Almanya'daki araştırmacılar, balıkların ağızlarının doğal filtreleme yapısından esinlenerek, çamaşır makinelerinden çıkan mikroplastiklerin yüzde 99'unu giderebilen yeni bir sistem geliştirdi. Bu buluş, tarımsal uygulamalar aracılığıyla insan sağlığına ulaşan plastik kirliliğinin önlenmesinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Milyonlarca yıl boyunca doğada gelişen balık ağızlarının yapısı, modern çağın en ciddi çevre sorunlarından birine çözüm sunmaya başladı. Bonn Üniversitesi ve Fraunhofer Çevre, Güvenlik ve Enerji Teknolojisi Enstitüsü’nde görev yapan araştırmacılar, uskumru, sardalya ve hamsi gibi balıkların beslenme mekanizmalarını inceleyerek, çamaşır makinelerinden kaynaklanan mikroplastik kirliliğini neredeyse tamamen ortadan kaldıran bir filtre sistemi tasarladılar. Bu yenilikçi teknoloji, Almanya’da patent başvurusu yapılmış olup, gelecekte milyonlarca insanın farkında olmadığı yaygın bir plastik kirliliği türünü engellemeye yardımcı olacağı beklenmektedir.
Çamaşır makineleri, gizli bir plastik kaynağı
Çamaşır makinelerinin atık sularında bulunan plastik parçacıkları, çevre ve insan sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yapılan tahminlere göre, kanalizasyon çamurunun içerisinde bulunan plastik atıkların yüzde 90’ına kadarı doğrudan çamaşır makinelerinden kaynaklanmaktadır. Bu kirletici malzeme, arıtma tesislerinden sonra genellikle tarımsal alanlar için toprak düzenleyici veya gübre olarak kullanılmakta, böylece tarım ürünlerine ve dolayısıyla bu ürünleri tüketen insanlara ulaşmaktadır. Mikroplastiklerin insan vücuduna girdikten sonra kemikler ve organlar üzerinde ne gibi etkileri olacağı henüz tam olarak bilinmemektedir, ancak hayvanlar üzerinde yapılan ilk araştırmaların sonuçları bilim insanlarını endişelendirecek niteliktedir.
Doğanın mühendisliği: balık ağzının filtreleme sistemi
Balıkların beslenme şekli, milyonlarca yıl boyunca doğal seçilim aracılığıyla mükemmelleştirilmiş bir filtreleme sistemine dayanmaktadır. Uskumru, sardalya ve hamsi gibi balık türleri, ağızlarını açarak suda yüzerken, milyonlarca küçük plankton parçacığını yakalayabilmektedir. Bu balıkların ağızlarının içinde, tarak benzeri yapılar bulunmakta ve bu yapılar milyonlarca yıl içinde mikroskobik avları yakalama konusunda mükemmel bir sistem haline gelmiştir. Bonn Üniversitesi’nden fonksiyonel morfolojist Alexander Blanke, bu sistemin nasıl çalıştığını şu şekilde açıklamaktadır: Balık ağzı açıldığında, su geçirgen huni duvarından akarak filtrelenmekte, parçacıksız su solungaçlar aracılığıyla çevreye geri salınmaktadır. Plankton ise bu doğal elek yapısı tarafından geri tutulmakta, huni şeklinin avantajıyla daha sonra yemek borusuna doğru yuvarlanarak balığın yutmasını beklemeye başlamaktadır. Bu mekanizma, sistemi boşaltarak temizlemektedir.
Yeni filtre teknolojisi: doğadan ilham, teknolojiye dönüşüm
Balık ağzının bu doğal filtreleme mekanizmasından esinlenen araştırmacılar, çamaşır makineleri için yeni bir filtre sistemi tasarlamışlardır. Bu sistem, ağ benzeri bir yüzey alanıyla kaplı koni şeklinde bir yapıya sahiptir ve geleneksel filtre sistemlerinden temel olarak farklı çalışmaktadır. Diğer filtreleme sistemlerinde plastik parçacıklar doğrudan ağa çarpmakta ve bu durum hızlı bir şekilde tıkanmaya neden olmaktadır. Yeni sistem ise balık ağzının huni şeklinden esinlenerek, plastik parçacıkların cihazın kenarı boyunca yuvarlanmasını sağlamaktadır. Bu tasarım, atık su cihazdan geçerken filtreleme için çok daha geniş bir yüzey alanı sunmakta, böylece plastik parçacıkları daha etkili bir şekilde yakalamaktadır.
Yakalanan plastik parçacıkları, filtrenin dışında ayrı bir bölmeye akıtılmakta ve bu bölme, çamaşır makinelerindeki tüy filtresine benzer şekilde, birkaç düzine yıkamada bir boşaltılabilmektedir. Bu sistem, piyasada mevcut olan diğer plastik filtreleme sistemlerinin aksine, tıkanma sorununu yüzde 85 oranında azaltmaktadır. Böylece, uzun süreli kullanım ve bakım açısından çok daha pratik ve ekonomik bir çözüm sunmaktadır.
