Bad Urach’ın bir dağ kasabasında işçi bir ailenin çocuğu olarak büyüyen Cem Özdemir, Almanya siyasetinde tarihi bir eşiğe geldi.
Eski Federal Bakan Özdemir, büyük bir eyaletin ilk Türk kökenli başbakanı olmaya hazırlanırken, bu başarı hem bir entegrasyon zaferi olarak kutlanıyor hem de diaspora içinde derin bir bölünmeye yol açıyor.
Misafir işçi (Gastarbeiter) çocuğundan eyalet liderliğine
On yıllardır Alman siyasetinin merkezinde yer alan Özdemir’in Baden-Württemberg Başbakanlığına adaylığı, göç geçmişi olan milyonlarca kişi için bir “başarı kanıtı” niteliğinde. Sosyal bilimci Cihan Sinanoğlu’na göre bu durum, “Almanya’da emek veren herkes yükselebilir” mesajını veren duygusal bir dönüm noktası. Ancak bu gurur tablosu, Türk toplumunun tamamı tarafından paylaşılmıyor.
Toplumda “ikiye bölünmüşlük” hakim
WDR Cosmo Türkçe servisinden Tuncay Özdamar, Özdemir’in toplumu bölen bir figür olduğunu belirtiyor. Bir kesim onunla gurur duyarken, Hürriyet gibi yayın organları ve toplumun muhafazakar bir kısmı Özdemir’i “sadece adıyla bizden biri” olmakla eleştiriyor.
“Erdoğan destekçileri bana karşıysa demek ki iyi şeyler yapıyorum”
Tuncay Yıldırım’ın DW’deki haberinde Özdemir, Almanya’daki Türk toplumunun bir bölümünün Ankara’nın otoriter eğilimlerinden etkilendiğini de dile getiriyor:
“Aşırı milliyetçiler ve aşırı dindar kesim bana karşı kampanya yürütüyor. Bu beni üzmüyor; tam tersine doğru yolda olduğumu gösteriyor. Eğer Trump, Putin, Erdoğan destekçileri bana karşıysa demek ki bir şeyleri doğru yapıyorum.”
Almanya’da AKP’ye yakın olmayan kesimlerin kendilerini güvende hissetmesi gerektiğini de özellikle vurguluyor ve ekliyor:
“Burada kim olursa olsun güvencemiz altındadır: Alevi, Kürt, gayrimüslim. Onlara yönelik bir saldırıyı bize yapılmış sayarız. Türkiye’de farklı düşünenleri hapse atıyorlar ama burada böyle bir zihniyete asla izin vermeyiz.”
“Türkiye Erdoğan’dan ibaret değil”
Başbakan seçilmesi halinde Türkiye ile ilişkilerin nasıl olacağını soruyoruz. Bu konuda yetkinin büyük ölçüde federal hükümette olduğunu hatırlatıyor. Ancak ekonomik bağların güçlü olduğunu vurguluyor:
“Baden-Württemberg sermayesi Türkiye’de çok aktif. Burada yaşayan Türkiye kökenli insanlar da toplumumuzun bir parçası. Türkiye sadece Ankara’dan ibaret değil; çok renkli bir mozaik. Biz o mozaiğe yakınız.”
Türkiye’ye uzun süredir gitmediğini, seçimlerden sonra çocuklarıyla birlikte gitmek istediğini de ekliyor:
“Çok yakın dostlar, arkadaşlar var. Akrabalar bekliyor, çocuklar da niye gitmiyoruz diye kızıyor. İnşallah seçimlerden sonra bir fırsatım olur.”
Ankara ile bitmeyen gerilim
Özdemir’in siyasi çizgisi, Türkiye hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yıllardır süren sert bir polemiği de beraberinde getiriyor:
Kan testi tartışması: 2016’daki Ermeni tasarısı sonrası Erdoğan, Özdemir’in Türk kökenini sorgulayarak “laboratuvar testi” imasında bulunmuştu.
Karşılıklı eleştiriler: Özdemir ise Erdoğan’ı “ülkesini zehirleyen acılaşmış bir adam” olarak nitelendirmiş ve Türkiye’deki demokratik gerilemeyi sık sık eleştirmişti.
Baskılara direnç: Ankara’dan gelen “Türk seçmenlere farklı, Almanlara farklı konuş” telkinlerini reddeden Özdemir, rehberinin Ankara’daki otoriter fikirler değil, Alman Anayasası olduğunu her fırsatta vurguluyor.
Bozkurtlar ve organize muhalefet
Uzman Kemal Bozay’a göre, Özdemir’e yönelik nefret sadece bireysel değil, organize bir yapıya sahip. Özellikle Bozkurtlar (Graue Wölfe) gibi aşırı sağcı gruplar, Almanya’da ayrımcılığa uğramış gençlerin kimlik boşluğunu kullanarak Özdemir karşıtı kampanyalar yürütüyor. Son dönemde bazı AKP temsilcilerinin Almanya’da CDU etkinliklerine katılarak “Türk bayrağı düşmanlarına oy vermeyin” diyerek doğrudan Özdemir’i hedef alması, bu etkinin siyasi boyutunu gösteriyor.
Mesafeli duruş ve siyasi strateji
Özdemir, kendi toplumuna karşı her zaman belli bir mesafe koymasıyla biliniyor. Seküler İslam girişimlerini desteklemesi ve laisizm vurgusu, Almanya’daki muhafazakar Türk seçmenle arasının açılmasına neden oluyor. Siyaset bilimciler bu durumu, “toplumun hem içinde hem dışında kalma” stratejisi olarak okuyor.
Seçimlerde “kilit” rolü
Baden-Württemberg’de sayıları 350 bini bulan Türk kökenli seçmen, seçimlerde belirleyici bir güç olabilir. Siyaset bilimci Eren Güvercin, Ankara’nın bu seçmen kitlesini Başbakan Friedrich Merz’e karşı bir “baskı aracı” olarak kullanmak istediğine dikkat çekiyor. Birçok dernek temsilcisi, Erdoğan’ın tepkisini çekmemek için Özdemir ile yan yana gelmekten kaçınıyor.
“Alman demokrasisinin başarısı”
Tüm bu baskılara rağmen Özdemir kararlı: “Bir işçi çocuğu olarak bakan oldum, şimdi de başbakanlığa adayım. Bu, Ankara için tahammül edilemez bir çelişki olabilir ama benim için evimde olduğum Alman demokrasisinin basit bir başarısıdır.”
