Benden ‘Ev benim değil ki satayım, kiracıyım’ yanıtını alan meraklı teyzeler sonunda ‘hımm’ diyerek ağızlarından baklayı çıkardı: “Bugün bir kadın ve bir erkek gelerek senin evin resmini çekti.

Biz ilkin evi satacak emlakçı zannettik. Ama telaşlı, garip bir hâlleri vardı. Zaten sadece kapının resmini çekip, hemen gittiler. Biz açıkçası keşif yapan hırsız olmalarından şüphelendik, o yüzden arabanın plakasını aldık. İstersen polisi ara, biz de şahit oluruz”.

Doğrusu biraz tedirgin oldum olmasına, ancak olayı fazla da önemsemedim. Gelenler hırsız olsa ‘hâlime acıyıp sadaka bırakır gider’ diye düşündüm. Meraklı teyzelerin verdiği, plaka yazılı kâğıdı da attım gitti.

Daha sonra bir vesileyle olayı anlattığım bir arkadaşım gülerek ‘Gelenler hırsız falan değil, istihbarat siyasi yazılar yazmaya başladın diye seni takibe almış belli’ dedi. Arkadaşımın ‘komplo teorisi’ ne derece doğrudur bilinmez, lakin ben bu işe çok sevindim. Etrafta bir süre ‘Artık istihbarat örgütlerinin yakın takibe aldığı, önemli bir gazeteci-yazarım’ diye hava attım. Amma velakin havam fazla sürmedi. Bakın, neden?

Geçenlerde dil kursundan tanıdığım bir diğer arkadaşa rastladım. Ayaküstü hoşbeş ettikten sonra birden ‘Hayrına sana önemli bir haber vereyim’ dedi. Heyecanlandım tabii. O da nazlanmadan hemen anlattı.

Evindeki pencere profillerinden biri bozulunca, yaptırmak için Türk bir usta çağırmış. Usta pencereyi tamir ederken havadan sudan konuşmuşlar bir süre. Arkadaş bakmış ki usta ısrarla Türkiye’den neden geldiğini, memlekette ne iş yaptığını, burada başka kimleri tanıdığını soruyor; sorarken de garip bir tedirginlik yaşıyor, adamı rahatlatmak için bir şeyler söylemiş. Ardından ona çay kahve ikram etmiş. Usta ev sahibinin samimiyet ve ikramlarından dolayı ‘vicdan’ yapmış olmalı ki ‘Kardeş ne olur, sorularıma kızma. İstihbarat bizi toplayıp bundan sonra tamire gittiğiniz evlerdeki Türkler kimin nesidir, aralarında cemaatin adamı var mı öğrenip bize bildireceksiniz diye talimat verdi’ demiş. Arkadaş da ‘Aaa! O zaman beni hemen yaz’ demiş. Adamcağız önce dağılmış, ama sonradan ‘Abim bu nasıldı, şu kimdi’ diyerek gerekli bilgileri almış ve gitmiş.

Şimdi diyeceksiniz ki, sen bu işe niye alındın? Ben bu olayı duyuncaya kadar ‘Anlı şanlı ajanların yakın takibe aldığı, önemli bir gazeteci-yazarım’ diye hava basarken, olay vesilesiyle anlaşıldı ki istihbarat herkesi takibe almış. Kısacası sıradan biriymişim meğer. Neyse hiçbir istihbarat örgütünün takibe almadığı vatandaşlara göre yine de şanslı sayılırım.

Bu arada bizim sokağa gelip kapımın resmini çeken hanımefendi ile beyefendi gerçekten ‘007’ takımından iseler kendilerinden küçük bir ricam var: İkamet ettiğim adres ile telefonum devletin farklı kurumlarına yazdığım dilekçelerin sol alt köşesinde zaten var. Merak eden adresi girdiğinde Google ‘Aha burası’ diye evimi zaten gösterecek. Hâl böyleyken buraya kadar yakıt harcayıp, devletin parasını çarçur etmek sizin gibi ‘yüreği imanla, vatan sevgisiyle dolu ajanlara’ yakışıyor mu? Üstelik bir de mahallenin ‘meraklı teyzelerine’ enseleniyorsunuz. Velhasılıkelam bu ‘operasyonu’ sizin klasınıza yakıştıramadım.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

1 × one =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.