Almanya'da açıklanan son rapora göre Müslümanların yüzde 28,6'sı, başörtülü kadınların yüzde 38,5'i ayrımcılığa maruz kaldığını belirtiyor.
Almanya’da yapılan bir araştırma, ülkede yaşayan sekiz kişiden birinin son bir yıl içinde ayrımcılığa maruz kaldığını ortaya koydu. Bu, nüfusun yüzde 13,1’i, yani 11 milyon kişi anlamına geliyor.
Ayrımcılık riski göçmen kökenlilerde ve özellikle Müslümanlarda daha da artıyor. Ayrımcılık deneyimi yaşayanların oranı göçmen kökenlilerde yüzde 21’e, Müslümanlarda yüzde 28,6’ya yükseliyor. Özellikle de başörtülü kadınlar ayrımcılıktan etkileniyor. Başörtülü kadınların yüzde 38,5’i, son 12 ay içinde ayrımcılığa maruz kaldığını belirtiyor.
Tüm bu rakamlar, Alman hükümetinin Ayrımcılıkla Mücadele Sorumlusu Ferda Ataman’ın Berlin’de sunduğu rapora ait. Yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı anketlere dayanan araştırma verileri, korona pandemisi nedeniyle pek çok faaliyetin aksadığı 2022 yılına dayandığı için şu anki verilerin daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Ataman, raporun sunumunda Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesine yapılan başvurulardan çarpıcı örnekler de verdi. Örneklerden biri, bir süpermarkete pusetin içindeki çocuğuyla birlikte alışverişe giden Sarah’ya ait. Siyah tenli kadın, market çalışanının yanına gelerek birden çocuk arabasını aramaya başladığını aktarmış. İzin istemeden, herhangi bir gerekçe göstermeden. Ataman, kadının sorusu üzerine market çalışanının “Üzgünüm ama daha kısa bir süre önce sizin gibi biri burada hırsızlık yaptı” dediğini belirtti.
Daire’ye başvuran bir diğer kişi, Muhammed. Ataman’ın aktardığına göre ev ararken sorunlar yaşayan ve sonunda kendine uygun bir ev ilanı gören Muhammed, ev sahibini arıyor. Ev sahibi, kısa bir duraklamanın ardından yeniden adını soruyor ve ardından evin maalesef kiraya verildiğini söylüyor. Ancak kısa bir süre sonra aynı numarayı arayan Muhammed’in Alman arkadaşı Klaus, evi görmek için randevu almayı başarıyor.
Tam da benzer bir olayda Federal Adalet Mahkemesi, ev ararken ayrımcılığa uğrayan Pakistan asıllı bir kadının açtığı davada Ocak ayında karar açıklayarak emlakçıyı ayrımcılıktan 3 bin euro tazminata mahkûm etmişti. Pakistanlı Humaira Waseem, evi görmek için kendi ismiyle emlakçıya yaptığı başvurudan ret yanıtı almış, ardından iki kez farklı Alman adlarıyla başvurunca iki başvuruya da olumlu cevap gelmişti.
Ayrımcılığa uğradığını belirtenlerin yüzde 42 ile en büyük bölümü, bunda kökenlerinin ve ırkçı önyargıların rol oynadığını düşünüyor. Yüzde 24’lük kesim ise cinsiyetinden dolayı ayrımcılık yaşadığı görüşünde. Bu grupta çoğunluğu kadınlar oluşturuyor.
Ferda Ataman, ayrımcılığın Almanya’da münferit vaka değil, kitlesel bir olgu olduğunu belirterek toplumun tam ortasında; okulda, iş yerinde, ev ararken, alışveriş yaparken yaşandığını vurguladı.
Ayrımcılığın istihdam piyasasına, toplumsal yaşama katılıma, sağlığa, toplumsal birliğe uyulan inanca ve Almanya’ya bağlılık hissine olumsuz etkileri bulunduğuna dikkat çeken Ataman, Almanya’nın ayrımcılığa karşı mücadelede atması gereken daha çok adım olduğunu kaydetti. Başkanlığını yaptığı dairenin sadece danışmanlık hizmeti verdiğini, örneğin Belçika’da ise makamların mağdurlara hukukî koruma sağlayabildiğini belirten Ataman, İngilizce konuşulan ülkeler ve İskandinav ülkelerinde günlük yaşamdaki ayrımcılığın Almanya’dakinden çok daha az olduğunu belirtti.
