Teknolojik gelişmelerin öncü ülkelerinden Almanya, kamusal hizmetlerde hâlâ faks ve kağıt çağını yaşıyor. Peki Danimarka ve Hindistan gibi ülkelerde devlet hızla dijitalleşirken Almanya neden geride kalıyor?
Almanya’da taşınan herkes, yeni adresini resmî makamlara bildirmek zorunda. Bu da çoğu zaman belediyeyi aramak, haftalarca randevu beklemek ve bizzat oraya gidip kağıt formları doldurmak anlamına geliyor.
Peki doktora gittiğinizde sağlık sigortası kartınızı evde unuttuysanız ne olacak? Bazı uygulamalar yardımcı olabiliyor ama sadece faks yoluyla.
Almanya’daki bilişim sektörü derneği Bitkom’dan Felix Lesner DW’ye “Alman şirketlerinin yaklaşık dörtte üçü, yani yüzde 77’si hâlâ faks cihazı kullanıyor” diyor.
Peki neden?
Lesner’e göre, “Şirketlerin çoğu, resmî makamlarla iletişim için faksın vazgeçilmez olduğunu söylüyor. Sorun belki de tam burada.”
Yani kamuda!
Dijitalleşmede geride kalan bir ülke
Avrupa Birliği (AB), üye ülkelerin dijital gelişimini düzenli olarak sıralıyor. Almanya bu listelerde en iyi ihtimalle 27 ülke arasında orta sıralarda yer alıyor. Dijital kamu hizmetleri anlamına gelen e-devlet konusunda ise Almanya özellikle geride. Danışmanlık şirketi Capgemini’nin bir çalışmasına göre Almanya, AB ülkeleri arasında bu alanda içinde 24’inci sırada.
Programlanabilir bilgisayarı, SIM kartı ve MP3 teknolojisini Alman mühendisler icat etti. Ama bir aracı tescil ettirmek ya da evlilik belgesi almak hâlâ uzun kuyruklar demek. Düsseldorf Dijital Ajansı’nın başındaki Frank Reinartz, Almanya’nın sorununu şöyle özetliyor:
“Strateji ya da hedef eksikliğimiz yok. Sorunumuz uygulama.”
Örneğin yaklaşık 650 bin nüfuslu Düsseldorf şehri, 580 idari hizmetten sadece 120’sini çevrimiçi olarak sunuyor. Bu da yüzde 20’den biraz fazlasına tekabül ediyor. Buna rağmen Düsseldorf, dijital açıdan ilerici bir şehir olarak kabul ediliyor ve Alman şehirlerindeki dijital hizmetleri ölçen Bitkom’un Akıllı Şehir Endeksi’nde altıncı sırada yer alıyor. Ülkenin başkenti Berlin ise bu alanda ilk 40’a girmekte bile zorlanıyor.
“Kurumsal enflasyon”
Reinartz’a göre, Almanya’nın 16 eyaletten oluşan federal yapısı çoğu zaman çözümleri belediyelerin takdirine bırakıyor:
“Federal düzeyden gelen çok fazla yazılım çözümü ve süreci yok, Her şehir yönetimi, örneğin araç tescili gibi ülke çapında geçerli bir süreç için kendi çözümünü bulmak zorunda kalıyor.”
Buna bir de koordinasyon eksikliği ve araştırmacı Stefanie Köhl’ün “kurumsal enflasyon” diye adlandırdığı durum ekleniyor:
“Herkes bir şey yapıyor ama sadece kendi alanında. Çözümler arasında bağlantı yok, bazen kullanılan teknolojiler birbiriyle uyumlu bile değil.”
Dijital mucizenin adı: Danimarka
Almanya hâlâ tartışırken Danimarka bu vizyonu çoktan hayata geçirdi. Kopenhag’daki Digital Hub Denmark’ten Jakob Frier, şu bilgiyi veriyor:
“Örneğin Borger.dk adlı site, vatandaşların 2 binden fazla kamu hizmetine dijital olarak erişebildiği merkezi bir platform. Vergiden sağlık hizmetlerine kadar neredeyse her iş çevrim içi hallerilebiliyor.”
Bunun anahtarı, zorunlu dijital kimlik kartı. Danimarka Dijital Yönetim Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Adam Lebech DW’ye “Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 97’si dijital kimliğe sahip” diyor.
Danimarka sisteminin dijital temeli, tek tip bir kimlik numarası. Bu, Danimarka’nın 1968 yılında uygulamaya koyduğu Merkezi Kişi Kaydı (ZPR) sistemine dayanıyor. Lebech, “Tüm sistemler için aynı kimlik numarasını kullandığımızdan, veri alışverişi oldukça kolay. Bu sayede, farklı kurumlar arasında kesintisiz hizmetler sunabiliyoruz. Tabii ki, hükümete güvenmek gerekiyor” diyor.
Anketler Danimarkalıların çoğunluğunun hükümetine güvendiğini gösterse de Almanlar, Nazi ve Doğu Almanya geçmişleri nedeniyle devlet tarafından yönetilen, merkezî veri toplama sistemine çok daha şüpheci yaklaşıyor. Hem Hitler’in Üçüncü Reich’ı hem de Doğu Almanya Komünist Partisi, kişisel verileri insanları gözetlemek ve hayatlarını kontrol etmek için kullanıyordu.
Hindistan’ın sıçraması
Hindistan ise dijital hizmetlerin kısa sürede büyük ilerleme kaydedebileceğini gösterdi. Ülke, sadece 15 yıl içinde Aadhaar adlı kendi elektronik kimlik sistemini kurdu. Resmî verilere göre, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 99,9’u Aadhaar kullanıyor.
Aadhaar, Birleşik Ödeme Arayüzü (UPI) adlı dijital ödeme platformuyla bağlantılı. Bu sistem, sokak satıcıları tarafından bile kabul ediliyor. Hindistan’ın en büyük bilişim şirketi TCS’ten Tej Paul Bhatla, Aadhaar ve UPI için “temel altyapı sistemleri” tanımını yapıyor.
