Almanya'da Federal Emniyet Teşkilatı'nın açıkladığı son veriler, 13 yaş altı çocuklarda ve gençlerde şiddet eğiliminin korkutucu boyutlara ulaştığını belgeliyor. Savaş, ekonomik kriz ve pandemi sonrası oluşan travmalar, gençleri yalnızlığa iterken; bu durum onları aşırı sağ ve radikal İslamcı grupların açık hedefi haline getiriyor.
Almanya suç istatistikleri ve güvenlik raporları, ülkede gençlik şiddeti sorununun giderek büyüdüğünü ortaya koyuyor.
Yetkililer, çocuklarda suç oranı artışının arkasındaki nedenleri araştırırken, internet üzerinden radikalleşme tehlikesine karşı aileleri uyarıyor.
Almanya’da radikal İslamcılık ve aşırı sağcılık akımları, her geçen gün daha fazla çocuğu ve genci etkisi altına alıyor.
Federal Emniyet Teşkilatı (BKA) verilerine göre, şiddet suçlarında uzun süredir devam eden bir artış söz konusu.
İstatistikler, 17 yaş altı gençlerde şüpheli sayısının 2019 yılından itibaren yaklaşık üçte bir oranında arttığını gösteriyor.
Daha da vahim olan tablo ise 13 yaş altı çocuklarda görülüyor; bu gruptaki artış oranı üçte ikiye ulaşmış durumda.
BKA’nın yayınladığı güncel Polis Suç İstatistiği (PKS), bu artışta gençlerin yaşadığı psikolojik zorlukların önemli bir payı olduğunu vurguluyor.
Raporda, psikolojik baskıların tek başına bir suç nedeni olmadığı ancak diğer olumsuz faktörlerle birleştiğinde şiddet eğilimini tetikleyebileceği ifade ediliyor.
ALMANYA’DA GENÇLERİ ŞİDDETE İTEN NEDENLER NELER?
Deutsche Welle Türkçe’de yer alan habere göre, uzmanlar, gençleri şiddete ve aşırılığa iten faktörlerin başında üst üste gelen krizlerin yarattığı ‘geleceksizlik’ duygusunun yer aldığını belirtiyor.
Aile içi şiddet olayları, ebeveynlerin çocuklarına karşı ilgisizliği, ekonomik yoksulluk, dünyanın farklı bölgelerindeki savaşlar, iklim krizi ve yakın geçmişte yaşanan Covid-19 pandemisi, risk faktörlerini artıran temel etkenler arasında sayılıyor.
BKA, özellikle savaş veya baskı nedeniyle ülkelerinden kaçmak zorunda kalan mülteci çocuk ve gençlerin ciddi bir risk grubu oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Bu gençler, çoğu zaman büyük bir yalnızlık duygusu içinde, hayatın anlamına dair sorularına internet ortamında yanıt arıyor.
Bu arayış süreci, onları genellikle dini veya siyasi aşırılık yanlısı içeriklerin kucağına itiyor ve radikalleşme süreci bu noktada hız kazanıyor.
Berlin merkezli Şiddet Önleme Ağı (Violence Prevention Network-VPN), 20 yılı aşkın süredir bu risk grubundaki çocuk ve gençlerle sahada aktif çalışmalar yürütüyor.
VPN yöneticisi Thomas Mücke, çocuklar ve gençlerle kurulan iletişimin zayıflamasının ağır sonuçları olduğunu belirtiyor.
Okullarda düzenledikleri Orta Doğu temalı atölye çalışmalarında tansiyonun saniyeler içinde yükselebildiğini gözlemleyen Thomas Mücke, gençlerin duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri güvenli alanlara ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.
Thomas Mücke, “Bu ortamlarda gençler, birbirlerine yetişkinlerin bile söylemekte zorlandığı şeyleri açıkça ifade edebiliyorlar” diyor.
Gençlerle konuşmanın ve onlara farklı bakış açıları kazandırmanın mümkün olduğunu savunan Thomas Mücke, “Eğer onlarla konuşma becerimizi kaybedersek, bu savaşı kazanan taraf aşırılık yanlıları olur” şeklinde kritik bir uyarıda bulunuyor.
TİKTOK VE SOSYAL MEDYA RADİKALLEŞMEYİ NASIL HIZLANDIRIYOR?
Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın 2024 yılı raporu da benzer tehlikelere işaret ediyor.
Almanya’nın iç istihbarat servisi olan kurumun verilerine göre, aşırı sağ kaynaklı şiddet eylemlerinin büyük bir kısmı internet üzerinden gerçekleşen radikalleşme süreciyle başlıyor.
Özellikle Tiktok ve Instagram gibi popüler sosyal medya platformlarındaki propaganda içerikleri gençleri zehirlerken, Telegram ve Discord gibi uygulamalar üzerinden kurulan uluslararası dijital ağlar da süreci hızlandırıyor.
Raporda, internetin düşük erişim bariyeri ve 7/24 ulaşılabilir olması nedeniyle, gençlerin nefret ve şiddet eğilimlerini kolayca dışa vurabildikleri bir alan haline geldiği belirtiliyor.
İstihbarat raporunda, 2024 yılında Instagram üzerinden faaliyet gösteren ‘Jung & Stark’ (Genç & Güçlü/JS) adlı oluşumun faaliyetlerine dikkat çekiliyor.
Yerleşik aşırı sağcı yapılarla doğrudan organik bir bağı bulunmayan bu grubun, birçok genç ve hatta çocuk yaştaki birey için aşırı sağ ideolojiye giriş kapısı olduğu vurgulanıyor.
JS üyelerinin, özellikle sol görüşlü Antifa hareketini ve LGBTİ+ topluluğunu hedef aldığı belirtiliyor.
LGBTİ+ tanımı; lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks ve queer bireyleri kapsıyor.
DİJİTAL YANKI ODALARINDAN ÇIKIŞ MÜMKÜN MÜ?
Şiddet Önleme Ağı uzmanlarına göre, radikalleşmiş gençleri hapsoldukları dijital yankı odalarından çıkarmak gün geçtikçe zorlaşıyor.
VPN’in dini motivasyonlu aşırılık biriminde görev yapan Feride Aktaş, toplumsal ve siyasi diyalog kültürünün giderek zayıflamasından duyduğu endişeyi dile getiriyor.
Feride Aktaş, “Birbirimizden o kadar uzaklaştık ki, her şeyden önce yeniden konuşabilir hale gelmemiz gerekiyor” diyor.
Gençleri, sarf ettikleri sorgulanabilir sözler nedeniyle anında dışlamanın sorunu daha da büyüttüğünü belirten Feride Aktaş, bunun yerine onların duygularını ve alt metinlerini anlamaya çalışmanın önemine değiniyor.
