Berlin’de koalisyon görüşmeleri askıya alındı: Sol parti ile antisemitizm tartışması diyasi krize dönüştü

Berlin’de koalisyon görüşmeleri askıya alındı: Sol parti ile antisemitizm tartışması diyasi krize dönüştü

Almanya’nın başkenti Berlin’de yeni eyalet hükûmetinin kurulmasına yönelik koalisyon görüşmeleri siyasi anlaşmazlık nedeniyle askıya alındı.

CENGİZ ALTIN 16 Ekim 2026 GÜNDEM

Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller, Sol Parti (Die Linke) ile yürütülen ön görüşmeleri 13 Ekim Salı akşamı durdurma kararı aldı. Krizin merkezinde, antisemitizmle mücadele konusunda daha önce üç parti arasında varılan mutabakat ile Sol Parti milletvekillerinin sonradan imzaladığı açıklama arasındaki farklılıklar bulunuyor.

Berlin’de 20 Eylül 2026’da gerçekleştirilen eyalet seçimlerinin ardından başlayan hükûmet kurma süreci, başlangıçta olumlu bir atmosferde ilerliyordu. Seçimlerde en güçlü parti olarak öne çıkan Sol Parti, SPD ve Yeşiller ile birlikte yeni bir yönetim oluşturmayı hedefliyordu. Ancak İsrail’in var olma hakkı, antisemitizmle mücadele ve tartışmalı bazı milletvekillerinin siyasi konumu hakkındaki anlaşmazlıklar, görüşmelerin geleceğini belirsiz hâle getirdi.

SPD ve Yeşiller, Sol Parti’nin önceki anlaşmaya bağlılığını açık biçimde ortaya koymasını istiyor. Sol Parti ise yeni imzalanan açıklamanın önceki mutabakatla büyük ölçüde örtüştüğünü savunuyor.
14 Ekim itibarıyla görüşmeler tamamen sona ermiş değil. Yeşiller, gerekli açıklamaların yapılması hâlinde müzakerelerin devam edebileceğini bildirirken Sol Parti de yeniden masaya oturmaya hazır olduğunu belirtiyor. Ancak taraflar arasındaki güven sorununun nasıl çözüleceği henüz netleşmiş değil.
Seçim sonuçları yeni bir siyasi dönemin kapısını açtı

Berlin’deki siyasi krizin arka planında, 20 Eylül’de yapılan eyalet seçimlerinin ardından ortaya çıkan yeni güç dengeleri bulunuyor.

Seçimlerde Sol Parti yüzde 25,7 oy alarak başkentin en güçlü siyasi partisi oldu. CDU yüzde 18,8 ile ikinci sırada yer alırken AfD yüzde 16,3 oy aldı. Yeşiller yüzde 14,3, SPD ise yüzde 12,2 oranında destek gördü.

Bu sonuçlar, Berlin’de uzun süredir devam eden siyasi dengelerin değiştiğini ortaya koydu. Sol Parti’nin seçimlerde birinci sıraya yükselmesi, partiyi yeni eyalet hükûmetinin kurulmasında kilit konuma taşıdı.
Sol Parti, SPD ve Yeşiller arasında kurulması planlanan üçlü koalisyonun başkentte sosyal politikalar, konut sorunu, ulaşım, kamu hizmetleri ve ekonomik eşitsizlikler gibi alanlarda yeni bir politika çizgisi oluşturması bekleniyordu.

Ancak koalisyon görüşmelerinin başlaması için yalnızca siyasi programlar üzerinde anlaşmak yeterli olmadı. Özellikle antisemitizmle mücadele ve İsrail’in var olma hakkı konusunda ortak bir yaklaşım geliştirilmesi, SPD ve Yeşiller tarafından temel koşullardan biri olarak ortaya konuldu.
Bu nedenle taraflar, müzakerelerin başlamasından önce söz konusu konuda bir mutabakata vardı. Fakat Sol Parti meclis grubunun daha sonra farklı bir açıklama imzalaması, anlaşmanın uygulanmasına ilişkin yeni soru işaretleri doğurdu.

