon beklentisinin yaygın olduğunu gösteriyor.
Çokkültürlülük yerine, göçmenlerin Alman toplumuna temel düzeyde uyum sağlaması ve kamusal alanda baskın toplumsal değerlere adapte olması gerektiği yönündeki tutumlar öne çıkıyor. Göçmenlerin kültürel olarak tamamen “görünmez” olmaları beklenmese de, farklılıkların sınırlı ve denetimli bir biçimde sürdürülmesi tercih ediliyor.
Araştırmaya katılanların yüzde 96’sı, Almanya’da yaşayanların Almanca öğrenmesi gerektiği konusunda hemfikir. Almanya’da yaşayanların Almanca öğrenmesi yönündeki istek, özellikle göç kökenli Almanlar ile yabancılar arasında çok daha güçlü bir şekilde görülüyor. Bu kesim, kültürel adaptasyon ve dil öğrenimi konusundaki isteklerini, göçmen kökeni olmayan Almanlara kıyasla daha güçlü bir şekilde dile getiriyor.
Yine Almanya’da yaşayanların Almanca öğrenmesi gerektiğine dair beklenti, 76 yaş ve üstü kesimde daha yoğun bir şekilde dile getirilirken, 18 ila 34 yaş arasındaki kesim ise bu beklentiye daha az sahip.
Katılımcıların siyasi tercihlerine göre dil beklentisi ise oldukça değişken. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi (AfD) seçmenlerinin yüzde 90’ı için bu beklenti oldukça yoğun. Bunun tam karşı kutbunda ise yüzde 51 ile Almanca öğrenme beklentisinin daha az olduğu Yeşiller seçmeni duruyor.
Almanya’da göçmenlerin Alman kültürüne davranışlarıyla adapte olmaları gerektiği beklentisi de toplumda oldukça yüksek. Bu beklenti, özellikle yabancılar tarafından desteklenirken, toplumun yüzde 85’i, Almanya’ya gelen göçmenlerin tutumlarıyla Alman kültürüne uyum göstermesi gerektiğini belirtiyor.
Yine bu uyum beklentisi de partilere göre farklılık gösteriyor. AfD seçmeni olanlar, yabancılardan Alman kültürüne çok daha yoğun bir uyum beklerken, Yeşiller seçmeni ise yabancılardan en az yoğunlukta kültürel uyum bekleyen kesimi oluşturuyor.
Araştırmada göçmenlerin Almanya’ya eşit bir şekilde katılım sağlayabilmesi için sosyal iletişimin önemine de dikkat çekiliyor. Bu bağlamda, “Benim için Alman/yabancı kökenli arkadaşlarımın olması önemli. Alman/yabancı arkadaşlarımla seve seve bir şeyler yaparım.” ifadesine verilen cevapların oranları da araştırmadaki üç gruba göre değişkenlik gösteriyor.
Buna göre, Almanların (göçmen geçmişi olmayanların) büyük bir çoğunluğu (yüzde 78) yabancılarla ilişki kurmaktan memnun olduklarını belirtirken, Almanlarla ilişki kurmaktan memnun olan göçmenlerin oranı ise çok daha yüksek (yüzde 93).
Almanya’da bir arada yaşamı etkileyen bir diğer konu ise, göçmenlerin birer zenginlik olarak görülüp görülmemesi. Araştırmaya göre Almanya’daki çoğunluk, yabancıların bu ülkedeki kültürü zenginleştirdiği görüşünde. Katılımcıların yüzde 53’ü, 0 ile 10 arasındaki ölçekte orta nokta olan 5’in üzerindeki bir değeri seçerek, yabancıların bu ülkenin kültürü için bir zenginlik olduğunu belirtiyor. Katılımcıların 31’i ise bu görüşü çok daha güçlü biçimde benimsiyor. Buna karşılık, yüzde 18’lik bir kesim yabancıların Alman kültürüne zarar verdiği kanaatinde. Yüzde 8’i ise bu görüşü kararlı biçimde savunuyor.
Parti seçmenlerine göre dağıtıldığında bu görüş farklılığı yine AfD ile Yeşiller arasında dikkat çekiyor. AfD seçmenleri yabancıların Alman kültürüne zarar verdiğini düşünürken, Yeşiller, SPD ve onu takiben BSW partilerinin seçmenleri bu görüşün tam karşısında yer alıyorlar.
Araştırmaya göre katılımcıların büyük çoğunluğu sokakta siyah tenli bireyler veya kilise çanları görmekten rahatsızlık duymuyor. Kilise çanlarının rahatsız edici olmadığını söyleyenlerin oranı yüzde 94.
Buna karşın sokakta başörtülü Müslüman bir kadın gördüğünde rahatsız olanların oranı yüzde 13 civarında. Araştırmaya göre sokakta başörtülü bir kadın, siyahi bir kadından daha fazla rahatsızlık hissi oluşturuyor. Yine de katılımcıların yüzde 70’lik çoğunluğu, başörtülü bir kadın görmekten rahatsız olmadığını ifade ediyor.
Göçmen kökeni olmayan Almanların yüzde 67’si başörtüsünden rahatsız olmadığını söylerken, bu oran göçmen kökenli Almanlar ve yabancılar arasında yüzde 77’ye kadar yükseliyor. Yaş gruplarında ise 18-34 yaş grubunun yüzde 81’i başörtüsünden rahatsız olmadığını belirtirken, 76 yaş ve üzerindeki katılımcılarda bu oran yüzde 61 olarak ölçülüyor.
Göçmenlerden uyum beklentileri siyasi görüşe göre farklılık gösteriyor. AfD seçmenleri en katı uyum taleplerini dile getirirken, Yeşiller seçmenleri bu konuda daha esnek. Sokaktaki görünürlüğe verilen tepkiler de siyasi eğilime göre değişken. Örneğin Yeşiller seçmenleri başörtülü kadınlardan veya kadın kıyafeti giymiş erkeklerden rahatsız olmazken, AfD seçmenleri diğer tüm parti seçmenlerine kıyasla siyah tenli bireylerden, başörtülü kadınlardan ve kadın kıyafeti giymiş erkeklerden en yüksek oranda rahatsızlık duyuyor
Yaş faktörü açısından da Alman toplumunda çokkültürlülüğe bakışta farklılıklar söz konusu. Gençlerin, yaşlılara oranla kamusal alandaki kültürel farklılıklara karşı daha yüksek bir tolerans gösterdiği, ancak sağ radikalizm gibi konularda daha fazla huzursuzluk duyduğu görülüyor. Gençler, yaşlılara kıyasla kamusal alandaki kültürel farklılıklardan, örneğin başörtüsünden, daha az rahatsız oluyorlar.
Doğu ve Batı Almanya arasında göçmenlerin uyum beklentilerinde büyük fark olmasa da, ancak Almanya’nın batı eyaletlerinde göçmenlerle temas kurma isteği biraz daha yüksek. Genel olarak Alman toplumu hoşgörülü, ancak göçmenlerin Almanca öğrenmesi ve kültürel uyum göstermesi konusunda net ve ortak bir beklentiye sahip.
