ABD ve İsrail’in İran ile girdiği savaş sonrası petrol fiyatlarının küresel piyasalarda tırmanışa geçmesi, Almanya’da akaryakıt fiyatlarını rekor seviyeye taşıdı
Ekonomi yazarı Christian Schaudwet, n-tv için kaleme aldığı analizde, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş nedeniyle artan akaryakıt fiyatlarını değerlendirdi. Schaudwet, piyasaya devlet eliyle müdahale edilmesinin popülist bir yaklaşım olacağını ve çözüm getirmeyeceğini savunuyor.
Federal hükümetin fiyatları düşürmeye yönelik hamlelerinin hem etkisiz kalacağı hem de devlete devasa bir mali yük getireceği konusunda uyarıyor.
Piyasa Müdahalesi Neden Riskli?
Yorum analizine göre, Berlin’in dünya piyasalarındaki petrol fiyatlarını durdurma gücü bulunmuyor. Hükümetin vergi indirimine gitmesi veya fiyatları sabitlemesi (fiyat kapama) şu riskleri barındırıyor:
Vergi İndirimleri: Daha önce gastronomide yapılan KDV indirimi örneğinde olduğu gibi, indirimlerin tüketiciye yansımadığı, aksine şirketlerin kar marjında kaybolduğu görülüyor.
Fiyat Sabitleme: Akaryakıtın örneğin 2 Euro’da sabitlenmesi, devletin gerçek fiyatla arasındaki farkı kendi kasasından ödemesi anlamına gelir ki bu da kontrolsüz bir bütçe açığı yaratır.
Mesafe Ödeneği (Pendlerpauschale): Bu artış ancak vergi beyannamesinden sonra etkisini gösterdiği için anlık fiyat krizine çözüm sunmuyor.
Bireysel Sorumluluk ve Tasarruf
Analizde, “ucuz yakıt alma hakkı” gibi bir hukuki durumun olmadığı vurgulanıyor. Vatandaşların yüksek maliyetlerle başa çıkabilmesi için şu yöntemler öneriliyor:
Daha yavaş ve ekonomik sürüş tekniklerini benimsemek.
Toplu taşıma kullanımını artırmak.
Daha küçük, az yakan araçlara veya elektrikli otomobillere geçiş yapmak.
Çözüm: Hedefli Sosyal Yardım
Eğer devlet bir adım atacaksa, bunun “herkese indirim” şeklinde değil, sadece gerçekten ihtiyacı olanlara yapılması gerektiği savunuluyor. Arabaya mecbur olan ve düşük gelirle geçinen hanelere yapılacak doğrudan nakit transferleri, teknik olarak mümkün ve en adil çözüm yolu olarak öne çıkıyor.
