Türk kondüktörün ölümü Almanya’da tartışmaları tetikledi

Türk kondüktörün ölümü Almanya’da tartışmaları tetikledi

Almanya'da kondüktör Serkan Ç.'nin bilet kontrolü sırasında öldürülmesi, ülkede güvenlik tartışmalarını alevlendirdi. Alman basını, kamu çalışanlarına yönelik şiddeti ve alınması gereken önlemleri köşelerine taşıdı.

PANORAMA-NEWS 06 Şubat 2026 GÜNDEM

Alman basını bugünkü yorum sütunlarında; Pazartesi akşamı, Kaiserslautern kenti yakınlarındaki Landstuhl istasyonundan ayrıldığı sırada trende bilet kontrolü yaparken karşılaştığı biletsiz yolcunun saldırısı sonucu hayatını kaybeden 36 yaşındaki kondüktörün ölümüne geniş yer ayırdı.

İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG), hayatını kaybeden 36 yaşındaki kondüktörün Ludwigshafen cemaati üyesi ve iki çocuk babası “Serkan Çalar” olduğunu duyurdu.

Alman demir yolları Deutsche Bahn çalışanı kondüktörün işini yaparken uğradığı saldırı sonucunda hayatını kaybetmesi, Almanya’da güvenlik tedbirlerinin ve bu tür olaylara yönelik cezaların artırılması taleplerini de beraberinde getirdi. Konu Alman gazetelerinde geniş yer bulurken; mağdur ve ailesinin özlük bilgilerinin gizliliği ilkesi gereğince maktulün isminin açık verilmediği, Alman alfabesinde “Ç” harfi olmadığı için de hayatını kaybeden kondüktörün basında “Serkan C.” olarak yer aldığı görüldü.

Olayın yaşandığı Rheinland-Pfalz eyaletinde yayınlanan “Die Rheinpfalz” gazetesindeki yorum, “Hepimiz biliyoruz: Her üniformanın içinde bir insan var; umutları, ailesi, arkadaşları ve hayalleri olan bir insan” vurgusuyla başlıyor ve bütün toplumun şiddetin engellenmesinden sorumlu olduğunu hatırlatıyor. Yorum şöyle devam ediyor:

“Kendimize şu soruyu sormalıyız: Güvenliği tesis etmek için çabalayanlar ile günlük hayatın sorunsuz akışını sağlamaya çalışanlar neden sıklıkla hedef oluyor ve şiddet yaşıyor? Görevini yapan bu kişilere saldıranlar, onların hayatından çok daha fazlasını yok ediyor; toplumumuzun dokusunu parçalıyorlar. 36 yaşındaki Serkan C. artık eve dönmeyecek. Çocuklarının artık bir babası yok. Siyaset ve demir yolları kondüktörleri daha iyi korumalı. Ancak ailelerin sevdiklerinin eve dönüşünü nafile beklememesinden hepimiz sorumluyuz.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung da toplumsal huzur ve güvenliği sağlamakla, düzeni korumakla görevli Serkan C. gibi kişilerin ne kadar korumasız olduğuna dikkat çekiyor ve ona yapılan saldırının bütün topluma yapılmış olduğunu hatırlatıyor:

“Ne silahları ne de lambaları var. Koruyucu yelek de giymiyorlar ve genellikle bilet kontrolüne yalnız çıkıyorlar. Ama onlar yine de herkes için düzeni sağlıyorlar: Kondüktörler, bugünkü adlarıyla ‘tren görevlileri’… Herkesin iyiliği için görevini yapan bir kamu hizmeti çalışanına yönelik bu ölümcül saldırı, aslında herkese yapılmış bir saldırı olarak görülmelidir. Bunun bedelini de herkes ödemek zorunda kalacaktır. Daha fazla güvenlik, daha fazla akıllı sistem… Umalım ki gereken yerlerde daha az çalışan olmasın. Demir yolları ve istasyonlar kamusal alanlar. Bu alanlar, nihayetinde ancak insanların görevlilere nasıl davrandığına göre yaşanabilir ve güvenli olacaktır. (…) Bu kanlı saldırı, medeniyetin temel kurallarının neler olduğunu yeniden düşünmek ve farkına varmak için durumu gözden geçirmeye bir vesile, ama acı bir vesile.”

Neue Osnabrücker Zeitung, artırılması talep edilen güvenlik önlemlerine atıfla şöyle yazıyor:

“Güvenlik konseptleri riskleri azaltabilir ancak kamusal alanda mutlak güvenlik asla olmayacaktır. Bu sadece demir yollarına özgü bir sorun değil. İlk yardım ve kurtarma ekipleri ile bakım personelleri de yıllardır günlük çalışma hayatlarında artan şiddet ve agresiflikten şikayetçi. Bu ölümcül saldırı, toplumun bazı kesimlerinde iletişim dilinin ne kadar sertleştiğinin ve şiddet eşiğinin ne kadar düştüğünün göstergesi. ‘Biz çatışmaların şiddetle çözülmediği bir toplumda yaşıyoruz’ cümlesi genel ilke olması gerekirken artık değil. Oysa bu temel uzlaşı çatırdarsa, güvenlik kameraları veya ilave vücut kameraları tek başına çözüm getirmez.”

Aynı şekilde Die Glocke gazetesi de yorumunda ilave güvenlik tedbirlerinin şiddetin engellenmesinde sadece faktörlerden biri olacağını vurguluyor ve artan şiddete toplumsal bir cevap bulunması gerektiğini kaydediyor:

“Vücut kameralarının takılması, çalışanların acil durum butonlarıyla donatılması ve trenlerde prensip olarak daha fazla güvenlik personelinin bulunmasıyla sorunla etkili bir şekilde mücadele edilebilir. Ancak bu sadece bir adım olabilir. Demir yolu çalışanları gibi polisler, kurtarma ekipleri ve itfaiyeciler de giderek daha sık saldırıların hedefi oluyor. Bu sebeple toplumun neden gözle görülür şekilde sertleştiği sorusu araştırılmalı ve geniş çapta tartışılmalıdır. Bu sadece siyaset tarafından değil; aile içinde, arkadaş çevresinde, mahallede ve derneklerde de yapılmalıdır. Toplumsal iklim için herkes küçük bir parça ortak sorumluluk taşır. Şiddet, hangi biçimde olursa olsun asla tolere edilmemelidir.”