İstihdam piyasasındaki bu tıkanıklığın temel sebebi, işverenlerin talepleri ile iş arayanların sahip olduğu becerilerin uyuşmaması.
Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya, tarihinin en çelişkili dönemlerinden birini yaşıyor. Ülkede işsiz sayısı 3 milyon sınırına dayanırken, sanayi ve hizmet sektöründe yüz binlerce pozisyon kalifiye eleman bulunamadığı için aylarca boş kalıyor.
Almanya, bir yandan artan işsizlik oranlarıyla mücadele ederken diğer yandan ciddi bir nitelikli iş gücü kriziyle karşı karşıya. Federal İş Ajansı (FEA) verilerine göre, ülkede yaklaşık 3 milyon işsiz bulunmasına rağmen 643 bin açık pozisyon için uygun aday bulunamıyor.
İstihdam piyasasındaki bu tıkanıklığın temel sebebi, işverenlerin talepleri ile iş arayanların sahip olduğu becerilerin uyuşmaması.
Bad Hersfeld yerel iş ajansı başkanı Katharina Henkel durumu şu sözlerle özetliyor: “Elimizde iş arayan çok sayıda insan var, öte yandan işverenler de çaresizce uzman arıyor. Ancak mevcut adayların yetkinlikleri, teknik gereklilikleri karşılamıyor.”
Almanya genelinde tam 160 farklı meslek grubunda “eleman bulmanın imkansız” olduğu belirtiliyor. Tesisatçılık, hemşirelik, yaşlı bakımı, fizyoterapi, kamyon ve otobüs şoförlüğü bu listenin başında yer alıyor.
Bazı teknik pozisyonların doldurulması için ilanların 300 günden fazla yayında kaldığı ifade ediliyor.
Hessen eyaletinde faaliyet gösteren vana üreticisi Samson gibi dev sanayi kuruluşları, önümüzdeki yıllarda yaşanacak emeklilik dalgası nedeniyle alarm vermiş durumda.
Şirketin İnsan Kaynakları Müdürü Frank Oppenländer, “Önümüzdeki 8 yıl içinde 450 çalışanımız emekli olacak. Mekatronik ve elektronik teknisyeni bulmakta büyük zorluk çekiyoruz” diyerek tehlikeye dikkat çekiyor.
Almanya’yı bekleyen asıl tehlike ise önümüzdeki 10 yılın projeksiyonlarında gizli. Demografik verilere göre:
10 yıl içinde emekli olacak kişi sayısı: 13 milyon
İş gücü piyasasına girecek genç sayısı: Sadece 7,8 milyon
Aradaki yaklaşık 5 milyonluk devasa açık, ülke ekonomisinin sürdürülebilirliği için büyük bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, mevcut sığınmacı ve göçmen akışının bu boşluğu kapatmak için yeterli olmadığını, daha köklü yapısal reformlara ve nitelikli göç stratejilerine ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
