Avrupa'nın ekonomik lokomotifi Almanya, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en derin demografik krizini yaşıyor.
Düşen doğum oranları ve hızla artan yaşlı nüfus, ülkeyi her yıl yüz binlerce kişi eksiltirken; Uzmanlar iş gücü açığı, ekonomik durgunluk ve sosyal güvenlik sisteminin çöküşü konusunda peş peşe uyarılarda bulunuyor.
Prf. Dr. Sedat Laçiner, ( https://youtu.be/53Zz0-mTBFA?si=mOWIkINoDf104ECV ) Almanya ve Avrupa genelinde alarm zillerinin çalmasına neden olan korkutucu tablonun detaylarını açıkladı.
Doğumlar Dipte, Ölümler Zirvede: Saatte 40 Kişi Eksiliyor
Almanya’da doğum oranları 1946 yılından bu yana en düşük seviyesine gerilemiş durumda. Buna karşın yaşlanan nüfusa paralel olarak ölümlerde hızlı bir artış yaşanıyor.
Göçmen Etkisi de Çözüm Olmuyor
Geçmiş yıllarda Almanya’daki nüfus kaybı, yoğun göç dalgası ve göçmen kökenli ailelerin yüksek doğum oranlarıyla perdeleniyordu. Ancak uzmanlar artık bu sürecin de tıkandığına dikkat çekiyor.
İnceleme Eşik Aşıldı: Nüfusun kendisini yenileyebilmesi için kadın başına düşen çocuk sayısının en az 2,1 olması gerekirken, Almanya ortalaması 1,35’e kadar geriledi. Leipzig gibi bazı şehirlerde bu oran 1 seviyesine kadar düşmüş durumda. Göçmen kökenli nüfusta da çocuk sahibi olma eğiliminin hızla azalması, krizi daha görünür kılıyor.
Emeklilik Sistemi ve Ekonomi Alarm Veriyor
Nüfusun hızla yaşlanması ve İkinci Dünya Savaşı sonrası doğan “bebek patlaması” (baby boomer) kuşağının emeklilik dönemine girmesi, Alman ekonomisini ve sosyal güvenlik sistemini ağır bir yükle karşı karşıya bıraktı.
Alman İstatistik Ofisi’nin modellemelerine göre, 2035 yılına gelindiğinde ülkede yaşayan her 5 kişiden biri 67 yaş ve üzerinde olacak. * Sefalet Seviyesindeki Maaşlar: Yüksek enflasyon ve artan kiralar karşısında mevcut emekli maaşları yetersiz kalıyor. Ülkede çöplerden şişe toplayan emekli sayısında belirgin bir artış gözleniyor.
Tek Çıkış Yolu: Robotik Devrim ve Yapay Zekâ
Uzmanlar, göçmen kabulünün toplumsal gerilimleri artırdığı ve doğum oranlarının artırılamadığı bu denklemde, tek çıkış yolunun üretimde robotlaşma ve yapay zekâ olduğunu vurguluyor.
Benzer bir nüfus çöküşü yaşayan Çin, insan gücüne olan bağımlılığı azaltmak için şimdiden karanlık fabrikalara ve otonom üretim sistemlerine milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Almanya’nın da sanayi ve hizmet sektörünü ayakta tutabilmek için benzer bir teknolojik dönüşümü hızlandırması şart görünüyor.
Avrupa Genelinde Durum ve Türkiye’ye Yansımaları
Demografik çöküş yalnızca Almanya ile sınırlı değil. Avrupa Birliği genelinde ölümler, doğumlardan yılda 1,3 milyon daha fazla gerçekleşiyor. 2050 yılına gelindiğinde Avrupa nüfusunun her yıl yaklaşık 3 milyon kişi (bir Arnavutluk kadar) erimesi bekleniyor. Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan gibi Doğu Avrupa ülkelerinde ise bu çöküş çok daha sert hissediliyor.
Türkiye ise şu an için ölümlerden daha fazla doğumun gerçekleştiği “pozitif” bir bölgede yer alsa da doğum oranları tepe taklak gitmeye devam ediyor. Uzmanlar, Türkiye’nin de Avrupa’nın yaşadığı bu yaşlanma ve nüfus krizini birkaç yıl geriden takip ettiğini belirterek, geleceğe yönelik şimdiden önlem alınması gerektiğinin altını çiziyor.
