Ancak gösteriler zaman zaman yağmalama olaylarına da sahne oldu. Peki ama gösteriler kısa sürede neden şiddet sarmalına dönüştü?

Yazarımız Dr. Ünal Bilir’ bu haftaki video yorumunda bu soruya yanıt aradı.

Olayların iki homojen cephesi olmadığına dikkati çeken Bilir “bir yanda ırkçılığa gösterilen haklı ve meşru bir tepki var. Sokakları dolduran göstericiler polisin devlet adına kullandığı meşru gücü bir cinayet aracına dönüştürmesinden, siyahi vatandaşlara yönelik ırkçı tutumundan şikayetçi. Ancak göstericiler sadece bu kişilerden ibaret değil. Çünkü gösterileri ustaca yönlendiren şiddet profesyonelleri de iş başında” dedi. ‘Polisle çatışma, etrafı yakıp yıkma merakındaki bu kişiler için şiddetin bir hayat tarzı olduğunu’ belirten Bilir sözlerini ‘tabii kaos ortamını yağma ve hırsızlık için kullanan fırsatçıları da unutmamak gerekiyor’ şeklinde sürdürdü.

Aynı şekilde gösteri karşıtı cephenin de kendi içinde homojen olmadığını ifade eden Dr. Bilir şunları söyledi: Göstericilerin haklı tepkisini anlayışla karşılayan, hatta zaman zaman göstericilerle omuz omuza eylemlere katılan polisler bile var. Ancak fırsatını bulmuşken cop kullanmaya, biber gazı ve plastik mermi sıkmaya meraklı güvenlik güçleri de var. Tabii göstericiler arasına kamyonuyla dalan adam örneğinde olduğu gibi devletin müdahalesini yetersiz görüp şiddet arzusunu tatmin etmeye kalkan siviller yok değil.

Gelinen noktada şiddet profesyonelleri ile sertlik yanlısı güvenlik güçlerinin şiddet sarmalının ana aktörleri hâline geldiğini söyleyen Bilir bundan sonrası için şu uyarıda bulundu: Eğer olaylar bu şekilde devam ederse kazanan ırkçılık karşıtı cephe değil, şiddet lobisi ve baskıcı çevreler olacak. Çünkü şiddetten beslenen çevrelerin eli daha güçlü. Ancak her şeye rağmen sağ duyulu davranmaktan başka çare de yok. Çünkü her türlü şiddet yeni bir şiddet dalgasına davetiye çıkarır. Kaos yeni baskıcı politikaları meşrulaştırırken, yağmacılık da ırkçıların ekmeğine yağ sürer.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

fifteen − 13 =