Üç beş arkadaş muhabbet ederken biri; bir kaç gün önce bir arkadaşına bir isteğini ”söylemeye utandığından” bahseder. Bunun üzerine bir süre utanma duygusu üzerinde konuşulur.

İrdelediklerinde o isteğin zarar verici, aldatıcı ya da başka utandırıcı  bir özelliği olmadığı anlaşılması hiç de zor olmadı.

Zaman zaman “utanma” ve “çekinme” kelimeleri hatalı olarak birbirinin yerine kullanılabilmektedir. Utanma ahlaki olarak saygı uyandıran bir anlam da taşırken, çekinme olumlu bir çağrışım oluşturmaz.

Utanma; sınır tanıma bilmeyen dürtüselliğe ve gerçeği çarpıtma isteğine karşı çeki-düzen vermede rolü önemli olan bir duygudur. Sosyal hayatın ahenkli ve huzurlu yaşanmasında da büyük bir katkısı vardır.

Çekinme; kişinin yaşamında sahip olduğu bilgi, tecrübe ve yetenekleri, verimli bir şekilde  kullanılabilmesini kısıtlar. Diğerinde/diğerlerinde kendisi hakkında oluşabileceğini düşündüğü olumsuz değerlendirmeler çekinmenin kaynağını oluşturur.

Bu durumda kişi ikili ilişkilerde ya da topluluk önünde isteklerinin, düşüncelerinin ya da davranışlarının beğenilmeme, onaylanmama, alay edilme, küçük düşme, hafife alınma, dışlanma ve meydana gelebilecek başka olumsuzlukların nedeni olabileceği endişesi ile istek ve düşüncelerini ifade etmekten kaçınır.

Her hangi bir insan geçmişden bugüne getirdiği, uzun süre farkında bile olmadığı  hayatını zorlaştıran ve kısıtlayan  özellikler taşıyabilir. Öncelikle insanın kendisine ayna tutup eksik gedik neyi varsa görünür hale getirmesi ne kadar önemlidir değil mi? Sonra da onların herbirini tamamlama, düzenleme çabasına koyulup çok daha verimli ve kaliteli bir yaşama ermenin mutluluğunu yudum yudum hissederken, birlikte yaşadıklarına da ilham kaynağı olması güzel olmaz mı?

Yorum: Sinan Can

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.