Eski cezaevi doktoru Katharina Bauer, kurumdaki çıplak bırakma ve beton zeminde aç bırakma uygulamalarını “insanlığa karşı işlenmiş bir aşağılama” olarak nitelendirdi.
Augsburg-Gablingen Cezaevi’nde görevli gardiyanların mahkûmlara sistematik olarak işkence yaptığı ve bu şiddeti kimi zaman “eğlence” amacıyla uyguladığı ortaya çıktı. Alman basınında geniş yankı uyandıran kapsamlı bir araştırmayla gün yüzüne çıkan skandal, cezaevi yönetiminin de olayların merkezinde olduğunu ve yaşanan vahşete göz yumduğunu kanıtlıyor.
Bavyera eyaletindeki cezaevinde yaşanan insan hakları ihlalleri, medya kuruluşlarının ortak yürüttüğü araştırmayla belgelendi. Araştırmada ele geçirilen gardiyanlar arasındaki mesajlaşmalar, dehşetin boyutunu gözler önüne seriyor. Bir gardiyanın mahkûmları boğmaya çalıştığını ve yüzlerine yumruk attığını övünerek anlattığı mesajlar, kurumdaki şiddetin seviyesini kanıtlıyor.
Eski cezaevi doktoru Katharina Bauer, kurumdaki çıplak bırakma ve beton zeminde aç bırakma uygulamalarını “insanlığa karşı işlenmiş bir aşağılama” olarak nitelendirdi. Bauer, tanık olduğu ihlaller karşısında duyduğu çaresizliği dile getirirken, mağdur mahkûmlar tedavi süreçleriyle yaşadıkları travmaları atlatmaya çalışıyor.
“Güvenlik Grubu” adı verilen özel bir birimin, cezaevi yönetiminin onayıyla mahkûmları sistematik olarak taciz ettiği belirlendi. Dönemin cezaevi müdür yardımcısının, şiddet eylemlerine bizzat göz yumduğu, hatta gardiyanları daha “etkili” olmaları için teşvik ettiği yazışmalara yansıdı.
Denetim heyetlerini engellemek için kurulan “düzgün hücre” tiyatrosu, yönetimin suç ortaklığını perçinliyor. Yetkililerin, bağımsız müfettişleri cezaevinin gerçek durumundan uzak tutmak adına girişte oyaladığı ve sadece hazırlanan özel alanları gösterdiği tespit edildi.
Savcılık, 13 gardiyan ve dönemin üst düzey yöneticileri hakkında “görevi kötüye kullanma” ve “ağır işkence” suçlamalarıyla dava açtı. 330’dan fazla tanığın ifadesine başvurulan ve 2,6 milyon mesajın incelendiği dosyada, mağdur mahkûmlar adaletin yerini bulmasını bekliyor. Soruşturma süreci, Almanya’da şimdiye kadar kayıtlara geçen en büyük cezaevi skandalı olarak nitelendiriliyor.
