Derken kapı açıldı, anne babaları bekleme alanına aldılar. Sınıflar bir bir boşalırken bazı çocuklar okulun tatile girecek olmasından dolayı üzülüyor, öğretmeniyle vedalaşıyordu.

Bazı öğrenciler ise piyangodan çıkan bu ekstra tatilden duydukları mutluluğu gizlemiyordu. Ancak bir çocuğun abartılı sevinci çok geçmeden herkesin dikkatini çekti. On yaşlarında gösteren bir erkek çocuk sevinçten zıplarken yöresel Türkçesiyle şöyle bağırıyordu:

Yaşasın! Beş hafta okul yok.

Çocuktur. Öğretmeni, arkadaşları, başarı durumu, uyku düzeninin bozukluğu gibi nedenler ile benzer birçok etkenden dolayı okulunu sevmeyebilir. Ancak okulu sevmeyen, ders içeriklerine ilgi duymayan, ‘Corona tatiline’ sevinen bu tür çocukları önemli sorunlar bekliyor. Hayatın en uzun yarışı olan eğitim sürecindeki her türlü aksama çocuk ve yetişkinler için çoğu kez telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurur. Özellikle dezavantajlı bireyleri ve grupları yakından etkileyen bu durum eğitimle elde edilen hak veya ayrıcalıklara sahip insanları avantajlı bir konuma getirirken, halkanın zayıflarını her türlü yarışta geri bırakır. Çünkü eğitime verilen ara her çocuk/birey üzerinde aynı olumsuz etkiyi bırakmaz. Bazı çocuklar öğrendiklerini büyük oranda muhafaza ederken diğerleri unuttukları bilgiler üzerine yenilerini bina etmekte oldukça zorlanır. Tatil, hastalık, salgın, savaş hâli, doğal afet gibi nedenlerle okuldan veya eğitim sürecinden uzak kalan çoğu çocuk öğrenme motivasyonunu bir şekilde yeniden kazanırken; okulunu sevmeyen, farklı nedenlerle öğrenme zorluğu yaşayan çocuklar böylesi dönemlerde motivasyonlarını iyice kaybeder. Sevmediği okulun kapanmasını fırsat bilen bu tür çocuklar sonuçta eğitim maratonunda iyice geri kalır.

Eğitim de ibadet gibidir. Her koşulda, isteyerek, süreklilik içinde ve bir takvime bağlı olarak yapıldığı oranda anlam kazanır.

Şu farkla ki ibadetleri büyük oranda telafi/kaza etmek mümkünken, yapıl(a)mayan eğitimin telafisi sanıldığı kadar kolay değildir. Yazık ki Covid-19 salgını nedeniyle eğitime verilen zorunlu aranın çocuklar üzerinde sonuçlarını kestiremediğimiz, veri yokluğu nedeniyle henüz analiz edemediğimiz bir sürü olumsuz etkisi mevcut. İşin vahim tarafı şu ki, bu süreç zaten bir şekilde dezavantajlı olan bireyleri, grupları daha da yoğun etkileyecek. Bu nedenle daha fazla vakit kaybetmeden tüm çocukları yeniden okul sıraları ile buluşturmak gerekiyor. Uzaktan, online, ön, evde veya kendi başına öğrenme/eğitim birbirine alternatif olabilecek değil, ancak birbirini tamamlayabilecek yöntemler olabilir. Bu nedenle profesyonel eğitmenlerin nezaretindeki örgün eğitimin yerini dolduracak bir alternatif bulmak hiç de kolay değil.

Devlet ve yetkili diğer kurumları temel bir hak olan eğitimin sürekliliğini sağlamak için gerekeni yapmalı ve salgının bu süreci baltalamasına daha fazla müsaade etmemeli. Kuşkusuz bu süreçte anne ve babaların erteleyemeyecekleri sorumlulukları var. Unutmamalı ki okul çocuğun eğitiminden okul takvimi ve ders programı bağlamında sorumludur. Anne, baba ve veliler ise her daim çocuğun eğitim hakkına ilişkin sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır. Bu bağlamda okulunu sevmeyen, öğrenme konusunda isteksizlik gösteren, ‘Corona tatili’ nedeniyle motivasyonunu iyice kaybeden bir çocuğu okul ile barıştıracak olan en önemli aktör yine anne, baba veya çocuğun velayetine sahip diğer kişilerdir.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

18 − seventeen =