Krizin merkezinde antisemitizmle mücadele anlaşması bulunuyor

Görüşmelerin askıya alınmasına yol açan temel anlaşmazlık, antisemitizmle mücadele konusunda hazırlanan iki metin arasındaki ilişkiyle ilgili.
Sol Parti, SPD ve Yeşiller, koalisyon görüşmelerinden önce, olası bir hükûmet ortaklığında antisemitik olaylara nasıl yaklaşılacağı konusunda ortak bir çerçeve üzerinde uzlaşmıştı.
Bu çerçevede antisemitizmle mücadele, İsrail’in var olma hakkının tanınması ve parti içindeki olası ihlallerin ele alınması gibi başlıklar öne çıktı. Ayrıca ciddi vakalarda yaptırımların uygulanması ve gerektiğinde bir milletvekilinin parti meclis grubundan çıkarılmasına kadar uzanabilecek süreçler gündeme geldi.

Ancak 13 Ekim’de Sol Parti’nin yeni meclis grubu kurucu toplantısını gerçekleştirmesi sırasında bütün milletvekillerinin imzaladığı yeni bir açıklama, SPD ve Yeşiller tarafından yeterli bulunmadı.
SPD ve Yeşiller, yeni metnin daha önce üç parti arasında üzerinde anlaşmaya varılan belgenin yerine geçip geçmediğinin ve önceki taahhütlerin aynen korunup korunmadığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

İki partiye göre koalisyon görüşmelerinin sürdürülebilmesi için önceki anlaşmanın bağlayıcılığı konusunda herhangi bir belirsizlik kalmamalı.
Sol Parti ise kendi meclis grubunun imzaladığı açıklamanın önceki mutabakatla büyük ölçüde aynı içeriğe sahip olduğunu savunuyor. Parti yönetimi, antisemitizmle mücadele konusundaki taahhütlerinden vazgeçmediklerini belirtiyor.
Dolayısıyla anlaşmazlık yalnızca bir belgenin ifadeleriyle sınırlı değil. Taraflar arasında verilen siyasi sözlerin nasıl uygulanacağı ve koalisyon ortaklarının birbirlerine ne ölçüde güvenebileceği de tartışmanın merkezinde yer alıyor.

Vanessa Emde tartışması krizi daha da derinleştirdi

Anlaşmazlığın önemli boyutlarından biri, Berlin’in Neukölln ilçesinden seçilen Sol Partili siyasetçi Vanessa Emde’nin meclis grubuna kabul edilmesi oldu.
Emde, seçim kampanyası sırasında Filistin’e yönelik dayanışma mesajları ve İsrail hakkındaki açıklamaları nedeniyle tartışmaların odağında yer almıştı. Bazı eleştirmenler, geçmişteki ifadelerinin antisemitik olarak değerlendirilebileceğini ileri sürerken Emde bu suçlamaları reddediyor.
Bu tartışmalar, Sol Parti’nin yeni meclis grubunda hangi milletvekillerinin yer alacağı ve partinin antisemitizmle mücadele konusunda nasıl bir tutum benimseyeceği sorularını gündeme taşıdı.
SPD ve Yeşiller açısından mesele, yalnızca tek bir milletvekilinin siyasi görüşlerinden ibaret değil. İki parti, olası bir koalisyonun Yahudi toplumunun güvenliğini koruma ve antisemitizme karşı etkili önlemler alma konusunda açık ve güvenilir taahhütlere dayanmasını istiyor.

Sol Parti ise milletvekillerinin seçilme ve meclis grubu içinde temsil edilme konusundaki kararların kendi siyasi sorumlulukları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Parti temsilcileri, antisemitizme karşı mücadele ettiklerini ve Yahudi vatandaşların güvenliğinin sağlanmasını önemsediklerini belirtirken, kendi meclis grubunun personel ve üyelik kararlarında bağımsız hareket etmesi gerektiğini vurguluyor.

