Almanya kalifiye iş gücüne muhtaç. Türkler de dahil olmak üzere yüz binlerce kişi, daha iyi çalışma ve yaşam şartları için Almanya'ya geliyor. Ancak burada onları yeni bir mücadele bekliyor.
Almanya son yıllarda Türkler de dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından on binlerce kişinin göçtüğü bir ülke haline geldi. Ciddi bir kalifiye iş gücü sorunu yaşayan Almanya bir yandan göç yasalarını sertleştirmeye çalışıyor diğer yandan da ülkeye kalifiye iş gücünün gelmesini teşvik etmek için çaba sarf ediyor.
Almanya bu dengeyi bulmaya çalışırken iş dünyasının temsilcileri her fırsatta yabancı kalifiye iş gücünün Almanya’ya gelmesini kolaylaştırıcı önlemlerin alınması gerektiği çağrısında bulunuyor.
Ancak daha iyi şartlarda çalışıp daha iyi bir yaşam sürme amacıyla Almanya’ya gelen kişiler, büyük sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Bunların başında dil öğrenimi ve bürokrasi geliyor.
Dili memleketinde öğrenmek
Bu nedenle birçok ülkede birçok kişi, aynen Türkiye’de olduğu gibi, Almanca’yı memleketlerinde öğrenme yolunu tercih ediyor.
Hindistan’ın Chenani kentindeki bir sınıfta 20 hemşire, son derece yoğun bir tempoyla Almanca öğreniyor. Almanya’da çalışabilecek düzeyde akıcılığa ulaşmaları için yalnızca altı ayları var.
Hemşirelerden biri olan Ramalakshi, ailesinin maddi olarak zorlandığını, ancak buna rağmen hemşirelik eğitimi için değeri birkaç bin euro’yu bulan ücreti ödemeyi başardıklarını söylüyor. Eğitimini tamamladığından beri ailesine karşı bir sorumluluk hissettiğini belirten Ramalakshi, “Amacım yurtdışında çalışmak. Ailemi maddi olarak güvence altına almak ve kendi evimi inşa etmek istiyorum” diyor.
Güney Hindistan’daki Tamil Nadu eyaletinin hükümeti, yerel işsizliğe karşı mücadele etmek ve dezavantajlı ailelere küresel fırsatlara erişim sağlamak amacıyla bu dil kursunu finanse ediyor. Özel ajanslar ise Hintli hemşireleri potansiyel işverenlerle buluşturuyor.
Almanya, yaşı ilerleyen “baby boomer” kuşağının önümüzdeki yıllarda emekli olarak iş gücünden çekilecek olması ve buna karşılık doğum oranlarının düşük kalması nedeniyle, ciddi bir nitelikli işgücü sıkıntısı yaşıyor.
Hastaneler hemşire bulmakta zorlanıyor, okullar öğretmene ihtiyaç duyuyor, bilişim sektörü ise harıl harıl yazılımcı arıyor. Nürnberg merkezli İstihdam Piyasası Araştırma Enstitüsü (IAB) ekonomistlerine göre, Almanya’nın, mevcut durumu koruyabilmek için her yıl en az 300 bin nitelikli işçiyi ülkeye çekmesi gerekiyor.
IAB araştırmacısı Michael Oberfichter, bunda başarılı olunamadığı takdirde, Almanların daha uzun saatler çalışmak ve daha geç emekli olmak zorunda kalacağını söylüyor. Oberfichter’e göre, eğer kalifiye iş gücü sorunu çözülmezse, Almanlar giderek yoksullaşacak.
Almanya’nın yeni kalifiye iş gücü göçü yasası, 18 Kasım 2023’te yürürlüğe girdi. Ancak geride kalan 2 yılı aşkın sürede, yasanın Almanya’nın sorunlarını çözmekte yetersiz kaldığı açık.
Almanya’nın ekonomik mucizesinin mimarı: Göçmenler
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Almanya, bugün hâlâ “ekonomik mucize” olarak tanımlanan hızlı bir büyüme dönemi yaşadı. 1950’ler, 60’lar ve 70’lerin başında ekonomi o kadar hızlı büyüdü ki, Nazi kalıntılarının yerinde doğan genç Alman demokrasisi, talebi karşılayabilmek için yurtdışından işçilere ihtiyaç duydu.
Almanya bu çerçevede Türkiye, İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerle resmi iş gücü anlaşmaları imzalayarak sürekli bir işçi akışı sağladı. Bu politika 1973’te sona erene kadar 14 milyon kişi Almanya’ya çalışmak için geldi.
Yeni gelenler, hükümetin birkaç yıl çalışıp ülkelerine döneceklerini varsayması nedeniyle “Gastarbeiter”, yani “misafir işçi” olarak adlandırıldı. Ancak pek çoğu ülkede kaldı ve hayatlarını Almanya’da kurdu.
Almanya’da yaşayan Türkiye kökenlilerin sayısına ilişkin resmi bir veri bulunmuyor. Bugün Almanya’da yaklaşık 3 milyon Türkiye kökenlinin yaşadığı tahmin ediliyor. 2024 yılında Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının sayısı ise yaklaşık 1 buçuk milyon seviyesindeydi.
Öte yandan resmi istatistikler, göçmenlerin Alman nüfusundaki payının giderek arttığını ortaya koyuyor. Alman Federal İstatistik Ajansı’nın (Destatis) verilerine göre, 2005 yılında 81 milyon 639 bin kişilik nüfusa sahip Almanya’da toplam 13 milyon 37 bin göçmen kökenli yaşarken, toplam nüfusun 82 milyon 769 bin olarak kaydedildiği 2024 yılında ülkede yaşayan göçmen sayısı 21 milyon 230 bine yükseldi. Bu veriler, yaklaşık 20 yıllık zaman diliminde göçmenlerin Alman nüfusu içerisindeki payının yüzde 16’dan yüzde 25’e yükseldiğini gözler önüne seriyor.
