Nasip… Anlamı çok güzeldir aslında, biliriz. Ancak bir geçiştirme ifadesi olarak sarf etmediğimizden emin olmalı. Önyargılarım bu konuda ciddi bir problem yaşadığımızı söylüyor bana. Kimsenin kalbini, niyetini bilme şansım olmadığından, bu çıkarım öncelikle benim, çoğunlukla böyle yaptığımın bir görüntüsüdür. Ve bunun fazlaca esprisini yazıp çizenler var diyerek konuyu genelleyip nefsimi temize çıkarayım müsaadenizle. Herhangi bir
Kimsenin kalbini, niyetini bilme şansım olmadığından, bu çıkarım öncelikle benim, çoğunlukla böyle yaptığımın bir görüntüsüdür. Ve bunun fazlaca esprisini yazıp çizenler var diyerek konuyu genelleyip nefsimi temize çıkarayım müsaadenizle. Herhangi bir olumsuzlukta başkaları ile birlikte olmanın bana nasıl bir faydası olacak ise…
Umarım önyargılarım sadece bana hastır. Haklı olmak istemiyorum, haklı olmak istenmemeli. Bu bir sorumluluktur çünkü. Yapılacak işlerin, yapmamız gerekenlerin çokluğuna işarettir aynı zamanda.
Öncelikle, nasip kavramını herhangi bir anlam yüklemeden sarf ediyorsak eğer, kendimize ihanet ediyor olabiliriz. Söylemimiz yalan, hatta Allah ile aldatma hükmünde olabilir. Kavrama yüklenmesi gereken anlamı nefsimize, menfaatlerimize feda etmektir yaptığımız. Nasip deriz ama muhatabımıza verdiğimiz değerdir önceliğimiz. Korktuğumuz veya sevdiğimiz kimselere verdiğimiz sözleri canımız pahasına yapmaya gayret ederiz de, dostlarımıza nasip deyip geçebiliriz.
Böyle bir laubalilik durumu, iyilerin daha iyi olması ile belki birey bazında kalabilir. Aksi halde toplumu ayakta tutan dinamikler zamanla zayıflar. Çöküş mukadderdir, tarih vazgeçilmezler ile doludur çünkü. İyi veya kötü her büyük hadise, küçük bir adım ile başlanan yolun sonunda bizi bekler.
Eğer cüz-i iradeyi inkar ederek nasip diyenlerden isek, yaptığımız her şey bizi yalanlar. Nasibi Allah’tan beklemek demek, sadece beklemeyi gerektirir çünkü. Allah sonsuz kudret sahibidir. Zalim değildir. Zulmetmek istese engel olabilecek de yoktur. Bu nedenle nasibimizi Allah’tan bekleyerek çalışmamızın veya elde edememe serzenişimizin bir açıklaması olamaz.
İsteklerimize ulaşabilmek en uygun tavır, elimizden geleni yaparak nasip deyip sonucu Allah’a havale etmek olmalı. Böylece iç huzuru bulabileceğimiz gibi insanlarla olan iletişimimizde de denge kurabilmemiz mümkün olabilir.
Bir hedefimiz vardır, olmalı da. Hatta kendimize bile söylemekten çekindiğimiz hedeflerimiz olmalı. Nasip deyip düştük ise yollara, sonsuzluk denizine yelken açmak bizi korkutmamalı. Dostlar vefasız, düşman azgın da olsa fark etmez çünkü. Olmazlar oluverir, O murat eylemiş ise.
Yaşadığımız her hadiseyi öğrenme fırsatı biliriz nasip ile. Düşersek yere, yeniden ayağa kalkma enerjimiz olur o bazen, kimseyi suçlamadan. Hatayı diğerlerinde aramak bize yalancı bir rahatlatma verebilir tabii ki. Ancak hesap sorabilmek, düşmanı güldürmemek, dostları üzmemek için zaman kaybetmemeli.
İşleri kolay eylemenin adıdır nasip. İnsanlara rağmen, insanlar için iyilik yapılamaz, iyi olunamaz. Biliriz ki bazı şeyler önceliklenmeli ama anlatılamaz dostlara. Veya dur bir saniye demek bile anlamsızlaşabilir bazen. Zaten hedefe kilitlendi ise gözler, ayaklara takılanları hissetmek ne mümkün.
Hedefe ulaştığımızda insanların takdirini beklememektir nasip. Kan revan, yorgun argın, ciddi bir efor sarf edilerek ulaşılan o noktada her şeyi alkışlara kurban etmek olur aksi. Takdir veya tekdir edilmeyi eşit görmeden o hedefe varılamaz zaten. Veya takdir ile motive olduğumuz hedefin bizim olması ne mümkün…
Bir de dostların isteklerine karşı nasip deriz. Böylece elimizden geleni yapmaya söz vermiş oluruz, imanımızca, farkındalığımızca.
Nasip öylesine bir kavramdır işte. Nasip nedir, bekleyenden dinlemeli aslında. Yaşamayan sadece anlam bulmaya çalışır öylesine. Hayatında ciddi bir dönüm noktası olur insanın bazen. Kendisince elinden gelen her şeyi yapar. Ve Rahman der, hayretle gelişmeleri seyreder. Tüm beklentileri söner yavaş yavaş. Bir şeyler vesile olur belki ama ilgisiz. Nasibi beliriverir en sonunda…