Böylece tartışma, antisemitizmle mücadele konusunda ortak ilkeler belirlenmesi ile bir partinin kendi milletvekilleri hakkındaki kararları arasında nasıl bir denge kurulacağı sorusuna dönüşmüş durumda.

SPD ve Yeşiller neden görüşmeleri durdurdu?

SPD ve Yeşiller, Sol Parti’nin imzaladığı yeni açıklamanın önceki anlaşmaya bağlılığı konusunda belirsizlik yarattığını düşünüyor.
İki partiye göre koalisyon görüşmeleri, tarafların ortaklaşa belirlediği koşulların açık biçimde uygulanmasına dayanmalı. Bu nedenle yeni açıklamanın önceki mutabakatla tam olarak nasıl örtüştüğünün açıklanmasını talep ediyorlar.

Berlin SPD’sinin önde gelen isimleri, Sol Parti’nin daha önce üzerinde uzlaşılan çerçeveye nasıl geri döneceğini açıklaması gerektiğini belirtiyor.

Yeşiller cephesinde de benzer bir yaklaşım bulunuyor. Parti temsilcileri, antisemitizmle mücadele konusunda verilen sözlerin yalnızca siyasi açıklamalardan ibaret kalmaması ve somut biçimde uygulanabilir olması gerektiğini savunuyor.

Yeşillerin Berlin’deki eş başkanlarından Nina Stahr, görüşmelerin sona ermediğini, ancak Sol Parti’nin yeni açıklamaya ilişkin soruları yanıtlaması gerektiğini belirtti. Partisinin yaklaşımına göre görüşmeler, önceki ortak mutabakat temelinde sürdürülebilir.

SPD ve Yeşillerin kararı, koalisyon görüşmelerinde güven unsurunun ne kadar önemli olduğunu da gösteriyor. Taraflar birçok sosyal ve ekonomik konuda ortak noktalar bulmuş olsa bile temel siyasi ilkeler konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, hükûmet kurma sürecini durdurabilecek bir etkiye sahip.
Bu nedenle önümüzdeki günlerde yapılacak açıklamaların, yalnızca mevcut krizin çözümü açısından değil, olası koalisyonun gelecekte nasıl çalışacağı bakımından da belirleyici olması bekleniyor.

Sol Parti: Görüşmeler devam etmeli

Sol Parti, SPD ve Yeşillerin görüşmeleri askıya alma kararını üzüntüyle karşıladı.
Parti yönetimi, antisemitizmle mücadele konusunda önceki mutabakata bağlı olduklarını ve yeni açıklamanın bu yaklaşımı değiştirmediğini savunuyor.
Sol Parti Eş Başkanı Ines Schwerdtner, görüşmelerin kesintiye uğramasından duyduğu üzüntüyü dile getirerek yeni açıklamanın önceki anlaşmayla büyük ölçüde aynı olduğunu belirtti.
Berlin’deki Sol Parti meclis grubunun eş başkanlarından Tobias Schulze de önceki anlaşmanın geçerliliğini koruduğu görüşünde. Schulze’ye göre taraflar arasındaki sorunun çözülmesi için güvenin yeniden tesis edilmesi ve ortak hedeflerin hatırlanması gerekiyor.
Sol Parti açısından önemli olan bir diğer konu ise partinin kendi milletvekilleri hakkındaki kararları kendisinin verebilmesi.

Parti yönetimi, antisemitizme karşı mücadele konusundaki ortak hedefleri kabul etmekle birlikte, meclis grubunun kimlerden oluşacağına ilişkin kararların başka partilerin talepleri doğrultusunda alınmaması gerektiğini savunuyor.
Bu yaklaşım, SPD ve Yeşillerin talepleriyle Sol Parti’nin siyasi ve örgütsel bağımsızlık anlayışı arasında bir gerilim yaratıyor.

Bununla birlikte Sol Parti, koalisyon görüşmelerinin yeniden başlamasını istediğini açıkça ifade ediyor. Bu durum, mevcut krizin henüz geri dönülmez bir kopuşa dönüşmediğini gösteriyor.