Öte yandan resmi istatistikler, Almanya’da vatandaşlığa geçişlerin de ciddi bir artış gösterdiğini ortaya koyuyor. 2007-2018 döneminde 100 bin seviyesinde seyreden rakamların, 2020 yılından itibaren astronomik bir artış göstererek 2024 yılında 292 bin seviyesine yükseldiği görülüyor.
Alman vatandaşına geçen ve AB vatandaşı olmayan kişilerin köken ülkeleri sıralamasında ise, Türkler açık ara ilk sırada bulunan Suriyelilerin ardından ikinci sırada geliyor. 2024 yılında yaklaşık 83 bin Suriyeli Alman vatandaşlığına geçerken, Alman pasaportu alan Türklerin sayısı ise 22 bin 525 oldu.
Almanya’da çalışan yabancıların çoğunluğu ise Türk vatandaşı. Federal Çalışma Ajansı verilerine göre, Haziran 2025 itibarıyla Almanya’da toplam 572 bin 350 Türk vatandaşı sigortalı çalışıyordu. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 1’lik bir artışa denk geliyor. Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, 2024 yılında Türk vatandaşlarına Almanya tarafından toplam 45 bin 755 vize verildi. Bunların yüzde 28,3’üne tekabül eden 12 bin 964’ü iş kapsamında verildi. Almanya’nın dünya genelinde verdiği iş vizelerinin yüzde 7,3’ü Türklere verildi.
Bürokratik engeller
Tüm bu verilerin varlığına rağmen, Almanya’da çalışan göçmenlerin sayısının giderek artması, göçmenlerin ülkede çalışabilmek için çok sayıda engelle karşılaştığı gerçeğini değiştirmiyor.
İranlı Zahra, Almanya’da üniversite eğitimini tamamladıktan sonra başlangıçta çalışma izni alamadığını söylüyor. Deneyimlerini DW ile paylaşan Zahra, “Öğrenci vizemi çalışma vizesine çevirebilmek için neredeyse bir yıl randevu bekledim” diyor.
Akıcı Almanca konuşan, üniversitelerde ders veren bir araştırmacı olan Zahra, ülkede altı yılı aşkın süredir yaşamasına rağmen hâlâ kalıcı çalışma izni alamamış durumda. Zahra bu nedenle, iş değiştirdiği her seferde yetkililere bildirim yapmak zorunda.
“Burada yaşamak istiyor muyum?”
Kendisiyle eş zamanlı olarak Kanada’ya giden ve bu süreçte vatandaşlık almayı başaran arkadaşlarını hatırlayan Zahra, “Bazen düşünüyorum: Burada yaşamak istiyor muyum? Altı buçuk yıldan sonra bile hâlâ bunlarla uğraşıyorum” diye ekliyor.
Köln’de yaşayan göç hukuku avukatı Björn Maibaum, Zahra’nın yaşadıklarının istisna olmadığını söylüyor. Maibaum, “Maalesef Almanya’nın her yerinde durum aynı” diyor. Maibaum’un hukuk bürosu, her yıl yaklaşık 2 bin vaka ile ilgileniyor ve göçmenlik süreçlerini hızlandırmaya çalışıyor. Maibaum’un müvekkilleri arasında doktorlar, hemşireler, mühendisler ve kamyon şoförleri bulunuyor.
Temel sorunun, başvuruların “aylarca hatta bir yıla kadar” beklemesine neden olan, personel açısından yetersiz göç daireleri olduğunu söyleyen Maibaum, “Bu son derece sinir bozucu. Ve dünyaya vermememiz gereken bir mesaj. Biz işgücü için bir rekabet içindeyiz” eleştirisinde bulunuyor.
Nitelikli işçiler ve mülteciler
Alman Göç ve Mülteciler Dairesi’nin (BAMF) son verilerine göre, oturma izni bulunan yabancılar arasında yaklaşık 160 bin kişi nitelikli işçi olarak sayılıyor.
BAMF, Suriye ve Ukrayna’daki savaşlar gibi çatışmalar nedeniyle son yıllarda Almanya’ya gelen milyonlarca mültecinin iltica başvurularını da yürütmekle görevli. Ancak dijitalleşme eksikliği nedeniyle bürokrasi Almanya’da oldukça yavaş ilerliyor.
Son yıllarda mülteci sayısında yaşanan keskin artış ve hükümetin bu kişileri iş gücüne yeterince entegre edememesi, toplumda göç politikasına yönelik hoşnutsuzluğu artırdı ve aşırı sağcı, göç karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) partisine desteği güçlendirdi.
Ajanslar 12 bin euro ücret talep ediyor
Hindistanlı Kayalvly Rajavil, Almanya’nın batısındaki Rheinland-Pfalz eyaletindeki küçük kent Vallendar’da bulunan BDH Kliniğinde çalışıyor. Rajavil, klinik, felç ya da kazalar sonrası hastaların iyileşmesine yardımcı olan nörobiyolojik rehabilitasyon alanında uzmanlaşmış durumda.
Tamil Nadu kökenli Rajavil, Almanya’da yalnızca birkaç aydır bulunuyor. Göçmenlik deneyimlerini DW ile paylaşan Rajavil, başlangıçta özellikle Almanca’nın kendisi için çok zor olduğunu söylüyor. Rajavil, “Ama patronum ve meslektaşlarım bana ve diğerlerine çok yardımcı oldu. Bize saygı duyuyorlar” diyor.
