HABER MERKEZİ – Alman basını, 1500 yıllık Ayasofya’nın müze statüsünün 86 yıl sonra kaldırılıp camiye dönüştürülmesine geniş yer ayırdı.

Deustche Welle Türkçe’nin aktardığı üzere Alman basınında karar hakkında şu yorumlar yapıldı:

Süddeutsche Zeitung’daki yorumda Erdoğan’ın ‘”modern Türkiye’yi bir yön değişimine zorladığı” ve bu adımın Batı’yla ilişkileri onarılamayacak biçimde değiştireceği savunuldu:

“Ayasofya’nın müzeden camiye dönüştürülmesiyle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sınırı aşmış oldu. Hem kendi ülkesini -hem de dünyayı- modern Türkiye’yi değiştirecek bir yön değişimine zorluyor. Erdoğan’ın bunu stratejik bir hesap olarak mı yaptığı yoksa (insanların dikkatini) bu pervasız adımıyla iç siyasetten (ekonomi, yozlaşma, korona) uzaklaştırmak mı istediğinin bir önemi yok. Önemli olan şu: Türkiye’nin dünyanın Müslüman ülkeleriyle ilişkileri değişecek; saf bir hayranlık ve takdirle şekillenen bir karakter alacak. Ancak Avrupa, Avrupa Birliği ve ABD’yle ilişkileri de değişecek ve bu ne yazık ki daha iyi yönde olmayacak.”

Bayreuth’de yayımlanan Nordbayerischer Kurier’deki yorumda ‘Erdoğan’ın elinin zayıflamasına karşın, Türkiye’de muhalefetin bir alternatif sunmadığı’ analizi yapıldı:

“Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesiyle Erdoğan, artık İslami ve ulusal çevrelere oynamaktan başka bir çaresi kalmadığını göstermiş oldu. Henüz bir yıl önce, Cumhurbaşkanı dini çevrelerin bu yöndeki talebini geri çevirmişti. Şimdi bu sözümona zafer kartını oynamak zorunda, zira elinde neredeyse oynayacak başka kart kalmadı. Ancak bütün bunlar Erdoğan’ın yakında iktidarı kaybedeceği anlamına gelmiyor. Muhalafet parçalanmış durumda ve stratejik işbirliklerine muktedir durumda değil. Üstelik, Erdoğan hala ülkedeki karizmatik lider konumunda. Ancak anketler, kan kaybettiğini gösteriyor. Darbe girişiminden dört yıl sonra, birçok Türk’ün kafasında Erdoğan’ın ülkeyi krizden çıkartma yetisine sahip doğru insan olup olmadığı konusundaki soru işaretleri artıyor.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung’daki yorumda, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın dışarıdan gelen eleştirilere karşı halkı arkasına alma taktiğini devam ettirdiği görüşü savunuluyor:

“Erdoğan kendini Konstantinopolis’i fetheden Fatih Sultan Mehmet’in varisi gibi yansıtıyor: Hristiyanlara karşı muzaffer ve Müslümanların koruyucusu olarak. Bu yolda da Cumhuriyetin kurucusu olan Atatürk’e kadar giden bir hükmü değiştirmesi, Türkiye’de laikliğin İslami ögeler taşıyan bir sisteme ne derece evrildiğini ortaya koyuyor. Yurtdışından gelecek eleştiriler de Erdoğan’ın elini güçlendiriyor. Şimdiye kadar bir takım yabancı komplo teorilerine karşı Türkiye’nin bağımsızlığını korumak için halkı arkasına alma (stratejisi) hep işe yaradı. (…) Her daim daha sonra telafi edebileceği kadar porselen kırıyor. Bu yüzden de Ayasofya’nın kapılarının turistlere açık kalacağının da altını defalarca çizdi.”

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

8 + 1 =