Sanae Takaichi Japonya’nın ilk kadın başbakanı olmaya hazırlanıyor

Sanae Takaichi Japonya’nın ilk kadın başbakanı olmaya hazırlanıyor

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) başkanlığına seçilen Sanae Takaichi, ülke tarihinin ilk kadın başbakanı olmaya hazırlanıyor.

PANORAMA - NEWS 05 Ekim 2025 DÜNYA

Ancak Takaichi’nin politikaları, toplumun hâlâ büyük ölçüde ataerkil yapısını yansıtan Japonya’da oldukça muhafazakâr bulunuyor. 64 yaşındaki Takaichi, ilham kaynağı olarak gördüğü eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’ın izinden gittiğini söylüyor. Yeni lider, göreve resmen bu ayın ilerleyen günlerinde başlayacak.

“Kuzey ülkeleri seviyesinde kadın bakan” sözü

Takaichi, oluşturacağı kabinede “İskandinav ülkeleri seviyesinde kadın temsili” sağlamayı vaat etti. Görevini devreden Başbakan Shigeru Ishiba’nın kabinesinde yalnızca iki kadın bakan bulunuyordu.

Ayrıca Takaichi, kadın sağlığı konularında farkındalık yaratmak istediğini ve kendi menopoz deneyimini açıkça paylaşarak bu konulardaki tabuların kırılması gerektiğini dile getirdi.

Buna karşın, Takaichi’nin toplumsal cinsiyet politikaları, Japonya’nın zaten muhafazakâr olan LDP çizgisinin de sağında kalıyor.

Kadın soyadı, eşcinsel evlilik ve imparatorluk yasası

Takaichi, evli çiftlerin aynı soyadını taşımasını zorunlu kılan 19. yüzyıldan kalma yasanın değiştirilmesine karşı çıkıyor. Bu durum, Japonya’da kadınların büyük çoğunluğunun eşlerinin soyadını almasına yol açıyor.

Ayrıca Japon imparatorluk ailesinde erkek varis geleneğinin korunması gerektiğini savunan Takaichi, eşcinsel evliliğe de “temelden karşı” olduğunu söyledi.

“Kadın hakları gündeminde bir değişim beklenmemeli”

Tokai Üniversitesi’nde siyaset ve toplumsal cinsiyet üzerine çalışan Profesör Yuki Tsuji, Takaichi’nin “kadın hakları ya da toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarına ilgi göstermediğini” belirterek,

“Bu nedenle, önceki LDP hükümetlerine kıyasla bu alanda bir değişim beklenmemeli,”
dedi.

Tsuji, bir kadının başbakanlık koltuğuna oturmasının sembolik olarak çok önemli olduğunu vurgulasa da,

“Beklentileri karşılayamazsa, bu durum Japonya’da kadın liderlere yönelik olumsuz algıyı güçlendirebilir,”
uyarısında bulundu.

Japon kadınları umutlu ama temkinli

Tokyo’da ofis çalışanı olan 50 yaşındaki Yuka, Takaichi’nin seçilmesini “gurur verici” olarak nitelendirdi:

“Dünyaya artık Japonya’nın bir kadın lideri olabileceğini gururla söyleyebiliriz,” dedi.

Ancak Yuka, Takaichi döneminde kadın hakları alanında büyük ilerleme beklemediğini de sözlerine ekledi.

Japonya’da iş dünyasında kadınların konumu hâlâ sınırlı. 2021 verilerine göre kadınlar, yönetici pozisyonlarının yalnızca yüzde 13,2’sini elinde tutuyor — bu oran, OECD ülkeleri arasında en düşük seviye.
Ülke, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda 148 ülke arasında 118. sırada yer aldı.

Siyasette düşük temsil, cinsiyetçi tavırlar

Kadın milletvekilleri, Japonya Parlamentosu’nun alt kanadında yalnızca yüzde 15 oranında temsil ediliyor. Bunun istisnalarından biri, üç dönemdir Tokyo Valiliği görevini sürdüren Yuriko Koike. Koike, ücretsiz kreş gibi kadın dostu politikalarla öne çıkıyor.

Ancak kadın siyasetçiler, hem ev ve iş yaşamını dengelemekte zorlandıklarını hem de cinsiyetçi söylemlere maruz kaldıklarını sıkça dile getiriyor.
Eski Başbakan Yardımcısı Taro Aso, 2024’te dönemin Dışişleri Bakanı Yoko Kamikawa’yı “teyze” ve “pek güzel değil” diye nitelendirmişti.

#MeToo etkisiz, kadınlar hâlâ sessiz

Japonya’da #MeToo hareketi ise sınırlı etki yarattı. Cinsel saldırı mağdurlarının çok azı sesini duyurabiliyor. Sesini yükselten az sayıdaki kadın — eski asker Rina Gonoi ve gazeteci Shiori Ito — cesaretleriyle övülse de yoğun çevrimiçi nefretin hedefi oldular.

23 yaşındaki bakım çalışanı Ryuki Tatsumi, Takaichi’nin olası başbakanlığıyla ilgili olarak,

“Geçmişte kadın imparatorlar vardı ama hiç kadın başbakan olmadı. Bu, Japonya’nın ilerlemesi için bir fırsat olabilir,”
dedi.

ÖNE ÇIKANLAR