BM özel raportörü Francesca Albanese, İsrail’in Filistinlilere yönelik uygulamalarını ele alan son raporunu kamuoyuyla paylaştı.
BM Cenevre yerleşkesinde, “İşkence ve Soykırım” başlıklı raporuna ilişkin basın açıklaması yapan Albanese, İsrail’in Filistinlilere yönelik psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamalarının münferit değil, sistematik ve stratejik olduğunu savundu.
Albanese, söz konusu uygulamaların yalnızca cezalandırma amacı taşımadığını, Filistin toplumunun kolektif direncini kırmayı hedeflediğini belirterek, “İşkence, Filistin halkına yönelik soykırımın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.” ifadelerini kullandı.
Albanese konuşmasına şöyle devam etti:
“BM İnsan Hakları Komisyonuna sunduğum bulgular son derece sarsıcıdır ve harekete geçme zorunluluğu her zamankinden daha acildir. İsrail’in Filistinlilere karşı psikolojik ve fiziksel işkence kullanımının istisnai olmadığını belgeledim.Bu yalnızca cezalandırıcı değildir; stratejiktir, bilinçlidir ve İsrail’in Filistinlilere yönelik yürüttüğü soykırımın ayrılmaz bir parçasıdır.”
Albanese, raporunda işkence ile soykırım arasındaki ilişkiye odaklandığını vurgulayarak, işkencenin soykırımın bir parçası olduğunu, uygulandığı yoğunluk içinde bedenleri parçaladığını, psikolojik bütünlüğü bozduğunu ve nihayetinde onuru ile kolektif direnci yok ettiğini kaydetti.
“Kısa süreli gözaltılar bile derin ve geri döndürülemez izler bırakıyor”
Kısa süreli gözaltıların dahi Filistinliler üzerinde derin ve çoğu zaman geri döndürülemez izler bıraktığını belirten Albanese, bunun yalnız bireyler üzerinde değil, aileler ve topluluklar üzerinde de etkili olduğunu söyledi.
Bazı Filistinlilerin uzuvlarını kaybetmiş halde geri döndüğünü, bazılarının maruz kaldıkları yaralanmalar sonrasında anestezi uygulanmadan amputasyona uğradığını ifade eden Albanese, bazı kişilerin aklını, sesini veya görme yetisini kaybettiğini dile getirdi.
“18 bin 500’den fazla Filistinli tutuklandı, 1500’ü çocuk”
Ekim 2023’ten bu yana şiddetin dramatik biçimde arttığını vurgulayan Albanese, son iki yıl içinde 18 bin 500’den fazla Filistinlinin tutuklandığını, bunların 1500’ünün çocuk olduğunu bildirdi.
Bugün yaklaşık 9 bin Filistinlinin halen tutuklu bulunduğunu belirten Albanese, bunların 300’ünün çocuk olduğunu, tutuklu nüfusun yarısının ise herhangi bir suçlama ya da yargılama olmaksızın tutulduğunu ifade etti.
İsrail’in hukuken işgal altında tuttuğu topraklarda Filistinlileri tutuklama ve alıkoyma yetkisinin bulunmadığını savunan Albanese, bu nedenle binlerce kişinin zorla kaybedildiğini ileri sürdü.
“Raporda yer alan işkence yöntemleri”
Albanese, tarihsel olarak Filistinlilere karşı işlenen ihlaller arasında daha önce bulunmayan zorla kaybetmelerin artık yeni bir unsur olarak ortaya çıktığını belirterek, bugün yalnızca kitlesel tutuklamalara değil, bu tutuklamalar içindeki kötü muamelenin normalleşmesine tanık olunduğunu söyledi.
Gözaltında ölen tutukluların sayısının benzeri görülmemiş seviyeye ulaştığını dile getiren Albanese, bunun yalnız hapishane içinde yaşananlarla sınırlı olmadığını söyledi.
Albanese raporda yer alan işkence yöntemlerini şu ifadelerle anlattı:
“Belgelenmiş uygulamalar arasında şunlar yer almaktadır, ağır dayak, kasıtlı kemik kırma, uzun süreli kelepçeleme ve göz bağlama, uykusuz bırakma, aç bırakma, tıbbi bakımın engellenmesi, cinsel istismar, tecavüz. Tecavüz erkeklere, kadınlara ve çocuklara uygulanmıştır. Gözaltında ölen tutukluların sayısı benzeri görülmemiş düzeye ulaşmıştır. Meselenin diğer yönü ise şudur: Soykırımsal eylemler, hedef alınan grubun tamamı açısından hapishane duvarlarının ötesinde de bir işkence biçimi oluşturmaktadır. Kanıtlar göstermektedir ki işkence, bugün tüm işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in uygulamalarının belirleyici özelliği haline gelmiştir. Bu, yalnızca cezalandırmak için değil; bireyleri kırmak, toplulukları parçalamak ve nihayetinde bir halkı toprağından koparmak amacıyla tasarlanmış işkenceci bir ortam yaratmaktadır.
