Malumunuz Türkiye salgın riskine karşı geçtiğimiz günlerde kamuoyunda ‘yeni infaz/af yasası’ olarak bilinen bir düzenleme ile koşullu salıverilme oranını yarıya indirirken; konuya ilişkin çoğu kanunda değişikliğe gitti. Uyuşturucu, cinsel istismar, kadına şiddet ve terör suçlarını kapsam dışı bırakan düzenleme sayesinde birçok insan ramazan öncesi özgürlüğüne kavuştu.

Bir dostum dün iftara yakın ‘sitemde bulunmak’ için aradı. “Dünya hapishanedeki mafya üyelerine yapılan kötü muamele yüzünden ayağa kalktı, ancak hiçbir suçu olmadığı hâlde ‘terörist’ damgası yiyerek mahkûm olan insanlar için kimse ağzını açmıyor. Hırsızı, dolandırıcısı, yetim hakkı yiyeni, ihaleye fesat karıştıranı çıktı. Ama bebekli anneler ‘terörist’ diye zindanda kaldı” dedi ve “Bu zulüm ne zaman bitecek” diye sordu.

Konuya ilişkin sustuğumu düşünen ve bu nedenle sitem eden dostumun sorusunu “İnşallah kırkıncı haramiden sonra” diye yanıtladım. Öfkeli ve ağlamaklı bir ses tonuyla konuşan arkadaşım önce şaşırdı, sonra “Ne alakası var” diye tepki gösterdi. “Hem de çok alakası var” dedim. Bakın nasıl?

Eskiden sağa sola kervan sevk eden, yoksulları koruyup kollayan hatırı sayılır bir adam günün birinde hem emtia taşıyacak hem de beraberinde yolcuları götürecek büyük bir kervan hazırlamış. Hâliyle kervandakilerin can ve mal emniyetini sağlayacak, kervanı menzile kadar sağ salim götürecek bir muhafıza ihtiyaç duymuş. Fakat kendisine başvuran adamları pek gözü tutmamış. Sonra bir dostu “Ben birini tanıyorum. Hem işini iyi yapar hem de çok muhterem biridir” demiş.

Dostunun tavsiyesi üzerine ‘muhteremi’ işe alan ve kendisine kervanı emanet eden adam yolcu ve tüccarları dualarla uğurlamış.

Normal koşullarda dağ yollarında, dar geçitlerde kervana saldıran haramiler nedense bu kez kervanın yolunu düz ovada keşmiş. Amaçları ani bir baskınla alabildiklerini alıp kaçmakmış. Hızlı bir şekilde birkaç devenin yükünü soymuşlar. Tam kaçıp gidecekleri sırada bakmışlar ki kervanbaşı müdahale etmeden öylece duruyor. ‘Adam galiba korkak, fırsat bu fırsat daha da alalım’ deyip kervandaki tüm yüklü develeri bir kenara ayırmışlar. Bakmışlar muhafızda yine bir hareket yok, bu kez de kadınların ziynet eşyalarını toplamışlar. Kervandakiler hâliyle muhafıza tepki göstermekte gecikmemiş. “Be adam! Tüm malımız mülkümüz gitti. Sen istifini bozmuyorsun. Bir şeyler yap” dediklerinde muhafız “Dünya malı ne olacak, bir daha kazanırsınız” demiş.

Haramiler bu arada muhafızın dervişane tavrından cesaret alıp iyice zıvanadan çıkmış. İtiraz eden erkekleri öldürüp, kadınlara musallat olmaya başlamışlar. Onca namus, ırz talan edilirken muhterem olanlara bakıp “İmtihan dünyası, yapacak bir şey yok” demiş.

Kervan soyulurken, insanlar katledilirken, kadınlar tecavüze uğrarken gıkını çıkartmayan muhafız sonunda haramileri bile çileden çıkartmış. Düşünüp taşınmışlar. ‘Adamın haysiyetine dokunacak bir şey yapalım’ düşüncesiyle ‘buna da tecavüz edelim’ demişler. O da ne? Haramiler sıraya girip icraata geçedursun, muhterem bir iç çekmiş ve “Kader, demek ki bunu da görecekmişiz” demiş.

Otuz dokuz harami işini bitirip sıra kırkıncı haramiye gelince adam biraz huylanmış. Kırkıncı harami de işini bitirmek üzereymiş ki muhafız silkinip kendine gelmiş. Kılıcı çekip önüne gelen birkaç haramiyi nara atarak oracıkta öldürmüş. Haramiler bakmışlar ki pabuç pahalı alabildikleri eşyaları alıp tabana kuvvet kaçmışlar.

Kervanbaşı ardından sağ kalan adamlar ile yüklü develeri bir araya toplamış. Kadınları teselli edip, kervanı sağ salim hedefe götürmüş.

Gel zaman git zaman hatırı sayılır adam tekrar bir kervan organize edip, muhafız arayışına girmiş. Fakat yine doğru dürüst birini bulamamış. Dostu ise “İstersen yine o arkadaşı vazifelendirelim” demiş.

Kervan sahibi dostuna şöyle bir bakmış ve “İyi de mübarek! Ben bu adamı kızdıracak kırk tane haramiyi her zaman nasıl bulacağım” demiş.

Bilmem anlatabildim mi?

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

eight + 19 =