ABD Almanlar için arşivi açtı: Dedem ve ninem Nazi miydi?

ABD Almanlar için arşivi açtı: Dedem ve ninem Nazi miydi?

Almanya'da Nazi dönemi kapanalı yıllar oldu. Ancak Almanların çoğu atalarının bu dönemde Nazi olup olmadığını hâlâ merak ediyor. Şimdi ABD'de Ulusal Arşiv kayıtlarından bunu öğrenmek mümkün.

PANORAMA-NEWS 06 Nisan 2026 GÜNDEM

Almanya’da Nazi yönetimi yaklaşık 80 yıl önce sona erdi. Ancak günümüzde birçok Alman o dönemde büyükbaba veya büyükannelerinin Nazi rejiminin neresinde yer aldıklarını merak ediyor.

Şimdi bunu merak edenler, ABD Ulusal Arşivi’nde kayıt yaptırmadan çevrim içi olarak aile büyükleri hakkında araştırma yapabilecek.

Dijital ortama aktarılan 5 binden fazla mikrofilm rulosunda, 1945’e kadar Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne (NSDAP) üye olan 6,6 milyon Alman’ın bilgileri bulunuyor. Ancak bu veri Alman kaynaklarına göre gerçek sayıları yansıtmıyor. Zira Alman Tarih Müzesi’nin kayıtlarına göre 1945’te toplam 8,5 milyon Nazi partisi (NS) üyesi vardı. Bu da her beş yetişkin Alman’dan birinin en azından kâğıt üzerinde bu suç düzenini desteklemiş olduğunu gösteriyor.

Tarihçi Johannes Spohr’a göre ABD’de bu imkanın oluşması olumlu bir gelişme. “Geniş bir kamuoyu için çevrim içi araştırma yapmak artık gerçekten cazip hale gelmiş görünüyor” diyen Spohr, söz konusu kaynakların Almanya’da aslında 1994’ten beri Federal Arşiv’de erişilebilir olduğunu hatırlatıyor. Spohr, “Orada bu üyelik bilgilerinden çok daha fazlasına ulaşmak mümkün” diyor.

Ancak Almanya’da koruma süreleri söz konusu. Yani bir kişiyle ilgili bilgiler, doğumundan 100 yıl veya ölümünden 10 yıl sonra açıklanabiliyor. Veriler de çevrim içi erişime açık olmuyor. Sadece yazılı başvuru olması halinde açıklanabiliyor.

Ayrıca ABD Ulusal Arşivi’nin aksine, Almanya’da özel kişiler yalnızca akrabalık bağı bulunan kişiler hakkında dosya inceleyebiliyor. Komşular ya da başkaları hakkında sorgulama yapmak mümkün değil. Spohr, “Bugüne kadar mağdurlar, kurbanlar, isimleri ve kimlikleriyle çok daha görünür oldu. Fail konumundakiler ise hâlâ oldukça belirsiz” değerlendirmesinde bulunuyor.

Tanıklıklar kayboluyor
Spohr, yaklaşık 11 yıldır “Present Past” (şimdiki geçmiş zaman) adlı araştırma hizmetiyle Almanların Nasyonal Sosyalist (NS) aile geçmişlerini incelemelerine destek veriyor. Kendisine başvuranların 20 ile 90 yaş arasında olduğunu belirten tarihçi, “Tüm kuşaklar var. Şu anda sözlü hafızadan kültürel hafızaya geçiş dönemindeyiz. Artık pek çok şey sözlü olarak aktarılamıyor, insanlara soru sorma imkânı azalıyor. Kişisel etkileşimler zayıfladıkça arşiv araştırması daha önemli hale geliyor” diyor.

Uzman günümüzde sadece torunların değil, dördüncü kuşağın da aktif olarak araştırma yaptığını vurgulayarak “Bu kuşak çoğu zaman araştırdıkları kişileri hiç tanımamış oluyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Bir araştırmaya göre Almanların üçte ikisinden fazlası, atalarının Nazi suçlusu olmadığına inanıyor. Yaklaşık yüzde 36’sı aile üyelerini kurbanlar arasında görüyor, yüzde 30’dan fazlası ise atalarının Yahudileri saklamak gibi potansiyel kurbanlara yardım ettiğini düşünüyor. Spohr, “Bu yanıtlar çoğu zaman somut bilgiden çok duygulara dayanıyor” diyor. Uzmana göre bu tutum “Gerçeklikle pek örtüşmüyor”.

Savaş sonrası dönemde ailelerin çoğunda Nazi dönemindeki suçlar, özellikle de kendi rollerine ilişkin konular konuşulmadı. Almanya’nın Nazi dönemine ilişkin anma kültürü yurtdışında örnek gösterilse de Spohr, “Anma kültürü iş somut kişilere geldiğinde, özellikle de tanınan kişilere uzandığında zorlaşıyor. Anma, can acıtan yerde de gerçekleşmeli” diyor. Bunun yalnızca Nazi dönemini değil, savaş sonrası dönemde oluşan mitleri ve çarpık anlatıları da kapsadığını belirtiyor ve ekliyor:

“Bu, savaş sonrası dönemin suçtan kaçınma refleksinin bir parçası.”

Kayıtlardan gerçeği öğrenmek mümkün mü?
Kayıtlı kartlarda isim, doğum tarihi ve yeri, partiye giriş tarihi ve üyelik numarası gibi bilgiler yer alıyor. Bazılarında adres ve portre fotoğrafları da bulunuyor. Ancak bunlar bir kişinin fanatik mi, fırsatçı mı yoksa sadece akıntıya kapılmış biri mi olduğunu göstermiyor. Ayrıca kartların yalnızca yaklaşık yüzde 80’i günümüze ulaşmış durumda. Dolayısıyla arşivde görünmeyen bir akrabanın Nazi olmadığından da emin olunamıyor.

“NSDAP üyesi olup üyelik dışında suç işlemeyenler olduğu gibi, üye olmayıp korkunç eylemlere karışanlar da vardı” diyen Spohr, “Asıl araştırma bundan sonra başlıyor” değerlendirmesini yapıyor.

Bir kişinin 1933’ten önce partiye girip girmediğine bakılabileceğini belirten tarihçi, bunun “NS davasının özellikle sadık bir destekçisi” olabileceğine işaret edebileceğini söylüyor. Ayrıca üyelerin parti içinde görev alıp almadığı da araştırılabiliyor. Spohr, “Aileler bir kişinin hayatındaki durakları biliyor olabilir ama neden yaptığını, ne düşündüğünü ya da hissettiğini hâlâ bilmiyor olabilirler” diyor.