HABER MERKEZİ – Salgın uzadıkça iflas eden veya kredi borcunu ödeyemeyen işletmelerin sayısı artıyor.

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin tek taraflı korumacı önlemleri, ekonomisi büyük ölçüde dış satıma bağlı Almanya’ya büyük zarar verebilir. Almanya’nın en çok ihracat yaptığı ülkelerden biri olan Amerika’da da piyasanın durumu çok karışık.

Uzmanlar yeni bir durgunluk tırmanışı dalgasını mümkün görüyor. Banka krizi ve ihracatta kırılma ekonomiyi tehdit ediyor. Almanya’da yükseldiği açıklanan Kovid-19 ikinci dalgasının yüzyılın durgunluğuna (jahrhundert rezession) yol açabileceği belirtiliyor.

Bu yöndeki uyarının tonu gittikçe yükseliyor. İkinci dalganın mutlaka önlenmesi yönünde alarm veriliyor.

Federal Hükümet şimdiye kadar hep kurtarma fonlarına güvenerek umutlu konuştu. Almanya ve AB, üç haneli, milyarların ayrıldığı ve daha önce örneği görülmeyen gelişme programı ile krizden bir çırpıda çıkılabileceğini açıkladılar.

Federal Maliye Bakanı Olaf Scholz açıkça böyle söyledi. Ancak uzmanlar gelişme eğrisini aşağı doğru indirerek gerçeği gösterdiler. Bunun yanında, kuvvetli bir banka krizi çıktı.

Nedeni açık: Gittikçe artan firma iflasları nedeniyle finans alanında kredi borçlarının “tembelleşmesi”. Buna ek olarak korumacılığın, başta ABD olmak üzere küresel çapta artması, bir ihracat ülkesi olan Almanya için olumsuz sonuçlar doğurdu. ABD seçimlerinde her iki tarafın adayı da korumacılıktan yana.

Önemli bir ihracat alanı olan Amerikan pazarının durumu, Almanya için çok karışık bir geleceğe işaret ediyor. Alman medyası haberlerinde, ‘uluslararası döviz rezervi olarak ABD doları yerine avro gelecek’ yönlü gelişmelere yer veriyor.

Federal Hükümet son açıkladığı gelişme programı ile Korona krizinden hızlıca çıkılabileceği ümidi veriyordu. Avrupa Konseyi, AB’nin oluşumundan beri ortaya çıkan en büyük krize bir yanıt verileceğini açıkladı.

Başbakan Angela Merkel, AB zirvesindeki durum değerlendirmesinden sonra, bu yönde açıklama yaptı. Brüksel’de kararlaştırılan “Gelecek AB kuşağı” adlı krizden çıkış programı için, 390 milyar euro ödenecekti.

Son AB zirvesinde etkin olan Alman politikacılar, geniş gelişme önlemlerinden söz ettiler. Özellikle Federal Maliye Bakanı Scholz, AB’nin ilerleme fonu için övgüler yağdırdı: Şimdi rahat olmalıyız ve rekabet edebilmeliyiz. Almanya’nın en zengin gelişme programını yürütüyoruz.

Başbakan Merkel de benzer bir açıklama ile “krizden çıkış için parlak bir yol” çizdiklerini açıkladı. Bu şekilde Berlin kendi krizden çıkış yolunu bütün AB için de öneriyordu. Scholz, Haziran başında “bir silkinişte krizden çıkacağız” müjdesi verdi.

Alman Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü (DIW), daha temmuz sonunda dikkat çekici bir canlanma haberi verdi. “Belirtiler ekonominin dinlendiğini gösteriyordu.” Enstitü, üçüncü çeyrek için yüzde 3 gelişme müjdeledi. Deutschebank yine aynı şekilde pozitif bilgi verdi ve “durgunluk geçmiştir, ekonomimiz artık acil servisten çıkmıştır” raporu verdi.

En fazla bazı dalgalanmalar olabilirdi. Önemli tahminlerde bulunan Münih İfo Enstitüsü de 2020 üçüncü çeyreğinde ekonomik büyüme öngörüyordu. Ancak bu olumlu beklentilerin bir zemini var mıydı?

Bütün Avrupa’da korkulan ikinci dalga artık bir olgu halini aldı. Adı Federal Başbakanlık adayları arasında geçen Bayern Başbakanı Markus Söder uyardı: “Önlemleri gevşetmenin ve safça dikkatsiz davranışların zamanı değil.” Söder’in açıklamasını ÇKP yayın organı Halkın Günlüğü önemli haber olarak verdi. Ekonomi alanındaki yayın organları bu uyarıları “korku yayan şeytanlar” olarak nitelendirdi.

Beklentilerin aksine AB Komisyonu, 2020 gelişme tahminlerini Temmuz ayı başında büyük ölçüde indirdi. Bu yıl içinde AB’de yüzde 7,4 değil 8,3 gerileme olacağını açıkladı.

Almanya’da da beklenenden daha fazla bir küçülme olabilir. Hatta tarihsel bir rekor kırılabilir: Yüzde 11,7. Bunun yanında salgından en çok etkilenen ülkelerden İtalya GSMH’sinin yüzde 14’ü, Fransa 15’i, İspanya 16’sı oranlarında küçüleceklerdi. IMF de AB’de yüzde 10,2, Almanya’da 7,8 küçülme hesapladı.

Uzman ekonomistlerin öngörülerine göre ikinci Kovid-19 salgını Avrupa’da “yüzyılın durgunluğuna” yol açabilir. Bu sadece finans alanını değil bankaları da vuracak. AB firmalarının çoğunluğunun ödeme zorluğu çektikleri çok yüksek borçları var.
Salgın ne kadar uzarsa iflas eden veya kredi borcunu ödeyemeyen işletmelerin sayısı o kadar artıyor. “Tembel kredi borçları” yığılıyor. Bu arada AB ülkelerinin tek taraflı korumacı önlemleri, ekonomisi büyük ölçüde dış satıma bağlı olan, ihracat şampiyonu Almanya’ya büyük zarar verebilir, durgunluktan çıkmasını zorlaştırır.
Almanya’nın en çok ihracat yaptığı ülkelerden Amerika’da da piyasanın durumu çok karışık. Sadece Çin pazarı otomotiv ve motor sanayi gibi alanlarda bir çıkış sunuyor.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

five × two =