“İşkence, tüm işgal altındaki Filistin topraklarında belirleyici unsur haline geldi”
Soykırımsal eylemlerin hedef alınan grubun tamamı açısından hapishane duvarlarının ötesinde de işkence biçimi oluşturduğunu savunan Albanese, elde edilen kanıtların işkencenin bugün tüm işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in uygulamalarının belirleyici özelliği haline geldiğini gösterdiğini ifade etti.
Bunun yalnızca cezalandırmak için değil, bireyleri kırmak, toplulukları parçalamak ve nihayetinde bir halkı toprağından koparmak amacıyla tasarlanmış bir ortam yarattığını dile getiren Albanese, “Bugün işgal altındaki Filistin topraklarında hiçbir yer güvenli değildir.” dedi.
“Tüm sivil nüfus hedef haline geldi”
Tüm sivil nüfusun askeri hedef ve etnik temizlik hedefi haline geldiğini savunan Albanese, altyapının yok edilmesi, kitlesel yerinden edilme, aç bırakma ve ailelerin topluca hedef alınmasının yalnız Gaza Strip ile sınırlı kalmadığını belirtti.
Bu uygulamaların benzeri görülmemiş insani acı koşulları yarattığını ifade eden Albanese, Batı Şeria ve Kudüs’te yaygın gözetim, yerleşimci şiddeti, askeri baskınlar ve zorla yerinden etmenin kalıcı psikolojik baskı oluşturduğunu kaydetti.
“Bu münferit olaylar değil, tasarlanmış bir sistem”
Bu eylemlerin tek tek değerlendirildiğinde alarm verici olduğunu ancak birlikte ele alındığında çok daha rahatsız edici bir tablo ortaya koyduğunu belirten Albanese, bunun tesadüfi değil tasarlanmış bir sistem olduğunu söyledi.
Söz konusu sistemin İsrail içinde yürütme kararları, gözaltı yetkilerini genişleten yasama değişiklikleri, yargı uygulamaları ve kamu söylemiyle desteklendiğini ifade eden Albanese, işkencenin siyasal olarak savunulan, toplumsal olarak üretilen ve kamuoyu tarafından içselleştirilen kolektif bir girişime dönüştüğünü dile getirdi.
“Soykırım Filistinliler için nihai işkence biçimi haline geldi”
Raporda ulaşılan sonucun açık olduğunu belirten Albanese, soykırımın Filistinliler için nihai işkence biçimi haline geldiğini söyledi.
Bunun halkın tamamını, toprağın tamamında, yalnızca yaşamlarını değil, gelecekte var olma ihtimalini ve kendi kaderini tayin hakkını ortadan kaldırmaya yönelik yöntemlerle hedef aldığını kaydeden Albanese, hukuken bu eylemlerin hem işkence hem de soykırım fiilleri oluşturduğunu savundu.
“Uluslararası sistem sınanıyor”
Hukuki tanımların ötesinde göz ardı edilemeyecek ahlaki bir açıklık bulunduğunu belirten Albanese, hükümetlerin harekete geçmesi gerektiğini söyledi.
Bunun yalnızca geçmişte işlenen ve halen süren suçlar için hesap sorulması meselesi olmadığını ifade eden Albanese, uluslararası sistemin en ağır ihlaller karşısında anlamını koruyup korumadığının sınandığını dile getirdi.
Albanese, vahşetleri önlemek ve yeni bir dünya çatışmasını engellemek amacıyla kurulan sistemin böylesi tehditlerle karşılaştığında harekete geçip geçemeyeceğinin sorgulandığını belirterek, rapor boyunca toplanan tanıklıkların insanların maruz kaldığı dehşetin artık bekleyemeyeceğini gösterdiğini kaydetti.
“Bu artık ertelenemez”
Birçok kişinin katlanmak zorunda bırakıldığı ağır koşulların derhal eylem gerektirdiğini vurgulayan Albanese, bunun daha fazla ertelenemeyeceğini söyledi.
Albanese, “Sonuç olarak mesele, bir halkın acısının ve insanlıktan çıkarılmasının normalleştirilmeye devam edip etmeyeceği ya da nihayet buna karşı harekete geçilip geçilmeyeceğidir.” değerlendirmesinde bulundu.
